AİHM KARARI SONRASINDA YOL HARİTASI

Ağır hak ihlallerinin neden olduğu mağduriyetleri giderebilmek için; etkili ve gerekli olmadığı bilinmesine rağmen, iç hukukta dava açılmakla birlikte, AİHM’ye başvuru yapılması tavsiyesinde bulunmuştuk.

AİHM başvurusu yapılırken iki aşamalı bir değerlendirme yapılacağı bilinmektedir. Birincisi, iç hukuk yolunun etkili ve gerekli olup olmadığı değerlendirmesi, ikincisi ise yaşananların hak ihlali olup olmadığı değerlendirmesidir.

Yaşananların hak ihlali olduğu konusunda hiç kimsenin bir şüphesi yoktur.

İç hukuk konusunda ise; bizzat mağduriyet yaşayanlar ve hukuki sürecin nasıl işlediğini bilenler Türkiye’de etkili bir başvuru yolu olmadığını çok iyi bilmektedir. Ancak AİHM, yaşanan hak ihlalinin boyutunu ve mahkemelerin çalışma sistemini tam olarak anlayamadığı için bizim beklediğimiz kararı vermekte zorlanmaktadır.

AİHM hakimleri, Türkiye’de hakimlerin duruşma salonlarında gözaltına alınması gerçeğini anlamakta zorlanmaktadır. Duruşma salonunda hakimin gözaltına alındığı sahneyi gören bir hakimin, kardeşi de başvursa, KHK kapsamında yaşanan haksızlığı giderecek bir karar almasının mümkün olmadığını anlayamamaktadır. Hukuk devleti olduğunu iddia eden bir ülkede bu şekilde ihlaller olabileceğini idrak edememektedir.

Ayrıca, AİHM’de dahil olmak üzere mahkemeler kural olarak dosyada yer alan delillere, argüman ve gerekçelere dayanarak karar vermektedir. AİHM Zihni/Türkiye kararında, her iki kanun yolunun etkisiz olduğunun başvurucu tarafından gösterilemediği belirtilmektedir. Başvuruda iç hukuk yolunun etkisiz olduğu tam olarak ileri sürülmüş olsa ve kararda tartışılmış olsaydı, karar bu şekilde olmazdı.

Mağdurlar, bu gerçeği bilerek hareket etmeli ve ağır hak ihlallerinin giderilmesi için yapılacak hukuki mücadelenin çok kolay olmayacağını kabul etmelidir. Bu süreçte yapılması gereken, Türkiye’de iç hukuk yolunun teoride (kanunlarda) ve pratikte (mahkeme uygulamalarında) olmadığı / etkili olmadığı gerçeğini somut örneklerle anlatmaya devam etmek olmalıdır.

Bu kapsamda yapılması gerekenler;

  • AİHM’ye müracaat etmiş olanlar, yaptıkları başvuruya ek olarak mevcut AİHM kararındaki olumsuz değerlendirmelere yönelik bir EK BEYAN dilekçesi göndermelidir. Bu yönde hazırlanacak ek beyan örneği kısa süre içinde siteye eklenecektir.
  • AİHM’ye henüz müracaat etmemiş olanlar her hâlükârda müracaat etmelidir. AİHM kararı da dikkate alınarak başvuru formunda bazı değişiklikler yapılacaktır. Güncellenmiş form da kısa sürede siteye eklenecektir. AİHM’ye yapılacak başvuruyu hukuk mücadelesinin bir parçası olarak kabul etmek gerekir. AİHM tarafından başvurunun reddedilmesi durumunda yeniden başvuru yapılması önünde bir engel yoktur.
  • İç hukuk yollarına hiç başvurmamış olanların, nasıl ve hangi gerekçelerle başvuru yapması gerektiği hususunda hazırlık yapılacaktır. Kısa sürede siteye eklenecektir. Dava açma veya AYM’ye başvuru süresini kaçıranlar; OHAL kapsamında alınan tedbirler sadece OHAL sürecinde geçerli olduğu için, OHAL’in sona ermesinden sonra izlenecek yol ile yeniden dava açma süreci başlatılabilecektir.
  • İdare Mahkemesine başvuru yapmış olanlar, dava sürecini takip etmeli. Ret kararı üzerine Bölge İdare Mahkemesine istinaf başvurusu yapılmalıdır. Bölge İdare Mahkemesi tarafından da ret kararı verilirse Danıştay’a başvuru yapılmalıdır.
  • AYM’ye başvuru yapmış olanlar bu süreci takip etmeli. AYM’ye yapılan başvurusu reddedilenler 6 ay içinde AİHM’ye başvurmalıdır. Daha önce başvuru yapmış olanlar; AYM kararından sonra yeniden AİHM başvurusu yapmalı önceki başvurularına da AYM red kararı ile ilgili ek beyan göndermelidir.
  • Hak arama mücadelesi, bizim gibi toplumlarda maalesef yorucudur. Hak ihlallerinin telafisini istiyorsanız, hukuki süreç sonuna kadar takip edilmelidir.
  • AİHM’ye gönderilecek EK BEYAN dilekçesine eklemek üzere; İdare Mahkemesi, Danıştay, AYM, AİHM veya diğer yargı mercilerinden tarafınıza tebliğ edilen tüm kararları mail atmanızı bekliyorum. Bu kararları bundan sonraki AYM & AİHM müracaatlarında ve Ek Beyanlarda ek olarak kullanarak, iç hukukta etkili bir yargı yolu olmadığı ortaya konulmaya çalışılacaktır. Bu kararları “ÖRNEK KARAR” etiketi / konusu ile gönderebilirsiniz.

MALLARA VE HESAPLARA TEDBİR KONULMASUYLA İLGİLİ İTİRAZ, AYM VE AİHM DİLEKÇELERİ EKLENDİ. ELKOYMA BAŞLIKLI BÖLÜMDE.

BYLOCK SUÇLAMASIYLA TUTUKLANANLAR İÇİN TAHLİYE TALEPLİ DİLEKÇE SİTEYE EKLENDİ.MAHKEMELERİN DEĞERLENDİRMELERİ VE HUKUKİ MÜTALAALAR EKLENDİ.

677 S KHK İLE İHRAÇLA İLGİLİ OLARAK YOL HARİTASI VE TÜM DİLEKÇELER, ‘MEMURİYETTEN ÇIKARTILMA’ BAŞLIĞI ALTINDA SİTEYE EKLENDİ.  

AİHM FORMU VE EK- 1 ŞİKAYETLERE İLİŞKİN AÇIKLAMAYA GÜNCELLEME YAPILMIŞTIR.

GÖNDERMEMİŞ OLANLAR SON HALİNİ İNDİRİP GÖNDEREBİLİR.

GÖNDERMİŞ OLANLAR İLERDE BİR EK BEYAN SUNABİLİRLER. YENİSİNİ GÖNDERMEYE GEREK YOK

AİHM TARAFINDAN VERİLEN VE HABER KONUSU YAPILAN KARARLA İLGİLİ AÇIKLAMA TWİTTER HESABINDA YAYINLANMIŞTIR.  

BİZZAT YA DA TEMSİLCİYLE YAPILACAK AİHM BAŞVURUSU İÇİN DOLDURULMUŞ ÖRNEK FORM EKLENMİŞTİR.

AİHM BAŞVURUSUNUN, USULÜNE UYGUN HAZIRLANMASI İÇİN NELER YAPILMASI GEREKTİĞİNİ ANLATAN BİR VİDEO EKLENMİŞTİR.

DANIŞTAY’IN KHK İHRAÇLA İLGİLİ VERDİĞİ KARARLA İLGİLİ YOL HARİTASI, ‘MEMURİYETTEN ÇIKARILMA’ KISMINA EKLENMİŞTİR.

 AİHM BAŞVURUSU KONUSUNDA YÖNELTİLEN BAZI SORULARA VERİLEN CEVAPLAR, ‘SORULARA CEVAPLAR’ KISMINA EKLENDİ

AYM’YE BAŞVURU YAPAMAYANLAR İÇİN  AİHM BAŞVURU FORMU EKLENDİ 

YAPACAĞINIZ BAŞVURULAR KAÇ NÜSHA OLMALI SORUSUNUN CEVABI; AİHM BAŞVURUSU 1 NÜSHA, AYM BAŞVURUSU 1 NÜSHA, İDARE MAHKEMESİ BAŞVURUSU 3 NÜSHA OLARAK TESLİM EDİLMELİDİR. HER YAPILAN BAŞVURUDAN 1’ER NÜSHADA KENDİNİZ İÇİN MUHAFAZA EDİN. GENEL BİR BİLGİ.

DANIŞTAY VE AYM’YE YAPILAN BAŞVURUNUN SONUCU BEKLENMEDEN AİHM BAŞVURUSU YAPILMALI. BU ŞEKİLDE BİR HAK KAYBI OLMAYACAĞI GİBİ YENİDEN BAŞVURULMASINA ENGEL DE DEĞİLDİR. AİHM TARAFINDAN ‘DOĞRUDAN AİHM’YE GİDİLMESİ GEREKİR’ DEĞERLENDİRMESİ İHTİMALİNE KARŞI YAPILMALIDIR.

 ÖNCELİKLE, SİTEDE BULUNAN ‘AİHM BAŞVURUSU KONUSUNDA PRATİK BİLGİLER’ BAŞLIKLI AÇIKLAMAYI OKUYUNUZ. ACELE ETMEDEN HAZIRLIK YAPIN, MÜMKÜNSE BAŞKA BİR ARKADAŞINIZA DA KONTROL ETTİRİN.

AİHM BAŞVURUSUNA, 12. SAYFADA YAZAN EKLERİN DIŞINDA BİR BELGE  EKLENMESİNE GEREK YOKTUR. AİHM BAŞVURU FORMUNDA YER ALAN UYARI AÇIKLAMALARI SİLİNMEYECEK. 

 

 

 

Kimin tarafından hangi amaçla yapıldığını bilmediğim ve vatanını seven herkes gibi lanetlediğim darbe girişimi sonrasında, sadece avukatlık yaptığım için evimde ve iş yerimde arama yapılarak gözaltına alındım ve yaşananlara bakıldığında şükür ederek adli kontrol kararıyla serbest bırakıldım.

Bir aylık sürede yaşadığım sıkıntılar ve avukat olarak çaresizliğime baktığımda, bu süreçte aynı muameleye maruz kalan herkesin aynı çaresizliği yaşadığını gördüm. Kendi yaşadıklarımdan yola çıkarak aynı süreci yaşayan insanlara, maruz kaldıkları mağduriyetlerle ilgili olarak yapılması gerekenler konusunda yol göstermesi amacıyla bu internet sitesini hazırladım.

Oluşturulan korku ortamı nedeniyle sorunları anlatacak ve yol gösterebilecek bir avukat bulmanın mümkün olmadığı tartışmasız bir gerçek. Bu nedenle avukat bulamayan kişiler için yapmaları gereken işlemlerin ne olduğu ve gerekli olan dilekçeleri paylaşacağım.

Hiçbir araştırma yapmadan ve ifade dahi alınmadan görevine son verilen ve çalışma imkanı elinden alınmış olan kişilerin neler yapabileceği,

Bir sabah ansızın 10’larca polis eşliğinde bir terörist gibi evinde arama yapılması nedeniyle maruz kalınan haksızlık karşısında neler yapılabileceği,

Suçlamanın ne olduğunu dahi söyleme gereği duymadan, ellerine kelepçe takılarak ne kadar süre kalacağını dahi bilmediği bir yere götürülen kişilerin maruz bırakıldığı kötü muameleye karşı neler yapılabileceği,

Akıl tutulmasının bir sonucu olarak somut hiçbir suçlama yöneltilmeksizin; savcı tarafından tutuklamaya sevk edilip tutuklanan kişilerin neler yapabileceğine dair bilgilere sitede yer vereceğim.

Darbeye karışmış ve destek olmuş birileri varsa elbette bulunmalı ve yasal gereklilik neyi gerektiriyorsa yapılmalıdır. Ancak, hiçbir şeyden haberi olmayan benim gibi binlerce insan; bir dönem herkesin içinde olmak istediği ve destek verdiği cemaatin içinde olduğu, cemaatin eğitim faaliyetlerine sözle destek olduğu, adı cemaatle alınan bir organizasyonun önünden geçtiği, uzaktan bir yakınının cemaatte olması ya da herkesin göndermek için can attığı okullara çocuğunu gönderdikleri gerekçesiyle bir terörist gibi derdest edilip tutuklanmakta ve mesleklerinden atılmaktadır. Bunun için de somut hiçbir delile ihtiyaç duyulmamakta, işyerinizde tartıştığınız bir arkadaşınızın sizi şikayeti yeterli kabul edilmektedir. Bu anlayışın hukuken de vicdanen de doğru olmadığı kanaatindeyim. Kendimin masum olduğuna inandığım gibi aynı gerekçelerle gözaltına alınan, tutuklanan ve mesleklerinden atılan insanların da masum olma ihtimallerinin kuvvetle muhtemel olduğuna inanıyorum.

Elbette bu durum adil bir şekilde yapılacak yargılama neticesinde ortaya çıkacaktır. Ben de insanların kendilerini savunabilmeleri amacıyla bu çalışmayı yaptım. Bir nebze de olsun faydalı olmasını temenni ediyorum.

ARAMA
  • Görevden alındıysanız, yaşananlara bakıldığında, arama işlemi yapılmasının muhtemel olduğu kabul edilmeli ve bu işleme hazırlıklı olunmalıdır. Zihni hazırlık yapılmazsa yaşananların etkisinin daha ağır olacağı bilinmelidir.
  • Eğer hakkınızda arama kararı verilmişse büyük ihtimalle sabah 5.00 ten itibaren polisler gelebilir. Arama için gelindiğinde kapınız çalınmalıdır. Zorla ya da kırılarak eve girilemez. Kapı dışından bir yerden de eve girilemez.
  • Kapıda bekleyen kişilere kim olduklarını, ve hangi amaçla geldiklerini sorabilir ve bilgilendirme isteminde bulunabilirsiniz.
  • Arama kararında belirtilen kişinin siz olup olmadığınızı, kimlik bilgilerinizi, kararda belirtilen adresin doğru olup olmadığını, kararın tarih ve saatini uygun olup olmadığını, aranılacak eşyaların neler olduğunu kontrol edebilir ve kolluk görevlilerine sorabilirsiniz.
  • Arama kararının tarihi, saati, gece mi, gündüz mü yapılacağı kontrol edilmeli ve yanlışlık varsa bu durum ifade edilmelidir.
  • Arama tutanağına imza atmayacak kolluk personeli arama mahalline giremez. Aramaya katılanların tutanağı imzalayıp imzalamadığına dikkat edilmelidir.
  • Arama esnasında hiçbir şeye dokunulmamalıdır. Bu sizin mi diye gösterilen bir CD, flash bellek, v.s. kesinlikle ELE ALINARAK kontrol edilmemelidir. Yani polisin uzattığı şeylere el sürülerek parmak izi bırakılmamalıdır.
  • Arama bitikten sonra yapılan işlemle ilgili olarak aramaya katılanlar tarafından tutanak hazırlanır. Bu tutanakta; kararının tarih ve sayısı, eğer hakim kararı yoksa savcılık tarafından verilen yazılı emrin tarih ve sayısı ( arama işlemleri savcı kararıyla yapılmaktadır), Aramanın yapıldığı yer, işleme başlama ve bitiş saati, Aramanın konusunun ne olduğu, Araçta, konutta, işyeri ve eklentilerinde arama yapılmışsa, aracın plaka numarası, markası, konutun, işyerinin ve eklentilerinin açık adresi belirtilmelidir. Aramanın sonucunda suç unsuru bulunup bulunmadığı, el konulan suç eşyasına ilişkin belirleyici bilgiler, Arama sonucunda yaralanma veya maddi bir zarar meydana gelip gelmediği, Arama işlemini yapanların adı, soyadı, sicili ve unvanı, hususları yer almak zorundadır.
  • Tutanakta bu hususların olup olmadığını, işleme başlama ve son verme saatlerinin doğru yazılıp yazılmadığını, el konulan eşyalar varsa doğru olarak tutanağa geçirilip geçirilmediği hususları kontrol edilmelidir. Gerçeği yansıtmayan ya da anlaşılmayan hususlar varsa şerh ve itirazi kayıt koyarak itirazların tutanağa yazılması istenmelidir. ŞERHE VE İHTİRAZİ KAYITA MÜSAADE EDİLMEDİĞİNDE TUTANAĞA İMZA ATILMAYACAĞI söylenmelidir.
  • Arama sonunda, şüpheyi haklı kılan bir şey elde edilmemiş ise bunu belirten bir belge verilmesini talep ediniz. Eğer elkoyma işlemi yapıldı ise, elkonulan eşyanın size ait olup olmadığına ilişkin görüş ve iddialarınıza da yer verilmesini talep edebilirsiniz.
  • Aranacak yerde bulunan kişilerin özel hayatlarına ve mallarına gereken azamî özen gösterilir.
  • Hakkınızdaki arama kararını ölçüsüz bir şekilde gerçekleştiren ve yasal haklarınızın kullanılmasını engelleyen Kolluk Görevlilerine ‘’haklarında suç duyurusunda bulunacağınızı ve ayrıca Adalet Bakanlığına karşı açacağınız tazminat davasında verilecek maddi ve manevi tazminat bedelinin yasa gereği kendilerine rücu edileceğini’’ usulünce anımsatınız.
GÖZALTI
  • Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, varsa avukatı veya kanunî temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, sulh ceza hâkimine başvurabilir.Gözaltı sürecinde avukat olmasa dahi eş veya birinci ve ikinci derece akrabalar ( baba, anne, reşit çocuk, kardeş, dede, nine, torun) itiraz işlemlerini yapabilirler.Gözaltı sürecinde Barodan tayin edilen avukat ifadeye katılma aşamasında bulunmaktadır. İfadede avukat bulundurma zorunluluğu olduğu için siz talep etmeseniz dahi Barodan avukat istenmektedir. Emniyet ile Savcılık ifadesinde ve tutuklamaya sevk edilirseniz Sulh Ceza Hakimliğinde yanınızda Barodan gönderilen bir avukat yer almaktadır. Barodan gelen avukatla ifade öncesinde görüşebilir ve haklarınızın ne olduğunu öğrenebilirsiniz.Kendi özel avukatınızla gözaltı sürecinde görüşmenize, yasal olmamasına rağmen, izin verilmemektedir.. Avukatla görüşemediğiniz durumda paniklememek ve sakin olmak önem arz etmektedir.
  • Gözaltına almaya gerekçe teşkil eden SOMUT DELİLLERİN neler olduğu kolluk görevlilerine sorulmalı ve ifade öncesinde
  • Somut suçlamaların ne olduğunun ifade öncesinde bildirilmesi istenilmelidir.
  • Uykusuz, yorgun, aç, psikolojik veya fizyolojik yönden iyi durumda değilseniz, ifade için süre istenebilir. Eğer ifade verilmek gerekiyor ise maruz kalınan sıkıntılar usulüne uygun bir şekilde ifade tutanağına yazdırılmalıdır.

İfade alma ve sorguda yasak usuller (CMK)

 

Madde 148 – (1) Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.

(2) Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.

(3) Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.

(4) Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.

(5) Şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir.

  • İfade aşamasında sorular açık, net ve anlaşılabilir olmalı yoruma dayalı ya da felsefi sorulara ya da bu konuda kişisel görüşünüz nedir gibi sorulara cevap vermek zorunda değilsiniz. Bu tür sorulara yorum yapmak yerine bilmiyorum demek daha doğru olur.
  • İfade esnasında, yorum, tahmin ve kanaat belirten ifadelerden uzak durulmalıdır. Sadece bilinen konularla ilgili cevap verilmeli, bilinmeyen konularda yorum yapmaktan kaçınılmalıdır.
  • Maalesef, kolluk tarafından ifadede delil elde etmek amacıyla hareket edilmektedir. Bu nedenle doğru olmayan sorular sormak, yanıltıcı bilgiler vermek suretiyle sizi yanıltmak istemektedirler. Bu nedenle bilmediğiniz hiçbir soruya cevap verilmemelidir.
  • Polis ifadesinin sonunda eklemek istediğiniz bir husus var mı şeklindeki soruya, yaşanılan kötü muamele varsa söylenmeli ve yasaya aykırı hiçbir faaliyet içerisinde bulunulmadığı ifade edilmelidir.

Etkin Pişmanlık adı üzerinde yaptığından pişman olma anlamına gelmektedir. Yasal düzenlemeye göre örgüt üyesi olan kişinin, örgütün faaliyeti kapsamında bir suçun işlenmesine iştirak etmemesi ve örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlayan bilgi verilmesi durumunda ceza verilmeyeceği belirtilmektedir.

 

Yasa dışı hiçbir faaliyet içerisinde olmamış bir öğretmen olarak, herhangi bir suçun işlenmesine iştirak etmemiş olmama rağmen etkin pişmanlıktan faydalanmak için ne yapılması gerektiği belli değildir. Çocuklarımı cemaate yakın olduğu bilinen okullara göndermek ya da Bankasya’da hesabın olmasından dolayı nasıl bir pişmanlık içerisinde olunması gerektiği belli değildir. Çocuklarımı cemaat okullarına gönderdiğim ve Bankasya’da hesabım olduğu için pişmanım demek yeterli midir? Belli değil. Milli Eğitim Bakanlığının denetimine tabi olan bir okula çocuğun gönderilmesi ya da denetim altında bulunan bir bankada hesabın olması suç mudur ki bundan dolayı pişman olunduğu belirtilmeli. Bu konu biraz karışık ve hukuken de biraz sorunlu gibi.

 

Yasaya bakılacak olursa, ‘Örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeden yakalanan örgüt üyesinin, pişmanlık duyarak örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlamaya elverişli bilgi vermesi halinde, hakkında cezaya hükmolunmaz.’ Denilmektedir. Bu düzenlemeye göre örgütün dağılmasını ya da mensuplarının yakalanması için bilgi verildiğinde ceza verilmeyeceği belirtilmektedir.

Gözaltı işlemi yapıldığında bu durumun istenilen bir yakına haber verilmesi gerekmektedir. Yakınlarınızdan kime haber verilmesini istiyorsanız, o kişinin iletişim bilgilerini yanınızda bir not kağıdında bulundurmanız ya da ezberlemeniz iyi olur.

 

Eğer özel bir avukatınız varsa yakınınız tarafından avukatınıza bilgi verilmesi sağlanmalıdır. Kendi özel avukatınızla görüşmenize izin verilmese bile süreç avukatınız tarafından takip edilebilir.

 

Gözaltı sürecinin 30 güne kadar uzayabileceği düşünülerek sabırlı hareket etmek önemli. 30 gün boyunca gözaltında tutmaya bilirler ancak sürecin nasıl işleyeceğini baştan bilmek mümkün görünmemekte. Yapılması gereken ilk gözaltı kararına ve gözaltının uzatılması kararlarına karşı Sulh Ceza Hakimliğine itiraz etmektir.

 

Gözaltında yaşanabilecek en kötü sorun fiili işkenceye maruz kalınmasıdır. Aile fertleri işkence yapıldığına dair bilgi alırsa bunu ilgili birimlere yazılı ve sözlü olarak iletmelidir.

 

Gözaltı sürecinde tam olmasa bile yemek ihtiyacı giderilmektedir. Dışardan yemek götürülmesine izin verilmemektedir.

 

Gözaltı süreci uzadığında kıyafet götürülebilir. Kıyafet ihtiyacının giderilmesine süre uzadığında izin verilebilir.

TUTUKLAMA

Savcılık tarafından tutuklanmanız gerekçesiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildiğinizde, hakim karşısına çıkartılacaksınız. Size yöneltilen suçlamanın ne olduğunu hakim kısaca anlatır. Muhtemelen silahlı terör örgütü üyesi olmak suçlamasından tutuklanmanızın istendiği söylenecektir. Hangi eyleminizin gerekçe gösterildiği konusunda bir açıklama yapılmayacaktır. Emniyet ifadenizde size sorulan sorulara göre savunmanızı yapabilirsiniz. Hakim sözünüzü kesmeden sizi dinleyebilir bazen uzun olduğunu düşündüğünde sonlandırmanızı isteyebilir.

Size yöneltilen suçlamanın silahlı terör örgütü üyeliği/yöneticiliği olduğunu düşünerek savunma yapın. Bu suçu işlemiş olmanız için, örgüt mensuplarıyla bir araya gelerek silahlı bir örgüt kurma ya da kurulmuş bir örgüte üye olma konusunda anlaşmanız gerekir. Yine, silahlı örgütün kuruluş amacının da cebir ve şiddet kullanarak, baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemleri kullanmak suretiyle Anayasal Düzeni ortadan kaldırmak amacıyla kurulmuş olması gerekir. Bu suç taksirle oluşmaz. Bilerek ve isteyerek bu suç işlenebilir. Eğitim faaliyetinde bulunmak, sendika üyesi olmak, bankaya para yatırmak, çocuklarını özel okulda okutmak bu suçun işlendiğini göstermez.

Sulh Ceza Hakimliğine çıkartıldığınızda Baro tarafından size bir avukat görevlendirilmesi gerekmektedir. Avukat sizinle görüştüğünde kendisine suçlamaların neden haksız olduğunu kendinize göre anlatın.

Savunmanızda öncelikle size yöneltilen suçlamaların neden doğru olmadığını izah edin. Yasadışı bir eyleminizin olmadığını yaptığınız işlerden örnekler vererek izah etmeye çalışın. Kendinizden ve yaptığınız işlerden kısaca bahsedin. Eğer kendinizin ve ailenizin sağlıkla ilgili bir sorunu varsa bundan da bahsedin. Kaçmanızın ve delilleri karartmanızın neden mümkün olmadığını izah etmeye çalışın. Adli kontrol kararının sizin için neden yeterli olacağını anlatmaya çalışın.

Sizin anlattıklarınız bittikten sonra avukatınıza söz verilecektir. Avukat tarafından yapılacak savunma sonrasında hakim kararını vermek için ya ara verecek ya da hemen kararını açıklayacaktır. Eğer toplu olarak sevk edildiyseniz herkesin savunması bittikten sonra karar açıklanacaktır.

Hakim tarafından adli kontrol kararıyla serbest bırakılmanıza karar verildiyse, yurtdışı çıkış yasağı ve/veya haftanın belirli günleri karakola imza verme gibi tedbirlerin uygulanmasına karar verilmiştir. Bu karar sonrasında adliyede serbest bırakılacaksınız. Özgür bir şekilde evinize gidebilirsiniz. Yalnız bu karara karşı Savcının itiraz etme hakkı bulunmaktadır. Savcılık karara itiraz ederse bir sonraki Sulh Ceza Hakimliği itirazı inceleyecektir. İtiraz neticesinde hakimlik savcının itirazını reddederse serbest bırakılmanız kesinleşmiş olacaktır. Artık yeni bir delil olmadan tekrar gözaltına alınmanız söz konusu olmayacaktır. Ancak, gördüğümüz bazı örneklerden yeni bir delil gösterilerek tekrar gözaltı işlemi yapılmaktadır. Fakat bu düşük bir ihtimaldir.

Hakim tutuklanmanıza karar verdi ise kolluk tarafından bulunduğunuz ilin cezaevine götürüleceksinizdir. Tutuklama kararını avukatınız alabilir. Kararda soyut ifadelerle neden tutuklama kararı verildiğini görebilirsiniz.

Adliye aşamasında aileniz uzaktan da olsa sizin yanınıza gelebilir. Kolluk görevlilerinin insafına göre ailenizle kısa süreli görüşme imkanı sağlanabilir. Tutuklama olduğunda vedalaşmanıza da müsaade edilebilir.

Tutuklama kararından sonra hukuken yapılacak işlem 7 gün içerisinde verilen karara itiraz etmek olacaktır. Tutuklama kararı veren Sulh Ceza Hakimliğine verilecek dilekçe ile öncelikle verdiği karardan dönmesi talep edilecek, aksi taktirde bir sonraki Sulh Ceza Hakimliğine itirazın incelenmesi için gönderilmesi istenecektir.

Yapılan itiraz neticesinde sulh ceza hakimliği itirazınızı haklı görürse tutuklama kararının kaldırılarak derhal tahliye edilmenize karar verecektir. Bu karara karşı savcılığın itiraz hakkı bulunmamaktadır. Bu şekilde karar verildiği gün cezaevinden salıverileceksinizdir.

Eğer hakimlik itirazınızı haksız görür ve reddeder ise tutuklama kararınız kesinleşecektir. Bu karardan sonra gidilebilecek tek yol Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru olacaktır. Anayasa Mahkemesi tarafından inceleme maalesef uzun süre almaktadır.

Tutuklama kararı 30 günlük sürelerde dosya üzerinde incelenmektedir. İnceleme yapılma tarihleri öncesinde savcılığa dilekçe gönderebilirsiniz.

Ayrıca, tutukluluğunuzun sona erdirilmesi için süre sınırı olmaksızın sulh ceza hakimliğinden tahliye talebinde bulunabilirsiniz.

Etkin Pişmanlık adı üzerinde yaptığından pişman olma anlamına gelmektedir. Yasal düzenlemeye göre örgüt üyesi olan kişinin, örgütün faaliyeti kapsamında bir suçun işlenmesine iştirak etmemesi ve örgütün dağılmasını veya mensuplarının yakalanmasını sağlayan bilgi verilmesi durumunda ceza verilmeyeceği belirtilmektedir.

Yasa dışı hiçbir faaliyet içerisinde olmamış bir öğretmen olarak, herhangi bir suçun işlenmesine iştirak etmemiş olmama rağmen etkin pişmanlıktan faydalanmak için ne yapılması gerektiği belli değildir. Çocuklarımı cemaate yakın olduğu bilinen okullara göndermek ya da Bankasya’da hesabın olmasından dolayı nasıl bir pişmanlık içerisinde olunması gerektiği belli değildir. Çocuklarımı cemaat okullarına gönderdiğim ve Bankasya’da hesabım olduğu için pişmanım demek yeterli midir? Belli değil. Milli Eğitim Bakanlığının denetimine tabi olan bir okula çocuğun gönderilmesi ya da denetim altında bulunan bir bankada hesabın olması suç mudur ki bundan dolayı pişman olunduğu belirtilmeli. Bu konu biraz karışık ve hukuken de biraz sorunlu gibi.

Ne yazık ki, bu dönemde etkin pişmanlık düzenlemesi şantaj aracı olarak kullanılmaktadır. İsnat edilen eylemlerin hiçbirisi ( sendika üyesi olmak, bankasya’ya para yatırmak, çocuklarını özel okullara göndermek, kitap bulundurmak, 1 dolar yakalanması gibi)  normal hukuk sisteminde suç olmadığı için etkin pişmanlıktan yararlanılması söz konusu olamaz.

Etkin pişmanlık kapsamında ifade verirseniz tutuklanmayacaksınız denilerek alınan ifadeler aleyhe delil olarak kullanılmakta, masum faaliyetler suç eylemi olarak değerlendirilmektedir. Normal ifade verilse normal hukuk sisteminde sorun yaşamayacak kişiler, etkin pişmanlık adı altında verilen ifadelerle zor duruma sokulmaktadır.

Kendisini ilerde sıkıntıya sokmak istemeyenler için yapılması gereken isnat edilen suçların kabul edilmemesi olmalıdır. İsnat edilen suçlamaların aslında suç olmadığı da unutulmamalıdır.

Eşiniz, kardeşiniz, çocuğunuz tutuklanırsa hangi ilde tutuklandı ise o ildeki cezaevine götürülecektir. Yakınınız tutuklanması talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edildiyse, her ihtimale karşı iki parça eşya bulundurmakta fayda var. Eğer bir tutuklanma gerçekleşirse yakınınıza yanınızda bulunan eşyaları verirsiniz. Cezaevine gidildiğinde yedek eşyanın bulunması iyi olur.

Yakınınız tutuklandıktan sonra cezaevinin bulunduğu ilin savcılığı aracılığıyla izin almak suretiyle görüş yapılabilir. Savcılık yeni tutuklanma durumunda 1. Derece yakınına görüş izni verebilir. Bunun için adliyeye 10.00 dan önce gitmek gerekir.

Savcılık tarafından izin verilmezse Cezaevi aranarak görüş gününün hangi gün olduğunu telefonla öğrenebilirsiniz. Cezaevinin internet sitesinde de kapalı ve açık görüş günleriyle ilgili bilgi olabilir, oradan da öğrenebilirsiniz.

Cezaevine eşya kabul edilen günler sınırlı olup, hangi gün eşya götürebileceğinizi, kaç parça eşya götürebileceğinizi ve özelliklerini telefonla öğrenebilirsiniz. İnternet sitelerinde de bu bilgiler olabilir. Götürülecek eşyalarda sayı ve renk sınırlaması olduğunu unutmayın. Özellikle mavi renkli ve kapsonlu kıyafet kabul edilmemektedir.

Seccade, tesbih ve Kuran-ı Kerim de götürebilirsiniz.

Cezaevinde görüş günleri de hem gün hem de saat olarak belirlidir. Her koğuşun görüş günü ve saati aynı değildir. Uzun yoldan gelmiş olmanız, ilk defa gelmiş olmanız ya da yaşlı olmanız başka bir zamanda gittiğinizde görüşmenizi sağlamayacaktır. O yüzden gün ve saatlere uygun olarak gitmek gerekir.

Cezaevinde iki türlü görüş imkanı bulunmaktadır. Birisi kapalı görüş, diğeri açık görüş. Kapalı görüş normalde haftada bir gün yapılmakta, açık görüş ise ayda bir ve bayram tatillerinde yapılmaktadır. Açık görüş aynı ortamda yapılan görüş olup, yan yana oturma ve konuşma imkanı olan bir görüştür. Kapalı görüş ise pencere arkasında telefonla yapılmaktadır.

KAPALI GÖRÜŞ YAPABİLECEK OLAN YAKINLAR ŞUNLARDIR ;

Eşleri, Çocukları, Anneleri, Babaları, büyükanneleri ve büyükbabaları, büyükanne  ve büyükbabasının anne ve babaları, torunları, kardeşleri, amcaları, halaları, teyzeleri, dayıları, ve bunların eşleri ve babaları, torunları, kardeşleri, amcaları, halaları ,teyzeleri, dayıları ve bunların eşleri kayınbabaları, kayınvalideleri, kayınvalidesinin kayınbabasının anne ve babaları, eşinin başkasından olma çocuğu, torununun çocuğu, vasileri, kayyımları, kardeşinin çocuğu ve eşi kayınbiraderleri, baldızları, yengesi, eniştesi, görümceleri, gelini, damadı  akrabalık derecelerini belgeleyerek ziyaret edebilir. Akrabalık derecesi nüfus idaresinden alınacak belgeyle ispat edilmelidir.

AÇIK GÖRÜŞ YAPABİLECEK OLAN YAKINLAR ŞUNLARDIR ;

Belgelendirilmek suretiyle sadece anne, baba, eş, çocuk, torun, büyükanne, büyükbaba ve kardeşleriyle görüştürüleceklerdir.

Hükümlü ve tutuklular ile görüşmek isteyen kişilerin, akrabalık durumlarını nüfus idarelerinden veya ilgili konsolosluklardan verilen resmî belgeler ile ispatlamaları gereklidir.

Ancak; anne, baba, eş, çocuk, torun, büyükanne, büyükbaba ve kardeşi olmayan hükümlü ve tutukluların, üçüncü dereceye kadar olan akrabalarından en çok üç kişiyle, önceden haber verilmesi ve belgelendirilmesi kaydıyla görüşme yapmaları sağlanacaktır.

GÖRÜŞ HAKKI DIŞINDA GÖRÜŞME İMKANI OLANLAR

Görüş hakkı dışında hükümlü veya tutuklunun görüşmek istediği 3 kişi (yakınlık derecesi önemli değildir) ile kapalı görüş yapılmaktadır. Bu kişilerin isimlerini yakınınız belirlemekte bu kişilerde haftalık kapalı ziyaret yapabilmektedir.

Ceza infaz kurumuna gelen hükümlü ve tutuklular ceza infaz kurumuna girişleri sırasında görüşmek istedikleri  3 kişiyi yazılı olarak beyan ederler. Ziyarete gelecek olan bu kişiler açık kimliklerini (kimlik ve fotokopisi) ve adreslerini belgelemek(ikametgah ilmühaberi) suretiyle bu haktan yararlanırlar. Bu ziyaretçiler ölüm, ağır hastalık, doğal afet hükümlü ve tutukluların nakli yada ziyaretçilerin ziyaret olanağını ortadan kaldıracak yerleşim yeri değişikliği gibi zorunlu haller dışında değiştirilemez.

PARA YATIRMA

Cezaevinde yemek idare tarafından karşılanmaktadır. Ancak, kantinden yapılacak alışverişler için parayla satın alma söz konusudur. Yakınınızın cezaevinde olacak ihtiyaçlarını karşılamak için ilk ziyarete gittiğinizde hesabına para yatırmanız iyi olur. Aylık sınırlı harcama yapma imkanı olduğu için ilk yatırıldığında 500-1000TL gibi bir rakam yatırılırsa iyi olur.

TELEFON EDEBİLME HAKKI

Yakınınızla haftanın belirli günlerinde 10 dakika telefon görüşmesi yapabilirsiniz. Bunun için gerekli belgelerin cezaevi idaresine teslim edilmesi gerekmektedir.

1.Telefon Faturasının Aslı

2.Vukuatlı Nüfus Kayıt Örneği

3.Nüfus Cüzdanı Fotokopisi

4.İkametgah Belgesi

5.Cep Telefonları için faturalı hat ise son döneme ait fatura, faturasız hat ise abonelik sözleşmesi

Not: Yukarıda sayılan bilgi ve belgeler tutuklu ile görüşecek kişiye ait olmalıdır. Bu bilgi ve belgeler açık veya kapalı görüş sırasında ve PTT kanalı ile posta olarak Cezaevi Müdürlüğüne gönderilebilir.

EŞİ, ANNE, BABASI, BÜYÜKANNE VE BÜYÜKBABASI, ÇOCUĞU, TORUNU, KARDEŞİ, GELİNİ, DAMADI, KAYIBİRADERİ, BALDIZI, YENGESİ, ENİŞTESİ, GÖRÜMCESİ, KAYINVALİDESİ, KAYINPEDERİ, KAYINVALİDESİNİN ANNESİ VE BABASI, KAYINPEDERİNİN ANNESİ VE BABASI, EŞİNİN BAŞKASINDAN OLMA ÇOCUĞU, BÜYÜKANNE VE BÜYÜKBABASININ ANNE VE BABALARI, TORUN ÇOCUĞU, KARDEŞ ÇOCUĞU, EŞİ, AMCASI, HALASI, DAYISI, TEYZESİ VE BUNLARIN EŞLERİNDEN birisi ile haftada bir defa telefon görüşmesi yapabilir.

Evli ise bu hakkın eşe kullandırılması iyi olur.

ZİYARETTE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

Cezaevine giriş olağanüstü bir güvenlikle yapılmaktadır. X-Ray cihazından geçmek için üzerinizde metal hiçbir şey olmamalıdır. Proteziniz varsa bunu geçerken söylerseniz elle arama yaparak geçmenizi sağlarla.

Üzerinizde cep telefonu, sim kartı bulunmamasına çok dikkat etmelisiniz. Bunların yanlışlıkla X-Ray cihazından geçerken tespit edilmesi durumunda hakkınızda dava açılmak zorunda kalınacaktır.

Cezaevine yiyecek, içecek alınmamaktadır.

Yakınınızın okuması için kitap götürdüğünüzde kitapları idareye teslim etmeniz gerekir. Kitaplar kontrol edildikten sonra yasak yayın değilse yakınınıza teslim edilecektir.

ŞİKAYET HAKKI

Cezaevinde bir haksızlığa ve kötü muameleye uğradığınızda Cumhuriyet Savcılığına şikayet başvurusunda bulunabilirsiniz. Ayrıca her ile bulunan Cezaevi İzleme Kurullarına da şikayetinizi iletebilirsiniz.

Eğer kolluk (emniyet, jandarma) ve/veya savcılık tarafından ifadeniz alındı ise hakkınızda bir soruşturma başlatılmış demektir. Soruşturma konusu suçlamanın ne olduğu emniyet ifadesi öncesinde size söylenecektir. İfadede size yöneltilen sorulardan da suçlamanın ne olduğunu anlayabilirsiniz.

Hakkınızda başlatılan soruşturma kapsamında, savcı tarafından tutuklanmanız için Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilebilirsiniz.

Hakim tarafından tutuklanmanıza karar verilirse, bu şu anlama gelmektedir. Hakkınızda yürütülen soruşturma sizin tutukluluğunuzda devam edecektir. Soruşturma devam ettiği sürece her 30 günde bir tutukluluğunuz hakimlik tarafından dosya üzerinden değerlendirilecek, ya devamına karar verilecek ya da tahliyenize karar verilecektir. Siz de her zaman tahliyenize karar verilmesini Sulh Ceza Hakimliğinden talep edebileceksiniz.

Savcılık soruşturmayı bitirdiğinde; sizinle ilgili yeterli şüphe olduğunu düşünüyorsa, bu konuda yeterli delil varsa hakkınızda iddianame düzenleyip dava açacaktır. Mahkeme tarafından en kısa zamanda duruşma günü verilerek yargılama yapılmaya başlanacaktır. Sözlü olarak savunmanızı mahkemenin karşısına çıktığınızda yapacaksınız.

Savcılık sizinle ilgili yeterli delil olduğunu düşünmüyorsa soruşturmayı bitirip takipsizlik kararı verecektir. Eğer tutuklu iseniz derhal serbest bırakılacaksınız. Takipsizlik kararı verilmiş olması soruşturmadan aklandığınız anlamına gelebilir.

Adli kontrol kararıyla serbest bırakıldıysanız, soruşturmanız tutuklu olmadan yürütülecektir. Tutuklamada olduğu gibi hakkınızda yeterli şüphe olduğuna karar verilirse dava açılacak yoksa takipsizlik kararı verilecektir.

Hamile olanlar ve yeni doğum yapmış olup küçük çocuğu olanlar ekte yer alan dilekçeyi kendilerine uygun olarak düzenleyerek, yaşadıkları sıkıntıları da yazmak suretiyle tutuklama kararını veren yerdeki NÖBETÇİ SULH CEZA HAKİMLİĞİNE vermek suretiyle başvuruyu yapsınlar.

Avukatınız varsa avukatınızdan yardım isteyebilirsiniz. Avukatınız yoksa tutuklu olmayan EŞ başvuru yapmalı. Ayrıca, tutuklu eşte cezaevinden dilekçe gönderebilir.

 

HAMİLE VE ÇOCUKLULAR İÇİN TAHLİYE TALEBİ DİLEKÇESİ

KIRMIZI BÖLÜMLERİ HERKES KENDİNE GÖRE DÜZENLEMELİ. DİLEKÇE KARAKOLA İMZA ATMA KONUSUNA ÖZEL DÜZENLENDİ, AYNI FORMATTA DİĞER ADLİ KONTROL KARARLARI İÇİN DE DÜZENLENEBİLİR. ADLİ KONTROL KARARININ KALDIRILMASI TUTUKLANMA VERİLECEĞİ ANLAMINA GELMEZ. YAPILMASI GEREKEN MAKUL GEREKÇELER SUNULARAK KARARIN KALDIRILMASININ İSTENMESİDİR. TALEBİNİZİ HAKLI GÖSTERECEK TÜM DELİLLERİ DİLEKÇE EKİNDE SUNUN. BU DİLEKÇE, ADLİ KONTROL KARARI VEREN YERDEDİ NÖBETÇİ SULH CEZA HAKİMLİĞİNE VERİLECEK.EĞER TALEBİNİZ REDDEDİLİRSE BU KARARA İTİRAZ EDİLEBİLİR

 

ADLİ KONTROL KARARININ KALDIRILMASI TALEPLİ SULH CEZA HAKİMLİĞİ DİLEKÇESİ

AİHM’ye yapacağınız bu başvuruyu, tutukluluğa itiraz sonrası veya tahliye talebinin reddine itiraz sonrası AYM’ye başvuru yaptıktan sonra yapınız.

(Hukuki sıralama şöyle olmakta;

1- Gözaltı

2- Sulh Ceza Hakimliği tarafından Tutuklanma

3- Tutukluluğa İtiraz (7 GÜN İÇİNDE)

4- Tutukluluğa İtirazın Reddi (artık karar kesin)

5- Anayasa Mahkemesine Başvuru(30 gün içerisinde)

6- AİHM’ye Başvuru şeklinde olmalı

veya

1- Sulh Ceza Hakimliği Tahliye Talebi ( HER ZAMAN BAŞVURULABİLİR)

2- Tahliye Talebinin Reddi

3- Tahliye Talebinin Reddine İtiraz (7 GÜN İÇİNDE)

4- Tahliye Talebinin Reddine İtirazın Reddi (Karar Kesinleşmiş oluyor)

4- Anayasa Mahkemesine Başvuru

5- AİHM’ne Başvuru şeklinde olmalıdır.

 

1- AİHM BAŞVURU MEKTUBU

2- AİHM-1.  BAŞVURU FORMU

3- EK-1 ŞİKAYETLERE İLİŞKİN AYRINTILI AÇIKLAMA

4- AİHM BAŞVURUSU BİLGİ NOTU

İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELE

Kolluk, size karşı insan onuruyla bağdaşmayan, bedensel veya ruhsal yönden  acı çekmenize ya da algılamanıza neden olan, irade yeteneğinizin etkilenmesine, aşağılanmanıza yol açan söz ve davranışlarda bulunuyorsa bunun adı işkencedir.

 

İşkence iddianız varsa bunu mutlaka rapora geçirtin, vücudunuzdaki bütün işkence izlerini nedenleri ile birlikte rapor ettirin.

 

Yakalama işlemi tamamlanmış yahut hakkında gözaltı kararı verilmiş bir kişiye:

  • vurmak,
  • itmek,
  • tükürmek,
  • hakaret etmek,
  • üstüne su dökmek,
  • saçını çekmek,
  • tehdit etmek,
  • cinsel veya sosyal açıdan taciz etmek,
  • gerekmediği halde sürekli dokunmak,
  • belli bir pozisyonda durmaya zorlamak,
  • tuvalete çıkarmamak,
  • ayakta bekletmek,
  • uyutmamak, su/yemek vermemek,
  • yüksek ışığa ve sese maruz bırakmak,
  • çok sıcak, çok soğuk mekanda durmaya zorlamak,
  • soğuktan korunmak için gerekli eşyayı temin etmemek gibi davranışların tamamı işkencedir.

Türk Ceza Kanununun “işkence” başlıklı 94. maddesine göre; “Bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesine, aşağılanmasına yol açacak davranışları gerçekleştiren kamu görevlisi hakkında üç yıldan oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur”.  Şeklinde açık bir düzenleme yer almaktadır.  Açık bu yasal düzenleme karşısında hiçbir kamu görevlisinin işkence yapmaya cesaret etmesi mümkün olmamakla birlikte çıkan bazı haber ve görüntülerden kolluk aşamasında işkence yapıldığı anlaşılmaktadır.

Yasada belirtildiği şekilde bir işkenceye maruz kalan kişi, kendisinin maruz kaldığı eylemleri ( yaşandığı şekline uygun olarak, gün ve saat belirterek) sıralayarak, bu eylemlerin kim veya kimler tarafından yapıldığını ve bu eylemlere kimlerin (gözaltındaki diğer kişiler, avukatları, ziyaretçiler veya tarafsız tanıklık yapabilecek diğer görevliler…) tanık olduğunu belirtmeleri gerekir.

Bu eylemler nedeniyle rapor alınabilmesi ispat açısından iyi olur. Ancak, rapor alınamasa bile diğer delillerle işkencenin ispatı mümkün olabilir.

DELİLLER:

1– Ayrıntılı, çelişmeyen, somut ve eylemi kimin yaptığını ortaya koyabilecek net teşhisleri içeren mağdur kişinin beyanı,

2- Tanık beyanları

3-Alınabilecek psikiyatri ve diğer adli raporlar

4-Yaşanılan olayla ilgili olarak yerel ve ulusal medyada ve internette çıkan tüm haber, yazı, resim ve röportajlar delil olarak toplanmalıdır.

YAPILMASI GEREKENLER

Öncelikle delilleriyle birlikte ekte verilen örnek dilekçeye göre hazırlanacak bir dilekçe ile Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmalıdır. Savcılık şikayetinin sonucu beklenmeksizin aynı zamanda tedbir talepli olarak AYM’ye başvuru yapılmalıdır.

1-Ağır cezalık bir suçtur

2-Soruşturma izni gerektirmeden resen soruşturulabilir.

3-Manevi işkence de işkence suçunu oluşturur.

4-İşkence kabul edilecek eylemlerin talimatını verenler (Emniyet müdürü, savcı…vb)  “azmettiren” sıfatıyla sorumlu olacaklardır.

5-Her mağdura yönelik eylem tek suç olarak kabul edilir. Mağdur sayısınca suç oluşur ve aynı mağdura birden fazla kişinin eyleminde her bir fail ayrı ayrı cezalandırılır.

6-İşkence suçunda zamanaşımı işlemez

Aşağıda belirtilecek kurumlara İnsan Hakları Kurumuna yapılacak başvuru ile birlikte birine veya birkaçına başvuru yapılabilir. Dilekçeler aynı mahiyette hazırlanmalı veya aynısı kullanılmalı, hangi kuruma başvuru yapılacaksa ona hitaben hazırlandıktan sonra başvuru yöntemine göre gönderilmelidir.

 

  • TBMM İNSAN HAKLARI İNCELEME KOMİSYONU

Adres: Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Bakanlıklar 06543 Ankara

  • Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi

İnternetten Başvuru www.amnesty.org.tr/

  • Türkiye Barolar Birliği İnsan Hakları Merkezi

Adresi: Oğuzlar Mahallesi Barış Manço Caddesi Av. Özdemir Özok Sokak No 8 06650 Balgat / ANKARA

Telefon: 0312 292 59 00

E-posta: [email protected]

  • Türkiye İnsan Hakları Vakfı

Adres: Mithatpaşa Caddesi No: 49/11 6. Kat  06420 Kızılay/Ankara

Telefon:    +90 (0 312) 310 66 36

Fax:  +90 (0 312) 310 64 63

  • Çağdaş Hukukçular Derneği

Adres:  İlkiz sokak No : 18 / 3 Sıhhiye Ankara

E-Posta: [email protected]

Telefon: 0-312-232 36 69

CEZAEVİNDE İŞKENCE VE KÖTÜ MUAMELEYE MARUZ BIRAKILAN KİŞİLERİN YAKINLARININ HUKUKİ OLARAK YAPMALARI GEREKENLER

  1. Ceza infaz kurumu idaresinin tecrit işlemini şikâyet dilekçesi verilmesi
  2. Sulh ceza hâkimliğine tutukluluğa itiraz dilekçesi verilmesi (Daha ayrıntılı bir dilekçe örneği internet sitesinde ayrıca bulunmaktadır.
  3. Ceza İnfaz Kurumu idaresi tarafından eşleriyle sağlıklı bir şekilde görüştürülmeyen ve ayrıca eşinin ceza infaz kurumunda yeterli hukuki destek alamadığı için tutukluluk durumu ile ilgili yasal başvuru hakkını yeteri kadar kullanıp kullanamadığı hususunda ciddi kaygıları bulunanların eşleri adına tutukluluğun yeniden değerlendirilmesi ile ilgili dilekçe verilmesi
  4. Ceza infaz kurumu idaresinin tecrit işlemi ile ilgili inceleme talebinde bulunulması
  5. Gözaltı sırasında kötü davranan ve baskı uygulayan kolluk  görevlileri hakkında suç duyurusu
  6. Soruşturmanın akıbeti ve soruşturma dosyasından belge ve delilleri almak için Cumhuriyet Savcılığına dilekçe verilmesi.
  7. Cezaevi idaresinin ve gardiyanların görevi kötüye kullanmalarına ilişkin Cumhuriyet savcılıklarına şikâyet dilekçesi verilmesi.
  8. Cezaevi idaresi hakkında Adalet Bakanlığı, Ceza Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü, Adalet Bakanlığı Teftiş Kuruluna isim vs. varsa bunlar dâhil edilerek şikâyet edilmesi ve işkence ve kötü muamelede bulunan görevlilerin açığa alınmasının talep edilmesi (Bu konuda internet sitesinde işkence başlığı altında hazırlanmış bir dilekçe yer almaktadır. AİHM’ye göre işkence ve kötü muamelede bulunan kamu görevlileri açığa alınmak zorundadır; bu, etkin soruşturmanın bir gereğidir).
  9. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılması (Hücreye konulan tutukluların acil tedbir talepli olarak AYM’ye yapacakları başvuru için hazırlanmış bir başvuru formu internet sitesinde yer almaktadır. Ancak ileride AYM ve AİHM önünde iddialarınızı ve sizden beklenenleri yaptığınızı göstermek için, bu belgede tavsiye edilen dilekçelere dair resmi kurumların verdiği kararları, tüm bilgi ve belgeleri bir dosyada dosyalayıp mutlaka saklayınız.).
  10. Cezaevi Savcısı, Cumhuriyet Başsavcısı ve Cezaevinden Sorumlu Başsavcı Vekili hakkında HSYK’ya suç duyurusunda bulunulabilir, ancak asılsız denerek başvuran hakkında iftira sucundan işlem yapılmaması için, somut bilgilere dayandırmalı veya duyduğuma göre, aldığım bilgilere göre bu şekilde iddialar var araştırılsın denebilir.
  11. Yukardaki makamların soruşturma izni vermemeleri durumunda İdari Yargıya İtiraz dilekçesi verilmeli.
  12. OMBUDSMANLIK, Kamu Denetçiliği Kurumuna internet üzerinden başvuru yapılabilir, Çocuklar için ayrı bir çocuk internet sayfası üzerinden başvuru yapılabiliyor.
  13. TBMM insan Hakları İnceleme Komisyonu, Devlet Denetleme Kurulu, TBMM Dilekçe Komisyonuna dilekçe verilebilir.
  14. Siyasi patilere dilekçeyle başvuru yapılabilir.

Yukarda bahsi geçen kurumlara itiraz ve şikâyet dilekçeleri aşağıda paylaşılmış olup, belirtildiği gibi, ileride AYM ve AİHM önünde sizden beklenenleri yaptığınızı ispatlamak için mutlaka tüm kararları bir dosyada arşivleyip saklayınız.

GAYRİMENKUL VE MENKUL MALLARA ELKOYMA

Savcılıklar tarafından yürütülen soruşturma dosyalarında ismi geçen kişilere ait menkul ve gayrimenkul mallarla ilgili elkoyma kararı verildiği bilinmektedir. Bu kararların yasaya açıkça aykırı olduğu değerlendirilmektedir. Zira, elkoyma kararı Ceza Muhakemesi Kanununun 128. Maddesine göre verilmektedir. Yasayla açıkça suçtan elde edildiği belirtilen mallara ilişkin elkoyma kararı verileceği belirtilmesine rağmen bu şekilde bir değerlendirme yapılmaksızın karar verildiği anlaşılmaktadır.

 

Ceza Muhakemesi Kanununun 128. Maddesine göre,

Soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair “somut delillere dayanan” kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;

  1. a) Taşınmazlara,
  2. b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,
  3. c) Banka veya diğer mali kurumlardaki her türlü hesaba,
  4. d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara,
  5. e) Kıymetli evraka,
  6. f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına,
  7. g) Kiralık kasa mevcutlarına,
  8. h) Diğer malvarlığı değerlerine,

El konulabilir. “Somut olarak belirlenen” Bu taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemi yapılabilir.’

Denilmektedir.

Maddeden de anlaşılacağı üzere elkoyma kararı iki koşulun gerçekleşmesi durumunda verilmektedir.

  1. Suçun işlendiğine
  2. Suçtan elde edildiğine dair kuvvetli şüphe bulunması gerekmektedir

 

Miras kalan, çalışarak alınan, ailenin desteğiyle alınan ve isnat edilen suçla hiçbir ilgisi bulunmayan mallara el koyma kararı verilemez. Bu şekilde bir el koyma kararı verildiğinde ;

  • Öncelikle Sulh Ceza Hakimliğine itiraz yapılmalı,
  • Karar kaldırılmazsa tebliğden itibaren 30 gün içerisinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılmalı.
  • AYM tarafından başvuru kabul edilmezse, kararın tebliğinden itibaren 6 ay içerisinde AİHM’ e başvuru yapılması gerekmektedir.

El koyma kararı tapuya işlenmek suretiyle yapılmaktadır. Fiilen el koyma işleminin uygulanması, hakkınızda açılan/açılacak davanın mahkumiyetle sonuçlanması ve davada el konulan eşyanın suçtan elde edildiğine dair karar verilmesi, bu kararın da Yargıtay tarafından onanması gerekmektedir.

İŞ KANUNUNA TABİ PERSONELİN İHRACI

İŞ KANUNUNA TABİ PERSONELİN KHK İLE İHRACI KONUSUNDA YOL HARİTASI

İş Kanununa tabi personelin KHK ile ihracında 657’ye tabi memurlarun uyguladığı yöntemden tek farkı, ilk derece mahkemesi olarak idari yargı değil adli yargı (İŞ MAHKEMESİ) olmasıdır.

İşçi statüsünde çalışan personelin normal şekilde iş akti fehedilmiş olsa yapılması gereken işlem İş Mahkemesinde İşe İade davası açmak olacaktı. Ancak, ortada idari bir kararla değil doğrudan KHK (Kanun) ile iş aktinin feshi durumu vardır. Bu nedenle başvuruya neden olan ihlalin kaynağı bir kanun (hükmünde KHK) olduğu için, OHAL KHK’larını Danıştay dâhil idare mahkemelerinin iptal yetkisi yoktur. Hatta bir istisna hariç AYM’nin de iptal yetkisi yoktur (AY m. 148/1). İptal yetkisi olmayan bir mahkeme, ihlali gideremez, ihlali gideremeyen bir makam ya da mahkeme etkisizdir. Etkisiz olan mahkemelere başvurur ve beklerseniz, 30 günlük (AYM) ve 4 aylık (AİHM) ( 4 aylık süre henüz yürürlüğe girmedi ancak tedbiren 4 ay esas alınabilir) başvuru sürelerini kaçırırsınız; haklarınızı tamamen kaybedersiniz.

Bu nedenle öncelikle AYM’ye ve kısa bir süre sonra da AİHM’e bireysel başvuruda bulunulması gerekir. AİHM’e de bu aşamada başvurulmasının nedeni, AYM’nin de KHK’ları iptal yetkisinin olmamasıdır; ancak ileride içtihat yoluyla AYM bazı bireysel başvuruları kabul ederse, AİHM’nin “Neden AYM’ye başvurmadın? İç başvuru yolu tüketilmediği için başvurunuz reddedilmiştir” deme ihtimali olduğu için, ihtiyaten öncelikle AYM’ye başvuru yapmanızda yarar var.

Ancak ileride sürprizlerle karşılaşmamak için İŞ MAHKEMESİNDE de 30 gün içerisinde İŞE İADE davası açılmasında da yarar vardır. Danıştay tüm yukarıdaki bilgilere rağmen, içtihat yoluyla bazı kamu görevlilerinin davalarını kabul ederse, ileride AYM de “idari yargı yolu etkili olmasına rağmen tüketilmemiştir” diyerek başvuruları reddedebilir. Bunu engellemek için aynı anda İŞ MAHKEMESİNDE İŞE İADE davası açılmasında fayda var.

Kısaca, aynı anda hem AYM’ye 30 gün içinde başvurunuz. Ayrıca, ekte yer alan dilekçeyi ya da sizin hazırladığınız dilekçe ile İş Mahkemesinde 30 gün içerisinde İşe İade davası açınız. Daha sonra 4 ay içerisinde AİHM başvurusunu yapınız.

  • 1 Eylül 2016 tarihi itibariyle 30 gün içerisinde ANAYASA MAHKEMESİNE
  • 1 Eylül 2016 tarihi itibariyle 30 gün içerisinde İŞ MAHKEMESİNE

1 Eylül 2016 tarihi itibariyle 4 AY ( 6 aylık süre henüz yürürlüğe girmemekle birlikte ihtiyaten)  içerisinde AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE  ayrı ayrı başvuru yapılmasıdır.

İşe iade davasının sonucunu beklenmemeden AYM’ye başvuru yapılmasının nedeni KHK ile işe son verilmiş olmasıdır.

KIDEM TAZMİNATI

İşe iade istemeyen personel doğrudan kıdem ve ihbar tazminatı ile diğer hakları için dava açabilir. Bunların 30 gün içinde AYM’ye başvuru yapmalarına gerek yoktur. İş mahkemesi davası kesinleştikten sonra AYM’ye ve AİHM’e başvuru yapabilirler.

İşe iade davası açmış olanlar, bu davaları sonuçlandıktan sonra tazminat davası açmalılar.

MEMURİYET GÖREVİNDEN AÇIĞA ALINMA

AÇIĞA ALINANLAR İÇİN YOL HARİTASI

 

Açığa alınma işlemi, ihraç gibi sonuç doğurmayan ancak mevcut konjonktürde ihracın ön aşaması olarak değerlendirilecek bir işlemdir. Bu işlemin yapılma gerekçesi ‘ görevi başında kalmasında sakınca olduğu’ değerlendirmesidir. Bir ebenin, hemşirenin, doktorun, mühendisin vb. Görevlerinin başında kalmasında ne gibi bir sakınca olduğunu anlamak zor. O yüzden bu işlemin de yasal gereklilere uygun olarak yapıldığını düşünüp değerlendirmeye yapmaya gerek yoktur.

Görevden uzaklaştırılan memura bu süre içerisinde maaşının 2/3 ü ödenmeye devam eder. İdare isterse sizin işe gelip bir yerde bulunmanızı isteyebilir ya da işe gelmenize gerek olmadığı değerlendirmesini yapabilir.

Bu süreçte müfettiş tarafından ifadeniz alınacaktır. İfade hazırlığı yapılması önemlidir.

İfade verirken nelere dikkat edilmeli;

Yöneltilen suçlamaların hukuki olmaması ve somut olmaması nedeniyle kendi aleyhine netice doğuracak beyanda bulunmamak önemlidir. Yazılı olarak ifade verebilirsiniz. Müfettişten, sorulara yazılı olarak cevap vermek istediğinizi belirterek süre isteyebilirsiniz. İfadenin yazılı olarak verilmesi önemli olup, yaşanılan sürecin tramvatik etkisi nedeniyle sözlü olarak söylenilecek sözler kontrol edilemeyebilir. Sizin, tamamen masumane söylediğiniz bir ifade muhatap tarafından aleyhe değerlendirilebilir. Bu şekilde bir sorunla karşılaşmamak için, verilecek ifade yazılı olmalı. Kısa ve sadece sorulan sorulara cevap mahiyetinde olmalı. Yorum, kanaat ve temennilere yer verilmemelidir.

Müfettişler tarafından gönderilen ifade ve soru evraklarından “beyanlarımın doğruluğunu kabul ederim” gibi matbu ifadeler yer almaktadır. Her şeyden önce kimse ceza ve disiplin soruşturmasında doğru söylemek yahut aleyhine delil göstermek zorunda değildir. Yine bu sorularda sizin dışınızda eş ve çocuklarının sosyal yaşantısına, düşünce ve mensubiyetlerine dair sorular yer almaktadır. Suç ve cezalar şahsi olup bu sorulara cevap vermek zorunda değilsiniz. Bunu usulüne uygun bir şekilde müfettişe ifade edebilirsiniz.

Disiplin soruşturması somut bilgi ve belgeye göre yürütülmeli ancak; yaşadığımız dönemde işyerinde sizi sevmeyen, sizin makamınıza göz diken, izin vermediğiniz için sizden intikam almak isteyen bir çalışma arkadaşınızın yalan, yanlış ifadeleriyle soruşturmaya dahil edilmiş olma ihtimaliniz kuvvetle muhtemeldir. Bu kişilere karşı bu dönemde bir şey yapmak zor görünse bile normalleşme sürecine dönüldüğünde yargı önünde hesaplaşabilirsiniz. Bunun için asgari zamanaşımı 8 yıldır. Bu nedenle bu aşamada sizi şikayet etmiş olan kişilerle ilgili bir işlem yapmanıza gerek yoktur. Sadece kendinizle ilgili suçlamalara odaklanarak buna karşı iyi bir savunma hazırlamaya bakın.

Açığa alınma işlemine karşı İdare Mahkemesinde kararın size tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde dava açabilirsiniz. Buna ilişkin dava dilekçesi örneği sitede bulunmaktadır. Bu dilekçeyi kendi özel durumunuza göre hazırlayıp dava açabilirsiniz.

DAVA AÇMA KONUSUNDA YAŞANAN SORUNLARA CEVAPLAR

  • Öncelikle dava açmak çok zahmetli ve karmaşık bir işlem değil. Bunu bilerek hareket edilirse rahat edilir.
  • Dava açmadan önce mahkemeye sunulacak olan; dava dilekçesi, sunulacak deliller hazırlanmalı.
  • Dava dilekçesi örneği sitede var. Buradan indirilecek belgeyi kendinize göre hazırlayıp, kendi bilgilerinizi yazdığınızda dilekçe hazırlanmış olur. Dilekçe ihraç edilen kişi adına hazırlanmalıdır. Bilgiler ihraç edilen kişiye ait olmalıdır. İhraç edilen kişi tutuklu, gözaltı ya da kaçaksa yakınları yine ihraç edilen kişi adına hazırlamalıdır. Hazırlanılan dava dilekçesi ve AYM başvuru formu dava açan kişi tarafından imzalanmalıdır. Tutuklu için cezaevine götürülerek imzalatılabilir. Uzakta olanlar için maille gönderilebilir. Renkli çıktı alınarak imza işi çözülmüş olur.
  • Deliller, davanın konusuna göre hazırlanmalıdır. İhraçla ilgili davalarda gerekçe silahlı örgüt üyesi olmak, silahlı örgüt adına faaliyet göstermek olduğu için, silahlı örgütle irtibatınızın olmadığına ve silahlı örgüt adına faaliyet yapmadığınıza dair her türlü bilgi, belge, tanık ifadesi delil olabilir. Aynı şekilde başarı belgeleri, takdirler, sertifikalar, toplumsal proje faaliyetleri de delil olarak sunulabilir.
  • Adına dava açılacak kişinin kimlik fotokopisi AYM tarafından istenmektedir. Kimlik fotokopisi, tutuklu için cezaevinden alınabilir. Mümkün olmazsa nüfus idaresinden de nüfus kayıt örneği alınabilir.
  • Dava dilekçesi ve deliller 3 nüsha olarak hazırlanmalıdır. 2 nüshası mahkemeye verilmek için 1 nüshası da kendiniz için olmalı. Mahkemeye verilecek 2 nüsha da imzalı olmalıdır.
  • Dava dilekçesi ve deliller tamamlandıktan sonra, tutuklu, gözaltı ve kaçak olmayanlar bizzat bulundukları ilin adliyesine giderek davalarını açabilirler. Anayasa Mahkemesine Başvuru yapmak isteyen kişi Ankara’da ise direk Anayasa Mahkemesine giderek başvurusunu yapmalı. Ankara’da ikamet etmiyorsa, örneğin Konya’da ise Konya adliyesine giderek nöbetçi herhangi bir mahkemenin kalemine gitmeli. AYM’ye başvuru yapacağını söylediğinde ne yapılması gerektiği gösterilecektir. İlk işlem, başvuru formunu nöbetçi hakim tarih atarak imzalamaktadır. Sonra, gerekli harcın yatırılması için adliyede bulunan maliye veznesine gidilerek harç yatırılmaktadır. Vezneye Anayasa Mahkemesine başvuru yapacağınızı söylediğinizde onlar harç miktarını söyleyecektir, harç miktarı 240 TL dir. Harç makbuzunu alıp bir kopyasını (size 2 kopya verecekler) başvuru formunuza ekleyerek tekrar nöbetçi mahkeme kalemine gidip elinizdeki tüm evrakları teslim edeceksiniz. Size sayı numarası vereceklerdir. Siz hakim tarafından tarih ve imza atılan sayfanın da bir fotokopisini alıp verilen numarayı elinizdeki nüshaya not edin. Bu şekliyle başvuruyu tamamlamış olacaksınız. Elinizde hakim tarafından imzalanan sayfanın fotokopisi, harç makbuzu ve size verilen başvuru numarası olarak adliyeden ayrılabilirsiniz.
  • İdare mahkemesine ve Danıştay’a başvuru yapmak isteyenler, tutuklu, gözaltı ve kaçak değilse bu davaların mahkemesi de Ankara’da olduğu için bizzat Ankara’da bu davaları açabilirler. Usul yukarda anlatıldığı şekildedir. Ankara dışında olanlar, örneğin Konya’da olan bir kişi bu davalar için Konya İdare Mahkemesine gitmelidir. Aynı usullerle bu davalar açılabilir. Bulundukları yerde idare mahkemesi olmayanlar diğer mahkemelerin kalemine giderek davalarını açabilirler. İdare mahkemesinde harç ve posta masrafı miktarı 300TL civarındadır. Danıştay’da da 300TL civarındadır.
  • Tutuklu ve gözaltında bulunan kişiler nasıl başvuru yapabilir. Öncelikle bu kişilerle ilgili olarak dışardaki yakınları sitede yer alan örnek dilekçeler doğrultusunda dava dilekçelerini hazırlamalı ve delil listesini de tedarik etmelidir. İçeriğinin hazırlanması konusunda tutuklu ile yapılacak görüşmede bilgi alınabilir. Dava dilekçesi hazırlandığında cezaevine götürülerek kendisine imzalatılıp, bir yakını tarafından başvuru yapılacak yerlere götürülebilir. Normal zamanda bir yakını (eşi, kardeşi) bu başvuruyu yapabilmekte iken bugün sorun çıkartılabilir. Eğer başvuruyu kabul etmezlerse, bizzat tutuklu tarafından cezaevi aracılığıyla gönderilebilir. Harcın ödenmesi konusunda bir sorun çıkarsa, başvuru formuna ADLİ YARDIM TALEBİ VARDIR, denilerek, mali durumunuzun iyi olmadığını, işten çıkarıldığınızı ve tutuklandığınızı yazarak harcı ödeyecek paranızın olmadığını bu nedenle adli yardım talebiyle başvuru yapmak zorunda kalındığınızı başvuru formuna yazın.
  • Yurtdışında ve kaçak olanlar, hazırlanılan dava dilekçelerini yakınları vasıtasıyla vermeye çalışmalılar. Bunun için AYM’ye ve diğer mahkemelere doğrudan teslim etmeyip, başka bir ilde bulunan mahkeme kalemi aracılığıyla göndermeyi denemeliler. Eğer bu şekilde yapılamazsa, dava dilekçesine ihraç edilen kişinin adıyla birlikte eşinin de adı yazılmalı. Yani her iki eşte davacı olarak yazılmalı. Dilekçe içerisine de kısa bir paragraf eklenerek, İHRAÇTAN KENDİSİNİN DE ETKİLENDİĞİNİ BU NEDENLE DAVAYI BİRLİKTE AÇMAKTA MENFAATLERİNİN OLDUĞUNU BELİRTMELİLER. Bu şekilde hazırlanılan dilekçeyi ismi yazan eş mahkemeye götürüp teslim edilmelidir. Bu şekilde sorun çıkmayacağını tahmin ediyorum. Mahkeme bu şekilde yapılacak başvuruda eşin davasını reddedebilir, ama sorun değil. İhraç edilen kişi için açılan dava görülmeye devam edilecektir.
  • Eğer bir avukat bulabildiyseniz tüm bu başvuruları avukatınız sizin adına yapabilir. Avukat bulamadıysanız, bulma imkanınız yoksa yukarıda belirtilen usulleri kullanmak suretiyle dava açabilirsiniz
  • Anayasa Mahkemesine yaptığınız başvuru dosya üzerinden incelenmektedir. Duruşma yapılmamaktadır. Öncelikle size başvurunun kabul edildiğine dair yazı gönderilir. Sonra başvurunuzda bir eksiklik varsa onun giderilmesi için yazı gönderilebilir. Eksiklik yoksa dosya incelenip karara bağlanır. Karar verme sürecinin ne kadar süreceği belli değildir. Başvuru sayısının çok olacağı düşünüldüğünde sürenin daha da uzayacağı anlaşılmaktadır. Acil talepli yapılan başvuruların incelenmesi bile neredeyse 1 yılı bulmaktadır.
  • Danıştay’a yapılacak başvuru da dosya üzerinden yapılmaktadır. Bu dava için de duruşma yapılmamaktadır.
  • İdare mahkemesinde açılacak dava da duruşma yapılmasını siz isterseniz bunu dava dilekçenizde talep etmeniz gerekiyor. Dava dilekçenizde talep ederseniz duruşma günü verilip taraflar davet edilmektedir. Duruşmanın sonuç açısından bir faydası olmayıp, ben derdimi bizzat anlatmak istiyorum diyorsanız duruşma isteyebilirsiniz. Duruşma istemezseniz dosya üzerinden inceleme yapılacaktır. Bu davaların neticelenmesi de uzun sürmektedir.

 

 

15 Temmuz sonrasında binlerce öğretmen, bir sendikaya üye oldukları ya da bir bankada hesapları olduğu gerekçesiyle açığa alındı. Açığa alma işlemi yapıldığına göre idari bir soruşturma başlatılmış olması gerekmektedir. Bu kapsamda da kurum müfettişi tarafından açığa alınan personelin ifadesi alınacaktır.

Yöneltilen suçlamaların hukuki olmaması ve somut olmaması nedeniyle kendi aleyhine netice doğuracak beyanda bulunmamak önemlidir. Yazılı olarak ifade verebilirsiniz. Müfettişe sorulara yazılı olarak cevap vermek istediğinizi belirterek süre isteyebilirsiniz. İfadenin yazılı olarak verilmesi önemli olup, yaşanılan sürecin tramvatik etkisi nedeniyle sözlü olarak söylenilecekler kontrol edilemeyebilir. Sizin, tamamen masumane söylediğiniz bir ifade muhatap tarafından aleyhe değerlendirilebilir. Bu şekilde bir sorunla karşılaşmamak için, verilecek ifade yazılı olmalı. Kısa ve sadece sorulan sorulara cevap mahiyetinde olmalı. Yorum, kanaat ve temennilere yer verilmemelidir.

Müfettişler tarafından gönderilen ifade ve soru evraklarından “beyanlarımın doğruluğunu kabul ederim” gibi matbu ifadeler yer almaktadır. Her şeyden önce kimse ceza ve disiplin soruşturmasında doğru söylemek yahut aleyhine delil göstermek zorunda değildir. Yine bu sorularda sizin dışınızda eş ve çocuklarının sosyal yaşantısına, düşünce ve mensubiyetlerine dair sorular yer almaktadır. Suç ve cezalar şahsi olup bu sorulara cevap vermek zorunda değilsiniz.

Disiplin soruşturması somut bilgi ve belgeye göre yürütülmeli ancak; yaşadığımız dönemde işyerinde sizi sevmeyen, sizin makamınıza göz diken, izin vermediğiniz için sizden intikam almak isteyen bir çalışma arkadaşınızın yalan, yanlış ifadeleriyle soruşturmaya dahil edilmiş olma ihtimaliniz kuvvetle muhtemeldir. Bu kişilere karşı bu dönemde birşey yapmak zor görünse bile normalleşme sürecine dönüldüğünde yargı önünde hesaplaşabilirsiniz. Bunun için asgari zamanaşımı 8 yıldır. Bu nedenle bu aşamada sizi şikayet etmiş olan kişilerle ilgili bir işlem yapmanıza gerek yoktur. Sadece kendinizle ilgili suçlamalara odaklanarak buna karşı iyi bir savunma hazırlamaya bakın.

İfadeniz alındıktan sonra, müfettiş tarafından disiplin cezası teklifinde bulunula bilinir ve yetkili kurullar tarafından disiplin cezası verilebilir. Bu işleme karşı idare mahkemesinde iptal davası açma hakkınız var. Bu kararın size tebliğinden itibaren iptal davasını açabilirsiniz.

Disiplin soruşturması neticesinde bir ceza tayini istenmediğinde yöneltilen suçlamalardan aklanmış olursunuz. Bu soruşturma nedeniyle açığa alınmışsanız, ceza tayinine yer olmadığı kararıyla birlikte açığa alma işleminizde geri alınacaktır. Açığa alınma nedeniyle uğradığınız maddi ve manevi zararları sizi şikayet eden kişilerden tazmin ettirebilirsiniz. Bu davayı açmak için acele etmeyip, sürecin normalleşmesini beklemenizi tavsiye ederim.

MEMURİYETTEN ÇIKARTILMA

Başvuruya neden olan ihlalin kaynağı bir kanun (hükmünde KHK) olduğu için, OHAL KHK’larını Danıştay dâhil idare mahkemelerinin iptal yetkisi yoktur. Hatta bir istisna hariç AYM’nin de iptal yetkisi yoktur (AY m. 148/1). İptal yetkisi olmayan bir mahkeme, ihlali gideremez, ihlali gideremeyen bir makam ya da mahkeme etkisizdir. Etkisiz olan mahkemelere başvurur ve beklerseniz, 30 günlük (AYM) ve 4 aylık (AİHM) ( 4 aylık süre henüz yürürlüğe girmedi ancak tedbiren 4 ay esas alınabilir) başvuru sürelerini kaçırırsınız; haklarınızı tamamen kaybedersiniz.

Bu nedenle öncelikle AYM’ye ve kısa bir süre sonra da AİHM’e bireysel başvuruda bulunulması gerekir. AİHM’e de bu aşamada başvurulmasının nedeni, AYM’nin de KHK’ları iptal yetkisinin olmamasıdır; ancak ileride içtihat yoluyla AYM bazı bireysel başvuruları kabul ederse, AİHM’nin “Neden AYM’ye başvurmadın? İç başvuru yolu tüketilmediği için başvurunuz reddedilmiştir” deme ihtimali olduğu için, ihtiyaten öncelikle AYM’ye başvuru yapmanızda yarar var.

Ancak ileride sürprizlerle karşılaşmamak için idari yargıda da aynı anda ayrıca iptal davası açılmasında da yarar vardır. Danıştay tüm yukarıdaki bilgilere rağmen, içtihat yoluyla bazı kamu görevlilerinin davalarını kabul ederse, ileride AYM de “idari yargı yolu etkili olmasına rağmen tüketilmemiştir” diyerek başvuruları reddedebilir. Bunu engellemek için aynı anda idari yargıda iptal davası da açınız (60 gün içinde).

Kısaca, aynı anda hem AYM’ye 30 gün içinde başvurunuz (ilk olarak bunu yapınız). Ayrıca aşağıdaki gerekçeleri de kullanarak idari yargıda (DANIŞTAY’DA İLK DERECE MAHKEMSİ SIFATIYLA) 60 gün içinde iptal davası açınız (ikinci olarak bunu yapınız). Daha sonra 4 ay içerisinde AİHM başvurusunu yapınız.

İhlalleri gidermek için yaptığınız tüm masraflarınıza ilişkin her türlü belgeyi saklayınız; AYM aşamasında elde edemeseniz dahi, AİHM aşamasında ihlal kararı verilmesi durumunda tüm yaptığınız mahkeme, posta ve avukatlık masraflarını geri alabilirsiniz.

 

AYM’ye yapılacak Bireysel Başvuru tarihi, 1 EKİM 2016 TARİHİNDE SONA ERMEKTEDİR. BU TARİH CUMARTESİYE GELDİĞİ İÇİN SÜRE 3 EKİM PAZARTESİ GÜNÜ SONA ERMEKTEDİR. ANCAK, SON GÜNE BIRAKMADAN BAŞVURU YAPILMALIDIR.

AİHM’E BAŞVURU SÜRESİ İSE 1 MART 2017 TARİHİNDE SONA ERMEKTEDİR. BU TARİHTEN ÖNCE BAŞVURU YAPILMALIDIR.  

İDARE MAHKEMESİ VE DANIŞTAY’A BAŞVURU YAPMAK  İÇİN SÜRE 60 GÜNDÜR.

 

  • İDARE MAHKEMESİNE DAVA DİLEKÇESİ
  • DANIŞTAY’A DAVA DİLEKÇESİ,
  • AYM’YE BİREYSEL BAŞVURU DİLEKÇESİ SİTEYE EKLENMİŞTİR.
  • AİHM’E BAŞVURU DİLEKÇESİ İSE EN KISA SÜREDE SİTEYE EKLENECEKTİR.

 

Bu dilekçeleri kendinize uygun olarak düzenleyip başvurunuzu yapabilirsiniz.

Sonuç olarak;  Burda ki en önemli mesele; Önce idare mahkemesine başvuru yapayım, orası reddederse Danıştay’a orada reddederse AYM’ye başvururum olmamalıdır.

YAPILMASI GEREKEN ;

  • 1 Eylük 2016 tarihi itibariyle 30 gün içerisinde AYM’ye
  • 1 Eylül 2016 tarihi itibariyle 60 gün içerisinde İDARi YARGIYA
  • 1 Eylül 2016 tarihi itibariyle 4 AY ( 6 aylık süre henüz yürürlüğe girmemekle birlikte ihtiyaten)  içerisinde AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE  ayrı ayrı başvuru yapılmasıdır.

Başvuruya neden olan ihlalin kaynağı bir kanun (hükmünde KHK) olduğu için, OHAL KHK’larını Danıştay dâhil idare mahkemelerinin iptal yetkisi yoktur. Hatta bir istisna hariç AYM’nin de iptal yetkisi yoktur (AY m. 148/1). İptal yetkisi olmayan bir mahkeme, ihlali gideremez, ihlali gideremeyen bir makam ya da mahkeme etkisizdir. Etkisiz olan mahkemelere başvurur ve beklerseniz, 30 günlük (AYM) ve 4 aylık (AİHM) ( 4 aylık süre henüz yürürlüğe girmedi ancak tedbiren 4 ay esas alınabilir) başvuru sürelerini kaçırırsınız; haklarınızı tamamen kaybedersiniz.

Bu nedenle öncelikle AYM’ye ve kısa bir süre sonra da AİHM’e bireysel başvuruda bulunulması gerekir. AİHM’e de bu aşamada başvurulmasının nedeni, AYM’nin de KHK’ları iptal yetkisinin olmamasıdır; ancak ileride içtihat yoluyla AYM bazı bireysel başvuruları kabul ederse, AİHM’nin “Neden AYM’ye başvurmadın? İç başvuru yolu tüketilmediği için başvurunuz reddedilmiştir” deme ihtimali olduğu için, ihtiyaten öncelikle AYM’ye başvuru yapmanızda yarar var.

Ancak ileride sürprizlerle karşılaşmamak için idari yargıda da aynı anda ayrıca iptal davası açılmasında da yarar vardır. Danıştay tüm yukarıdaki bilgilere rağmen, içtihat yoluyla bazı kamu görevlilerinin davalarını kabul ederse, ileride AYM de “idari yargı yolu etkili olmasına rağmen tüketilmemiştir” diyerek başvuruları reddedebilir. Bunu engellemek için aynı anda idari yargıda iptal davası da açınız (60 gün içinde).

Kısaca, aynı anda hem AYM’ye 30 gün içinde başvurunuz (ilk olarak bunu yapınız). Ayrıca aşağıdaki gerekçeleri de kullanarak idari yargıda 60 gün içinde iptal davası açınız (ikinci olarak bunu yapınız). Daha sonra 4 ay içerisinde AİHM başvurusunu yapınız.

İhlalleri gidermek için yaptığınız tüm masraflarınıza ilişkin her türlü belgeyi saklayınız; AYM aşamasında elde edemeseniz dahi, AİHM aşamasında ihlal kararı verilmesi durumunda tüm yaptığınız mahkeme, posta ve avukatlık masraflarını geri alabilirsiniz.

BAKANLAR KURULU TARAFINDAN YAYINLANAN KHK EKİNDEKİ LİSTEYLE İHRAÇLA, KURUMLAR TARAFINDAN KHK GEREKÇE GÖSTERİLEREK YAPILAN İDARİ İŞLEMLE İHRAÇ ARASINDA Kİ FARKLAR

  • KHK ekinde yer alan listede ismi yazılmak suretiyle ihraç edilmeyle, KHK gerekçe gösterilerek çalıştıkları kurum tarafından idari işlemle ihraç edilmek arasında yapılacak işlemler açısından farklar vardır.
  • KHK gerekçe gösterilerek Çalışılan Kurum tarafından idari bir kararla iş akdi fesih edildiğinde, bu işleme karşı çalışılan yerdeki İDARE MAHKEMESİNE ihraç işleminin iptali için dava açılmalıdır. Dava açma süresi idari kararın tebliği tarihidir. Davalı da işlemi yapan kararı alan KURUMDUR. İdari kararla ihraç edilme işleminin hukuki başvuru yolları konusunda ihtilaf olmadığından tereddüte yer vermeden İdare mahkemesinde süresinde dava açılmalıdır. Anayasa Mahkemesine başvuru süreci idare mahkemesine açılan davanın KESİNLEŞMESİNDEN itibaren başlayacaktır. Bu şekilde ihraç edilenlerin iç hukuk yollarını tüketmeleri gerekmektedir. BUNUN İÇİN SİTEDE YER ALAN 1 NUMARALI DİLEKÇE KULLANILABİLİR.
  • Doğrudan KHK’nın ekinde yer alan listede isimleri yazılmak suretiyle ihraç edilenler, KHK ile ihraç edilmiş olduklarından dolayı farklı bir yol uygulayacaklardır. Bu konuda hangi mahkemeye başvurulacağı, iç hukuk yolunun tüketilmesi gerekip gerekmediği konularında hukukçular arasında değişik fikirler konuşulmaktadır. Bizim bu konuda ki değerlendirmemiz şu şekilde;
  • Başvuruya neden olan ihlalin kaynağı bir kanun (hükmünde KHK) olduğu için, OHAL KHK’larını Danıştay dâhil idare mahkemelerinin iptal yetkisi yoktur. Hatta bir istisna hariç AYM’nin de iptal yetkisi yoktur (AY m. 148/1). İptal yetkisi olmayan bir mahkeme, ihlali gideremez, ihlali gideremeyen bir makam ya da mahkeme etkisizdir. Etkisiz olan mahkemelere başvurur ve beklenirse, 30 günlük (AYM) ve 4 aylık (AİHM) ( 4 aylık süre henüz yürürlüğe girmedi ancak tedbiren 4 ay esas alınabilir) başvuru süreler kaçırılır ve haklarınızı tamamen kaybedersiniz. BU NEDENLE ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURULMALI. BU BAŞVURU İÇİN SİTEDE YER ALAN 4 VE 5 NUMARALI DİLEKÇELER BİRLİKTE KULLANILMALIDIR.
  • Yine, İdari yargı tarafından açılacak bir davada aslında hukuken mümkün olmasa da davayı kabul edebilir ihtimaline karşı idari yargıda da aynı anda ayrıca iptal davası açılmasında da yarar vardır. Bizce dava Danıştay’da açılmalıdır. Dava KHK nın yayınlanmasından itibaren 60 gün içinde açılmalıdır. BUNUN İÇİN SİTEDE YER ALAN 3 NUMARALI DİLEKÇE KULLANILABİLİR.
  • İhtimaller doğrultusunda değerlendirme yapılacak olursa; aynı anda Danıştay’a, Anayasa Mahkemesine ve AİHM’ dava açıldığında neyle karşılaşılabilir.
  • Anayasa Mahkemesine iç hukuk yollarının beklenmesine gerek yok deyip başvuru yapsak ve AYM davamızı iç hukuk yolları tüketilmedi diye reddetse, biz süresinde Danıştay’a dava açtığımız için herhangi bir kaybımız olmadan açtığımız davanın sonuçlanmasını beklemeye başlayacağız. Danıştay davası sonuçlandıktan ve karar aleyhe çıkarsa, karar kesinleştikten sonra tekrar AYM’ye başvuru yapabiliriz. Birinci başvurumuzla ikinci başvurumuzun nedenleri birbirinden farklı olduğu için başvuru yapılmasına engel bir durum yoktur.
  • Anayasa Mahkemesine başvuru yapmayıp, iç hukuk yollarına başvuru yapılması gerekir düşüncesiyle idari yargıda dava açsak. Mahkeme dava neticesinde KHK aleyhine idari yargıda dava açılamaz diye karar verirse AYM’ye başvuru imkanımız elimizden alınmış olacaktır.
  • Bu nedenle; aynı anda Danıştay ve Anayasa Mahkemesine dava açılmasında ve 4 aylık süre içerisinde bu başvuruların sonuçlanması beklemeden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru yapılmasında hiçbir hak kaybımız bulunmamaktadır. Bizim tavsiyemiz 3 yola da süresi içinde başvuru yapılmasıdır.
  • Açılan davaların reddi durumunda ödenmesi gereken harç ve avukatlık ücreti elbette vardır. Ancak, bu rakamların ödeneceği zaman ve miktarları talep edilen hakların yanında ufak kalmaktadır.
  • AYM için 250TL ödenmekte, başka bir rakam ödenmemektedir. Danıştay için 250TL civarında masraf baştan ödenmekte dava kaybedilirse de 2.000TL avukatlık ücreti ödenmektedir. AİHM için ise sadece posta masrafı ödenmektedir.

İKİ AYRI İHRAÇ KARARI İLE MEMURİYETLERİNE SON VERİLENLER NE YAPMALI

Bazı memurlarla ilgili olarak hem 672 sayılı KHK ile, hem de bu KHK öncesinde yayımlanan 667 sayılı KHK gerekçe gösterilerek İDARİ KARARLA ihraç işlemi uygulanmıştır. Bu şekilde 2 ayrı ihraç işlemine maruz kalanlar nasıl bir yol izlemesi gerektiği konusunda tereddüt yaşamaktadırlar. Bu durumda olanlarla ilgili izlenmesi gereken yolun şu şekilde olduğunu değerlendiriyorum;

Öncelikle, 2 ayrı ihraç nedeniyle tek bir dava açılması yeterli olmayacaktır. Her bir ihraç kararı için ayrı dava açılmalıdır.

  1. İHRAÇ İŞLEMİ (667 sayılı KHK gerekçe gösterilerek yapılan işlem)

667 Sayılı KHK gerekçe gösterilerek ÇALIŞILAN KURUM KARARIYLA ihraç edilenler, işlemin tebliğ tarihinden itibaren 60 gün içinde İDARE MAHKEMESİNE dava açmalıdır.

İdari bir kararla ihraç edilme işlemi tesis edildiği için bu işlemle ilgili olarak, İdare Mahkemesi kararı kesinleştikten sonra, şayet olumsuz sonuç alınırsa Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapılmalıdır.

2.İHRAÇ İŞLEMİ ( 672 sayılı KHK ile ihraç işlemi)

667 Sayılı KHK gerekçe gösterilerek ihraç edilenlerden bazıları, 672 sayılı KHK ekinde yer alan listeyle bir kez daha ihraç edilmişlerdir. Bu ihraç işlemine karşı da hukuki süreç başlatılmalıdır.

KHK ile ihraçla ilgili hukukçular arasında tam bir fikir birliği olmadığı için yapılacak işlemler konusunda kafalar karışmaktadır. Bu işlemle ilgili olarak yapılması gerekenler bana göre şöyle olmalıdır;

  • 30 GÜN İÇERİSİNDE ANAYASA MAHKEMESİNE BİREYSEL BAŞVURU yapılmalıdır.
  • 60 GÜN İÇİNDE DANIŞTAY’A DAVA AÇILMALIDIR.
  • 6 AY İÇİNDE DE AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNE başvuru yapılmalıdır.

Bu başvuruların 3 ünü de süresi içinde yapmak gerekir. Hukuki anlamda karşılaşılacak tüm sıkıntıları engellemek için 3 işlemi de ayrı ayrı yapmak doğru olacaktır. Bu şekilde hareket edildiğinde karşılaşılabilecek tüm hukuki hak kayıpları bertaraf edilmiş olacaktır.

TÜM OLUMSUZLUKLARA GÖRE DEĞERLENDİRME YAPILACAK OLURSA;

Birinci İhtimal;

AYM ‘ye yapılan başvuru eğer iç hukuk yolları tüketilmediği için reddedilirse, iç hukuk yolu olarak Danıştay’a başvuru yaptığınız için sorun olmayacaktır. Danıştay’a süresinde başvuru yaptığınız için karar kesinleştikten sonra tekrar AYM’ye başvuru yapılabileceği için hak kaybınız olmayacaktır.

Danıştay kararından sonra 2. Sefer AYM’ye başvurulamaz değerlendirmesi doğru değildir. Çünkü AYM’ye yapılan iki başvurunun gerekçesi birbirinden farklı olacaktır. İlk başvuru iç hukuk yolu olmadığı gerekçesiyle yapılan başvuru iken ikinci başvuru iç hukuk yollarına başvurulmasına rağmen ihlal edilen hakların mahkeme tarafından giderilmediği gerekçesiyledir.

İkinci İhtimal;

Danıştay’a başvuru yaptığınızda mahkeme, KHK’ya karşı hukuken inceleme yetkisi olmadığı gerekçesiyle davayı reddederse yine sizin için sorun olmayacaktır. Çünkü süresinde AYM’ye başvuru yapmıştınız. Eğer, AYM’ye başvurmayıp Danıştay kararından sonra gideriz derseniz, bu durumda hak kaybı yaşamanız söz konusu olacaktır.

Üçüncü İhtimal;

AİHM’e de, hukuken iç hukuk yolu bulunmadığından ve etkili bir yol olmadığından başvuru yapmanız gerekir. Eğer AİHM iç hukuk yollarının tüketilmesi gerekli diyerek red kararı verirse hak kaybınız olmayacak çünkü, iç hukuka başvuru yapmıştınız. Yaptığınız başvurular neticelendiğinde tekrar AİHM’e başvuru yapılabilecektir. Eğer AİHM, iç hukuk yollarına başvuruya gerek yoktu derse sizin bu nedenle de hak kaybınız olmayacaktır.

DANIŞTAY MI İDARE MAHKEMESİ Mİ

KHK ya karşı iç hukuk olarak dava açılması konusunda Danıştay mı İdare mahkemesi mi olmalı konusunda da ihtilaf bulunmaktadır.

Benim şahsi kanaatim Danıştay’da açılması gerektiği yönündedir. Ancak şu da bilinmelidir ki; İdare Mahkemesine de Danıştay’a da dava açılmasında sonuç itibariyle bir hak kaybı olmaz. Mahkemeler arasında görev sorunu kendi içlerinde çözülecektir. Bu nedenle yanlış mı yaptık endişesine kapılmaya gerek yoktur. İdare Mahkemesine de Danıştay’a da dava açıldığında iç hukuk yolu anlamında başvuru yapılmış olacaktır. Siz yanlış yerde de dava açsanız mahkeme; görevli mahkemeye davanızı gönderecektir. Örneğin idare mahkemesinde dava açsanız; idare mahkemesi “bu dava Danıştay’da görülmeli” derse dava dosyanızı Danıştay’a kendisi gönderecektir.

YURTDIŞINDA OLANLAR

Bu başvuru EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM ….. adına hazırlanmış ve onun tarafından mahkemenize verilmek üzere düzenlenmiştir. Ancak EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM …..  tarihinde yurtdışına çıktı ve halen yurtdışında bulunmaktadır. Hakkında yakalama kararı olduğunu öğrendik. İçeriğini dahi öğrenemediğimiz yakalama kararından kısa bir sure sonra da savunması bile alınmadan 672 sayılı KHK ile ihraç edilmiştir. Bu haksız kararla ilgili yapılacak bireysel başvuru için form EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM ….. tarafınızdan hazırlanarak imzalanmıştır. Başvuru EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM ….. tarafından konsolosluğa götürülmek suretiyle teslim edilmek istenmiş ancak, başvuru evrakları teslim alınmamıştır. Şifahi olarak ta EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM ….. ilgili işlem yapmayacakları söylenmiştir. Oysa AYM İçtüzüğü başvuruların konsolosluklar aracılığıyla da yapılabileceğini öngörmektedir. Bu durum açıkça AYM içtüzüğünü ve mahkemeye erişme hakkını (AY m. 36 ile AİHS m. 6) ihlal ettiği için görevi kötüye kullanma suçunu işleme pahasına gerçekleşmiştir.  Mahkemeniz tarafından başvurunun bizzat ya da avukat aracılığıyla yapılması gerektiği belirtilerek benim tarafımdan verilmek istenen başvuru da kabul edilmemiştir. Hem mali olarak içinde bulunduğumuz durum hem avukata dahi vekalet çıkartılamaması hem de davamızı takip edecek avukat da bulamadığımız için avukat aracılığıyla da başvuru yapamadık.

İzah ettiğim gerekçelerle, EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM ….. ilgili olan bu başvuruyu başka bir imkanımız kalmadığı için kendi adımı yazarak mahkemenize teslim etmek zorunda kaldım. Bu başvuru EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM …..  e ait bir başvurudur. Değerlendirmenin EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM ….. adına yapılmasını talep ediyorum. EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM ….. adını yazdığım zaman başvuruyu Mahkemeniz kabul bürosu teslim dahi almadığı için bu yola başvurmaya mecbur bırakıldım.

 

NOT: Bu açıklamaları el yazısıyla başvuru formunun son sayfasındaki imza kısmının (imza attıktan sonra) altına yazıp, yeniden tarih atıp, ayrıca bir imza da bu metnin altına atmakta yarar var. İkinci olarak, yukarıdaki şekilde yazılıp imzalanan başvuru formunun bu sayfasının fotokopisini çekip mutlaka saklayınız. AİHM’ye yapacağınız başvuruda bu durumu delillendirmeniz gerekecektir. Delillendirme için mutlaka imzalayıp hazırladığınız bu sayfanın ve tüm başvuru formunun bir fotokopisini saklayınız. AİHM başvurusunun eklerine AYM başvurusunun bir örneğini zaten ekleyeceksiniz. İleride yukarıdaki ifadelerin yer aldığı sayfanın fotokopisine ihtiyaç duyacağınız için el yazısıyla yazdığınız ve AYM’ye teslim edeceğiniz bu safyanın fotokopisini mutlaka saklayınız.

YAKALAMA KARARI OLANLAR

Bu başvuru EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM ….. adına hazırlanmış ve onun tarafından mahkemenize verilmek üzere düzenlenmiştir. Ancak EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM ….. hakkında 15 temmuz sonrasında yaşanan hukuk dışı süreçte yakalama kararı çıkartılmış, yakalama kararından dolayı da avukat tutması mümkün olmamıştır. Yakalama kararından kısa bir sure sonra da savunması bile alınmadan 672 sayılı KHK ile ihraç edilmiştir. Bu haksız kararla ilgili yapılacak bireysel başvuru için form EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM ….. tarafından hazırlanarak imzalanmış ancak, mahkemeniz tarafından başvurunun bizzat ya da avukat aracılığıyla yapılması gerektiği belirtilerek benim tarafımdan verilmek istenen başvuru da kabul edilmemiştir. Oysa ne içtüzükte ne de herhangi bir yasada başvurunun bizzat başvurucu tarafından yapılacağını emreden herhangi bir hüküm yoktur. Bu konu mahkemeye erişme gibi temel bir hakka ilişkin olup AYM’nin yasalarda ve içtüzükte olmayan bir kuralı fiilen uygulayıp başvuruyu kabul etmemesi başvurucunun mahkemeye erişme hakkını ihlal eder (AİHS m. 6/1 – Benzer bir olay için bakınız: Golder/Birleşik Krallık) Hem mali olarak içinde bulunduğumuz durum, hem avukata dahi vekalet çıkartılamaması hem de davamızı takip edecek avukat da bulamadığımız için avukat aracılığıyla da başvuru yapamadık. 15 Temmuz sonrası haklarında adli işlem yapılanların davalarını avukatların almaktan çekindiği herkesin malumudur. Vekaleti kabul eden avukatlar da astronomik vekalet ücretleri istemektedirler. Mali durumumuzun bu miktarları karşılaması imkansızdır. Başvurucu kendi başvurusunu hazırlayıp mahkemenize ulaştırmak istemektedir.

İzah ettiğim gerekçelerle, EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM ….. ilgili olan bu başvuruyu başka bir imkanımız kalmadığı için kendi adımı yazarak mahkemenize teslim etmek zorunda kaldım. Bu başvuru EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM …..  e ait bir başvurudur. Değerlendirmenin EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM ….. adına yapılmasını talep ediyorum. EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM ….. adını yazdığım zaman başvuruyu Mahkemeniz kabul bürosu teslim dahi almadığı için bu yola başvurmaya mecbur bırakıldım.

NOT: Bu açıklamaları el yazısıyla başvuru formunun son sayfasındaki imza kısmının (imza attıktan sonra) altına yazıp, yeniden tarih atıp, ayrıca bir imza da bu metnin altına atmakta yarar var. İkinci olarak, yukarıdaki şekilde yazılıp imzalanan başvuru formunun bu sayfasının fotokopisini çekip mutlaka saklayınız. AİHM’ye yapacağınız başvuruda bu durumu delillendirmeniz gerekecektir. Delillendirme için mutlaka imzalayıp hazırladığınız bu sayfanın ve tüm başvuru formunun bir fotokopisini saklayınız. AİHM başvurusunun eklerine AYM başvurusunun bir örneğini zaten ekleyeceksiniz. İleride yukarıdaki ifadelerin yer aldığı sayfanın fotokopisine ihtiyaç duyacağınız için el yazısıyla yazdığınız ve AYM’ye teslim edeceğiniz bu sayfanın fotokopisini mutlaka saklayınız.

TUTUKLULAR

Bu başvuru EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM …… adına hazırlanmış ve onun tarafından mahkemenize verilmek üzere düzenlenmiştir. Ancak EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM …… 15 temmuz sonrasında yaşanan hukuk dışı süreçte tutuklanmış ve halen cezaevinde bulunmaktadır. Tutuklandıktan kısa bir sure sonra da savunması bile alınmadan 672 sayılı KHK ile ihraç edilmiştir. Bu haksız kararla ilgili yapılacak bireysel başvuru için form tarafımızdan hazırlanmış, imzalanıp cezaevi aracılığıyla başvuru yapması için kendisine verilmek istenmiş ancak cezaevi tarafından kendisine ulaştırılmamıştır. 2 haftada bir yaptığımız telefon görüşmesinde de başvurunun cezaevinde yaptırılmadığı söylenmiştir. Mahkemeniz tarafından başvurunun bizzat ya da avukat aracılığıyla yapılması gerektiği belirtilerek benim tarafımdan verilmek istenen başvuru da kabul edilmemiştir. Hem mali olarak içinde bulunduğumuz durum hem  cezaevi koşullarında avukata dahi vekalet çıkartılamaması hem de davamızı takip edecek avukat da bulamadığımız için avukat aracılığıyla da başvuru yapamadık.

İzah ettiğim gerekçelerle, EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM ….. ilgili olan bu başvuruyu başka bir imkanımız kalmadığı için kendi adımı yazarak mahkemenize teslim etmek zorunda kaldım. Bu başvuru EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM …..  e ait bir başvurudur. Değerlendirmenin EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM …. adına yapılmasını talep ediyorum. EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM adını yazdığım zaman başvuruyu Mahkemeniz kabul bürosu teslim dahi almadığı için bu yola başvurmaya mecbur bırakıldım. Bu başvuru gerçek hak mağduru olan EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM adına değerlendirilmediği takdirde başvurucu olan EŞİM / KARDEŞİM / OĞLUM / BABAM süresinde başvuru yapması kamu organları tarafından fiilen engellenmiş ve mahkemeye erişme hakkı (AİHS m. 6/1 – Benzer bir olay için bakınız: Golder/Birleşik Krallık) ihlal edilmiş olacaktır.

NOT: Bu açıklamaları el yazısıyla başvuru formunun son sayfasındaki imza kısmının (imza attıktan sonra) altına yazıp, yeniden tarih atıp, ayrıca bir imza da bu metnin altına atmakta yarar var. İkinci olarak, yukarıdaki şekilde yazılıp imzalanan başvuru formunun bu sayfasının fotokopisini çekip mutlaka saklayınız. AİHM’ye yapacağınız başvuruda bu durumu delillendirmeniz gerekecektir. Delillendirme için mutlaka imzalayıp hazırladığınız bu sayfanın ve tüm başvuru formunun bir fotokopisini saklayınız. AİHM başvurusunun eklerine AYM başvurusunun bir örneğini zaten ekleyeceksiniz. İleride yukarıdaki ifadelerin yer aldığı sayfanın fotokopisine ihtiyaç duyacağınız için el yazısıyla yazdığınız ve AYM’ye teslim edeceğiniz bu safyanın fotokopisini mutlaka saklayınız.

YÖK Kapsamında çalışan akademisyenlerle ilgili örnek olmak üzere eklenen Anayasa Mahkemesi Başvuru Formu üzerinde gerekli düzenleme yapılarak başvuru yapılabilir.

AYM BAŞVURU FORMU

Danıştay için hazırlanan dilekçeler, talep itibariyle aynı ancak içerik itibariyle biraz farklı düzenlenmiştir. Dilekçelerin aynı olmasında herhangi bir sorun olmamasına karşın, yine de birbirinden farklı dilekçeler hazırlanarak kullanmak isteyenlerin istifadesine sunulmuştur.

1- POLİSLER İÇİN ÖRNEK DİLEKÇE

2- 670 SAYILI KHK İHRAÇ KONUSUNDA ÖRNEK DİLEKÇE

3-ÖRNEK DİLEKÇE 3

4- ÖRNEK DİLEKÇE 4

5- ÖRNEK DİLEKÇE 5

6- ÖRNEK DİLEKÇE 6

7- ÖRNEK DİLEKÇE 7

İDARE MAHKEMESİ TARAFINDAN VERİLEN RET KARARINA KARŞI İSTİNAF BAŞVURU DİLEKÇESİ

672 sayılı KHK kapsamında yapılan ihraçlarla ilgili açılan davaların bazılarında İdare Mahkemeleri RET kararı verdi. İdare mahkemesinde dava açma yolunu tercih etmiş olanlar bu karara karşı İSTİNAF yoluna gitmeliler.

Bu yola başvurmak isteyenler için hazırlanmış örnek bir dilekçeyi istifadenize sunuyorum. Bu yolu tercih edenler tarafından kullanılabilir.

 

İSTİNAF DİLEKÇESİ

Hain darbe girişimine katılanlarla ilgili yasa işlem yapılmalı ve gerekli cezai müeyyideler uygulanmalıdır. Masum insanların ve emniyet mensuplarının öldürülmesinin hesabı yasal olarak sorulmalıdır. Ancak darbeyle ilgisi olmamasına rağmen ihraç edilenler de yasal yollara başvurabilmelidir. Bu düşünceyle, darbeye karışmamış kişiler için AYM ve İdari Yargı başvurusu yapmadan doğrudan AİHM başvurusu yapabilmeleri adına başvuru formu hazırlanmıştır.

1- AİHM BAŞVURU FORMU

2- EK-1 ŞİKAYETE İLİŞKİN AYRINTILI AÇIKLAMA

3- BAŞVURU KONUSUNDA PRATİK BİLGİLER

DANIŞTAY İPTAL DAVASI DİLEKÇE ÖRNEĞİ

  • Başlık kısmı Danıştay İlgili Dairesine gönderilmek üzere .. idare mahkemesi olarak yazılmıştır. Herkes şu an bulunduğu yer neresi ise ise ona göre idare mahkemesini yazacak. Her ilde idare mahkemesi yok. Bu yüzden herkes listeden bakıp bulunduğu ilde idare mahkemesi var mı yok mu önce onu teyit etsin eğer idare mahkemesi yok ise bulunduğu il veya ilçedeki asliye hukuk mahkemesi kanalıyla dilekçesini göndersin. Dilekçenin iki nüsha olmasına dikkat edelim. Davalı kısımda kaç kişi yazıyorsa ondan bir fazla gönderiyoruz dilekçeyi. Fazla olan mahkemeye kalıyor diğerleri davalılara gönderiyor. Mahkemenin fotokopi çekip yollama gibi bir görevi yok unutmayın.

 

  • Dilekçeyi hazırlayan herkes mutlaka adres, tc bilgilerini doğru olarak yazmalı. Zira yazışmalar belirttiğiniz adrese gelecek.
  • Bu dava dilekçe örneği, davanın avukat olmaksızın açılması durumuna göre hazırlandı. Avukat ile açılması halinde avukat zaten dilekçe dilini ve şeklini kendisi düzeltecektir.
  • Dava dilekçesi aklımıza gelen tüm ihtimaller değerlendirilerek yazıldı. Yazılan her şey herkesi ilgilendirmeyebilir. Bu sebeple sizi ilgilendirmeyen kısımlar silinerek kendi dilekçeniz oluşturulmalıdır. bazı cümleleri, kelimeleri ve dilekçenin yazı karakterini kendinize göre değiştirmeniz, noktalama ve imla hatalarını da düzeltmeniz uygun olacaktır. özellikle yorumsal kısımları tekrar kendi cümlelerimizle yazmak. Mevzuat kısmında oynama yapmanıza gerek yok. Bu dilekçe özel olarak YÖK kanununa tabi olanlara hazırlandı.
  • Özellikle hukuki gerekçelerden sonra yapılan yorumlar tamamen dilekçeyi yazan kişilere aittir. Dolayısıyla bu kısımlar aynı şekilde kullanılmaması önemle tekrar belirtilmektedir. Zira bu yorumlar kimi zaman ağır eleştiriler de içerdiğinden herkesin kullanmak istememesi normaldir. Kısacası bu yorumlar bir yandan durumu anlatmak diğer yandan olayı yorumlamak için kullanılmıştır. Hakarete varmayan kendi yorumlarınızı eklemenizde sakınca yok.

 

  • Davalar adli yardım talepli açılabilir. Şöyle ki dava dilekçesinin başına bu durum belirtildi. Böylece dava ilk kez açılırken harcın tamamı ödenmiyor. Galiba normal olursa 200 adli yardım olursa sadece posta parası alınırsa 10 tl, hatta bizzat danıştayda başvuru yapılırsa o da alınmaz. Ancak adli yardım talebinde üzerine ev araba olmayan ve başka geçim kaynağı da kalmamış olanlar kesin faydalanır diğerleri hakimin takdiri. Ayrıca kaymakamlıklardan fakirlik belgesi de alınarak adli yardım kolaylaştırılabilir. Adli yardım olmasın diyenler dilekçenin başındaki ADLİ YARDIM TALEPLİDİR kısmını silsinler

669-672 sayılı KHK ile ihraç edilenler tarafından Danıştay’a açılan davalarla ilgili olarak Danıştay 5. Dairesi tarafından karar verildi. KHK ile ihraç kararıyla ilgili olarak Danıştay’ın ve İdare Mahkemesinin esasla ilgili karar vermeyecekleri bilinen bir gerçekti, Danıştay tarafından da bu doğrultuda bir karar verildi. Danıştay’ın verdiği karara göre KHK ihraç konusunda davaya bakması gerekenin mahkemenin ihraç edilmeden önce çalışılan yer İDARE MAHKEMESİ olarak gösterilmiştir.

Danıştay’ın verdiği karar doğru olmasa bile bu karar doğrultusunda idare mahkemesinde dava açılması uygun olacaktır. İdare mahkemeleri tarafından başka başvurular için RET kararları verilmiş olmasına rağmen herkesin kendisi için ayrı bir karar alması gerekmektedir.

DANIŞTAY’ın yeni kararı doğrultusunda dava açmamış olan 675 Sayılı KHK ile ihraç edilenler, ihraç edildiklerinde çalıştıkları ilin İDARE MAHKEMESİNE dava açmalıdır. Sitede ki dilekçeler mevcut duruma uygun olarak hazırlandı.

Dava dilekçesinde mahkeme olarak belirtilen bölümde;

……..İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA ( Nokta İşaretli Bölüm Silinerek İhraç Edildiği Tarihte Çalışılan Yer İdare Mahkemesinin İli Yazılacak. İnternette hangi ilin idare mahkemesinin neresi olduğu bulunabilir)

                       Sunulmak Üzere                                                                         …..NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’ NA ( Bulunduğunuz ilde İdare Mahkemesi varsa nokta işaretli yere ilin adını. Eğer İdare Mahkemesi yoksa bu bölüme ……..ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ’NE şeklinde yazılmalı.

Daha önceden Danıştay’a dava açmış olanların bu aşamada bir işlem yapmasına gerek yoktur. Danıştay, dosyayı ilgili idare mahkemesine kendiliğinden gönderecektir. Ayrı bir işlem yapılmasına gerek yoktur.

AÇIKLAMA VE YOL HARİTASI

  1. İKİ AYRI ÖRNEK BAŞVURU FORMU DOLDURULMUŞ HALİ VAR. HUKUKİ DEĞERLENDİRMELERİN VE OLAYLARIN ANLATILDIĞI KISIM SİTEDE Kİ DİĞER FORMLARDA MEVCUT. BURDA SİZİN TARAFINIZDAN DOLDURULMASI GEREKEN DİĞER KISIMLARIN NASIL DOLDURULMASI GEREKTİĞİ GÖSTERİLMEKTEDİR.
  2. İKİ AYRI ÖRNEK VAR. BİR TANESİ DOĞRUDAN MAĞDUR TARAFINDAN YAPILAN BAŞVURU FORMU. DİĞERİ İSE BAŞVURUNUN EŞİ YA DA BİR YAKINININ TEMSİLCİ OLDUĞU BAŞVURU FORMU.
  3. BİZZAT YAPILAN BAŞVURUDA MAĞDUR BAŞVURUCUNUN 71. NUMARALI BÖLÜME ADINI SOYADINI YAZARAK İMZASINI ATMALIDIR.
  4. TEMSİLCİYLE YAPILAN BAŞVURUDA 3. SAYFADA C.3 YETKİ BELGESİ BAŞLIKLI BÖLÜMDE 33 NUMARALI KISMA MAĞDUR BAŞVURUCU İMZASINI ATMALI. 34 NUMARALI BÖLÜME İSE TEMSİLCİ TARAFINDAN İMZA ATILMALIDIR.
  5. BARKOD ETİKETİ , KAYIT VE REFERANS NUMARASI KISIMLARI BOŞ BIRAKILACAK
  6. TARİHLER, BAŞVURUNUN GÖNDERİLMESİNDEN BİR KAÇ GÜN ÖNCESİ OLARAK BELİRLENEBİLİR.

1- BİZZAT YAPILACAK BAŞVURU İÇİN ÖRNEK FORM

2- TEMSİLCİYLE YAPILACAK BAŞVURU İÇİN ÖRNEK FORM

 

 

İdare Mahkemesinde açılan ihraçla ilgili davalarda (KHK GEREKÇE GÖSTERİLEREK YAPILAN İHRAÇLAR) idareler tarafından verilen cevap dilekçeleri neredeyse aynı gerekçeleri taşıdığı için, bu cevaba  karşı sunulacak dilekçe örneğini eke koyuyorum. Dilekçeyi düzenleyip mahkemeye verebilirsiniz. Verilen cevaba karşı size tebliğ edildiği tarihten itibaren 30 gün içinde cevap vermeniz gerekir.

 

İDARE MAHKEMESİ CEVABA CEVAP DİLEKÇESİ

AİHM BAŞVURUSU KARGO ÜCRETLERİ

  1. UPS KARGO 155 TL

(16 KİŞİ BİRLİKTE GÖNDERİRSE. HER BAŞVURUCU İÇİN AYRI KARGO PAKETİ OLARAK)…(BIREYSELDE 210 TL)

  1. DHL KARGO 150 TL

(10 USTU GONDERIMDE)…(BIREYSELDE 210TL)

  1. FEDEX 92 TL

(KAMPANYALI 16 KISILIK GONDERIMDE…(BIREYSELDE 140 )

  1. PTT KARGO (UÇAKLI) 61 TL
  1. PTT KARGO 35 TL (KARASAL…2 HAFTA SONRA TESLIMATLI)
ÖĞRETMENLİK ÇALIŞMA İZNİNİN (LİSANSININ) İPTALİ
  • MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü tarafından 21.07.2016 tarihli tüm Valiliklere ve İl Milli Eğitim Müdürlüklerine gönderilen GENELGE doğrultusunda Özel Okul öğretmenleri ve yöneticilerinin çalışma izinleri iptal edilerek yeni çalışma izni talebinin de kabul edilmeyeceği düzenlenmiştir.
  • GENELGE Tüm Türkiye’de uygulama özelliğine sahip olduğu için bu karardan etkilenen herkes, genelgeden haberdar olduğu tarihten itibaren, hem kendine yönelik işlemin hem de işleme dayanak olan genelgenin iptali için dava açabilir. MEM’e yapılacak yazılı başvuruya verilecek cevap sonrasında süreç başlatılabilir. Bu karardan etkilenen herkes bu davayı açabilir.
  • Dava dilekçesinde genelgenin iptali ile birlikte özel olarak tesis edilen işlemin de iptali istenmektedir.
  • Dava, Danıştay’a açılacak. Bunun için Ankara’ya gidilmesine gerek yok. Bulunulan ilde idare mahkemesi varsa idare mahkemesi aracılığıyla, idare mahkemesi yoksa asliye hukuk mahkemesi aracılığıyla dava açılabilir. Başvuru için bizzat gidilmesi gerekir.
  • Dava dilekçesi 3 nüsha çıkartılmalı. 2 nüshası mahkemeye sunulmalı. Bir nüshası başvuru numarasıyla birlikte muhafaza edilmelidir.
  • Dava masrafı 300TL civarında tutmaktadır. Bu parayı ödeyemeyecek olanlar adli yardım talebinde bulunabilir. Bunun için dilekçenin son kısmında bir talep açıklaması yer almaktadır. Adli yardım talebi olmayanlar bu kısmı çıkararak dilekçelerini sunmalıdırlar.
  • Adli yardım talebinde bulunulduğunda dava açmak için harç ödenmemekte, Danıştay talebinizi haklı görürse harç talep edilmeyecek, haklı görmezse bir tebligat göndererek harcı yatırmanızı isteyecektir. Adli yardım talebinde bulunmayanlar direk harç yatırarak davalarını açabilirler.
  • Dava incelemesi dosya üzerinden yapılmakta olup davanın takibi için duruşmaya ya da mahkemeye gitmek zorunluluğu yoktur.
  • Mali durumunuz müsaitse avukat marifetiyle süreci takip edebilirsiniz. Mali durumunuz uygun değilse, ülkemizde davaların takibi için avukat tutma zorunluluğu olmadığından süreci kendiniz takip edebilirsiniz.

ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI ÇALIŞANLARI VE YÖNETİCİLERİ İÇİN YOL HARİTASI

 

  • Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yayınlanan 21.7.2016 tarihli genelge ile Özel Öğretim Kurumları ile Özel Öğrenci Yurtlarında görev yapan öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici, eğitimci, yönetici ve diğer personelin ÇALIŞMA İZİNLERİNİN VALİLİK tarafından iptal edileceği ve bu personel için başka bir özel öğretim kurumunda ÇALIŞMA İZİN ONAYI düzenlenmeyeceği belirtilmiştir.
  • ÇALIŞMA İZNİNİN İPTALİ ile ÇALIŞMA İZİN ONAYININ DÜZENLENMEMESİ işlemi açıkça hukuka aykırı olduğu için bu işlemin iptali için yasal işlem yapılması gerekmektedir.

Yasal işlem yapılması için;

  • ÖNCELİKLE; Çalışma izninin iptal edilip edilmediği ve çalışma izni verilip verilmeyeceği hususunun, EN SON ÇALIŞILAN İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ’NE dilekçe ile başvuru yapılarak öğrenilmelidir. (DİLEKÇE ÖRNEĞİ DİLEKÇE KISMINA EKLENDİ) Özel bir durumunuz olduğunu düşünüyorsanız, dilekçeyi kendi özel durumunuza göre düzenleyebilirsiniz.
  • Başvuru, bizzat giderek yapılabileceği gibi bir yakınınız tarafından da yapılabilir. Dilekçe sizin adınıza hazırlanmalı ve imza sizin tarafınızdan atılmalı.
  • Yazılı olarak cevap alındıktan ya da yazılı cevap vermeyip sözlü olarak bilgi verildikten sonra; bireysel olarak kendinizle ilgili işlemin iptaliyle birlikte, bu işleme dayanak olarak gösterilen GENELGENİN de iptali için DANIŞTAY’A 60 gün içerisinde iptal davası açılması gerekmektedir. İşlemin dayanağı genelge olduğu için genelgenin iptalini de istemek gerekmektedir. Bu nedenle dava DANIŞTAY ‘da açılmalıdır.
  • Başvurunuza aynı gün ya da birkaç gün içerisinde cevap verilmezse, cevap beklenmeksizin, genelgeden yeni haberdar olduğunuzu belirterek Danıştay’a dava açılmalıdır. Öğrenme tarihi olarak şifahi olarak size bilgi verilen tarihi esas alınız. Bu tarihten itibaren 60 gün içinde DANIŞTAY’A dava açılmalıdır.
  • Eğer yazılı bir cevap verildiyse yazılı cevap verildiği tarihten itibaren 60 gün içinde dava açılmalıdır.
  • Dava dilekçesi örneği sitede var. ( ÖĞRETMENLİK RUHSATININ İPTALİ- DİLEKÇE başlıklı bölümde) Kırmızı ile işaretlenmiş kısma Valilik tarafından verilen cevapla ilgili bilgiler yazılmalı. Yazılı cevap alındıysa tarih ve sayısı yazılmalı. Yazılı cevap alınmadıysa tarih ve sayısı bilinmeyen işlem olarak belirtilmelidir. Diğer kısımlar okunarak kendi durumunuza aykırı bir husus olup olmadığı kontrol edilmeli.
  • Dava dilekçesi hazırlandıktan sonra 3 nüsha çıkartılmalı. 2 nüshası mahkemeye vermek için, 1 nüshası da kendinizde kalması için.
  • Davayı bulunduğunuz il/ilçe de ki en yakın adliyeye giderek açabilirsiniz. Gittiğiniz adliyede İdare mahkemesi varsa nöbetçi idare mahkemesi aracılığıyla, idare mahkemesi yoksa nöbetçi asliye hukuk mahkemesine giderek davanızı açabilirsiniz. Harç ödemeleri gittiğiniz adliyede halledilmektedir.
  • Adli yardım talepli açıyorsanız, harç ödemesi yapılmayacaktır. Dava dilekçesi adli yardım talepli olarak hazırlanmıştır. Adli yardım talepli açılmasında herhangi bir mahsur yoktur. İşi olmayan ve maddi olarak sıkıntıda olan insanların adli yardım talebinde bulunması doğru olacaktır. Adli yardım talebiyle ilgili bilgi notu SORULARA CEVAPLAR başlıklı bölümde yer almaktadır. Okuyup bilgi edinebilirsiniz.
  • Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvuru yapabilmek için Danıştay’a açılan davanın sonucunun beklenmesi gerekmektedir. Danıştay’ın kararı belli olduğunda siteye AYM ve AİHM başvuruları için gerekli dokümanlar eklenecektir.

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI TARAFINDAN VALİLİKLERE GÖNDERİLEN 11.10.2016 TARİHLİ BİR YAZIYLA, ÇALIŞMA İZİNLERİNİN HİÇBİR DEĞERLENDİRME YAPMADAN İPTAL EDİLMİŞ OLMASININ MAĞDURİYETLERE NEDEN OLDUĞU BELİRTİLEREK VALİLİK BÜNYESİNDE BİR KOMİSYON OLUŞTURULARAK YENİDEN DEĞERLENDİRME YAPILMASI İSTENMİŞTİR.

YENİDEN DEĞERLENDİRME YAPILMASI İÇİN YAZILI BİR BAŞVURU METNİ HAZIRLANMIŞTIR. METİN GENEL İFADELER KULLANILARAK HAZIRLANMIŞTIR. HERKES, ÖRNEK DİLEKÇE MANTIĞINA UYGUN OLARAK KENDİ DİLEKÇESİNİ HAZIRLAMALIDIR. BAŞVURU YAPMAK İÇİN YETERİNCE SÜRE VAR, BU NEDENLE ACELE ETMEDEN DİLEKÇE HAZIRLANMALIDIR.

SİZE YÖNELTİLEN SUÇLAMANIN DOĞRU OLMADIĞINI GÖSTERECEĞİNİ DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ DELİL VARSA DİLEKÇENİZE EKLEYEBİLİRSİNİZ.

 

VALİLİKLERE VERİLECEK DİLEKÇE ÖRNEĞİ

MAĞDURİYETLERİN DUYURULMASI ADINA YAPILABİLECEKLER

1- ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ

Telephone: +44-20-74135500

Fax number: +44-20-79561157

Address: 1 Easton Street, London, WC1X 0DW, UK

Twitter: @Amnestyonline

@andrewegardner

2- HUMAN RİGHTS WİTHOUT FRONTİERS

Avenue d’Auderghem 61/16,

1040 Brussels, Belgium

Tel/ Fax: +32-2-3456145

[email protected]

http://crisiscallcenter.org/crisisservices.html

https://www.amnesty.org/en/

http://samaritansnyc.org/24-hour-crisis-hotline/

http://www.ilo.org/global/about-the-ilo/lang–en/index.htm

http://www.hrweb.org/groups/lchr.html

http://togetherweare-strong.tumblr.com/helpline

https://www.icrc.org/

https://www.nlg.org/

http://www.aila.org/

http://www.humanrightsfirst.org/

http://cwsglobal.org/

http://www.unhcr.org/cgi-bin/texis/vtx/home

http://www.rescue.org/

3- AVRUPA İŞKENCEYİ ÖNLEME KOMİTESİ

EUROPEAN COMMİTTEE FOR THE PREVENTION OF TORTURE

Email: [email protected]

Internet: www.cpt.coe.int

4- AVRUPA BİRLİĞİ KOMİSYONU

Posta adresi:

European Commission

Mr Commissioner Johannes Hahn

Rue de la Loi / Wetstraat 200

1049 Brussels

Belgium

E-mail:

[email protected]

5- BM RAPORTÖRÜ

Posta adresi:

Special Rapporteur of the Human Council on the independence of judges and lawyers

c/o Office of the United Nations High Commissioner for Human Rights

United Nations Office at Geneva

8-14 Avenue de la Paix

1211 Geneva 10

Switzerland

E-mail: [email protected]

6- İNSAN HAKLARI KOMİSERİ

Posta adresi:

Council of Europe

Office of the Commissioner for Human Rights

67075 Strasbourg Cedex

FRANCE

E-mail

[email protected]

[email protected]

 

E-mail: [email protected]

7- İNSAN HAKLARI İZLEME ÖRGÜTÜ

Press Desk

Tel: +1-212-216-1832

Fax: +1-212-736-1300

Email: [email protected]

Skype: hrwpress

Emma Daly

Communications Director

Tel: +1-212-216-1835

Fax: +1-212-736-1300

Minky Worden

Media Director

Tel: +1-212-216-1250

Fax: +1-212-736-1300

Address:

350 Fifth Avenue, 34th floor

New York, NY 10118-3299 USA

Tel: +1-212-290-4700 (Main Number)London

David Mepham

UK Director

Joanna Nowak

Communications and Advocacy Associate

Tel: +44 (0) 20-7618-4777

[email protected]

Address:

Audrey House

16 -20 Ely Place

London, England

EC1N 6SN

Berlin

Wenzel Michalski

Director

Wolfgang Buettner

Assistant

Tel: +49-30-259306-10

Address:

Neue Promenade 5 10178 Berlin, Germany

Tel. +49-30-259306-10

Fax. +49-30-259306-29

[email protected]

Brussels/Amsterdam

+32 -2-7371490 (pressdesk)

Jan Kooy

Europe Press Officer

+31-6-42091869 (mob)

[email protected]

Twitter: @KooyJan

Address:

Rue de Trèves, 45

1040 Brussels, Belgium

Tel: +32-2-732-2009

Paris

142 rue Montmartre

75002 Paris, France

Tel: +33-1-43-59-55-35

Fax: +33-1-43-59-55-22

E-mail: [email protected]

YURTİÇİ

1- Türkiye Büyük Millet Meclisi

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

Bakanlıklar 06543 ANKARA

Faks numarası:

(0.312) 420 53 94

Dilekçe Komisyonunun Adresi:

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Dilekçe Komisyonu

Bakanlıklar 06543 ANKARA

Faks: (0312) 420 53 65

2- CHP Cezaevleri İnceleme ve İzleme Komisyonu

[email protected]

https://www.facebook.com/chpck

[email protected] (geri dönüş oranı yüksek)

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

MHP : [email protected]

Türkiye İnsan Hakları Vakfı [email protected]

Türkiye İnsan Hakları Kurumu (Devlet Kurumu) [email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected] (HDP)

Ayhan Bilgen (HDP İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Üyesi. twitter @ayhanbilgen fax: 0312 420 21 41 TBMM Halkla İlişkiler Binası 4. Kat 2 nolu Banko Oda 4056 Çankaya /Ankara

Gözaltına alınan ve tutuklanan yakınlarınızla ilgili işkence ve kötü muamele yapıldığına dair bilgi alırsanız, bunu yapanları Cumhuriyet Savcılığına şikayet etmekle birlikte, işkenceye son verilmesini sağlamak adına insan haklarıyla ilgili kurumlara yaşanılan durumu anlatan bir mail gönderilmesinde fayda vardır.

İlgili kurumların listesi ve mail adresleri ekli listede yer almaktadır. Bu maillere yaşanılan olaylar somut olarak ve detaylı bir şekilde yazılmalıdır. Mümkünse İngilizce olarak mail gönderilmeli, eğer İngilizce bilmiyorsanız, hazırladığınız Türkçe metni Google translate te İngilizceye çevirip gönderebilir siniz. Bunu da yapamıyorsanız Türkçe olarak yazıp gönderebilirsiniz.

Mail gönderilecek kurumlar sizin kimlik bilgilerinizi deşifre etmezler. Bu konuda endişe duymanıza gerek yoktur. Yaşadıklarınızı abartmadan, olduğu gibi anlatırsanız muhataplar size cevap verecekler ve yaşanılan olaya müdahil olacaklardır.

100.000’in üzerinde insanın maruz kaldığı mağduriyetlerin giderilmesi için hukuki başvurular sonuna kadar yapılmalıdır. Ancak, ülkemiz şartlarında sadece hukuki mücadele sorunların çözülmesi için yeterli olmamaktadır.

Bunun için, öncelikle yaşanan mağduriyetlerin anlatıldığı metinler hazırlanmalı. Hiçbir ayrıntı atlanmadan anlatılmalıdır. Hazırlanılan bu metinler;

  • BİMER
  • CİMER,
  • ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKAN VE ÜYELERİ
  • YARGITAY BAŞKANI
  • ÇALIŞILAN KURUM ( İHRAÇ EDİLENLER İÇİN)
  • TÜM SİYASİ PARTİLER
  • MAĞDURİYETLERLE İLGİLENDİĞİ BİLİNEN MİLLETVEKİLLERİ
  • BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANI VE YÖNETİM KURULU ÜYELERİ
  • BULUNDUĞUNUZ İLİN BARO BAŞKANI VE YÖNETİM KURULU ÜYELERİ
  • CEZAEVİNDE YAŞANANLARLA İLGİLİ CEZAEVİ İZLEME KURULLARI
  • MAĞDURİYETLERE DUYARLI OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜNÜZ YAZARLAR,
  • İNSAN HAKLARI DERNEKLERİ, MAZLUMDER, ÇAĞDAŞ HUKUKÇULAR DERNEĞİ

Bu kişi ve kurumların tamamına ayrım gözetilmeksizin yazılan metinler gönderilmeli. Yaşanılan yeni bir mağduriyet olduğunda önceden göndermiştik demeden tekrar gönderilmeli. Eğer geri dönüşüm olmazsa bıkmadan tekrar tekrar göndermeye devam edilmeli.

Gönderilen metinlerde isim ve iletişim bilgisinin bulunması önemli. Ancak, mevcut ortamın oluşturduğu korkudan dolayı çekinenler isimlerini vermeden olayları anlatmalı ve neden isim vermek istemediğini de izah etmelidir.

Netice alınabilir mi, kimse bizimle ilgilenmiyor gibi düşüncelere kapılmadan ve yılgınlığına düşülmeden bu başvurular yapılmalıdır.

YURTİÇİ

1- Türkiye Büyük Millet Meclisi

İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu

Bakanlıklar 06543 ANKARA

Faks numarası:

(0.312) 420 53 94

Dilekçe Komisyonunun Adresi:

Türkiye Büyük Millet Meclisi

Dilekçe Komisyonu

Bakanlıklar 06543 ANKARA

Faks: (0312) 420 53 65

2- CHP Cezaevleri İnceleme ve İzleme Komisyonu

[email protected]

https://www.facebook.com/chpck

[email protected] (geri dönüş oranı yüksek)

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

MHP : [email protected]

Türkiye İnsan Hakları Vakfı [email protected]

Türkiye İnsan Hakları Kurumu (Devlet Kurumu) [email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected]

[email protected] (HDP)

Ayhan Bilgen (HDP İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Üyesi. twitter @ayhanbilgen fax: 0312 420 21 41 TBMM Halkla İlişkiler Binası 4. Kat 2 nolu Banko Oda 4056 Çankaya /Ankara

ŞİRKET VE KURUMLARA EL KOYMA

ŞİRKET, DERNEK, SENDİKA VE VAKIFLARLA İLGİLİ OLARAK ÜÇ FARKLI İŞLEM TÜRÜ VAR;

  • KHK GEREKÇE GÖSTERİLEREK İDARİ BİR KARARLA (VALİLİK-BAKANLIK GİBİ ) EL KOYMA
  • KHK EKİNDE YER ALAN LİSTEYLE EL KOYMA
  • KAYYIM ATAMA SURETİYLE EL KOYMA

Ekte yer alan açıklama doğrultusunda öncelikle bilgi ve belge toplanmalı. Acil yapılması gereken işlemler için planlama yapılmalıdır. 

Sitede en kısa zamanda AYM ve AİHM başvurusu için gerekli belgeler yüklenecektir. İsteyenler kullanabilir.

 

EL KONULAN ŞİRKET VE KURUMLAR YOL HARİTASI

Elkonulan şirketlerin vergi ve sigorta borçlarıyla ilgili olarak ta öncelikle yapılması gereken, el konulan menkul ve gayrimenkul malvarlığından tahsilatın yapılmasıdır. Vergi borcunun tahsili amacıyla doğrudan şirket ortaklarına yapılan icra-i işlemlere karşı dava açılmalıdır.

1- VERGİ MAHKEMESİNE VERGİ BORCU İTİRAZI

2- İŞ MAHKEMESİNE SGK BORCU İTİRAZI

SORULARA CEVAPLAR

İnternet sitesinde online bir etkileşim kurmak bu aşamada çok mümkün olmadığı gibi sorulacak sorulara da tek başıma cevap vermem mümkün değil.

Bu nedenle, hem kendi yaşadığım, hem çevremde ki insanların yaşadığı sorunlara ve internette yer alan sorunlara burada yer vererek, uzmanların bu sorunlara verdikleri cevapları da paylaşmaya çalışacağım.

Her türlü sorunun cevabına burada yer vermeye çalışmakla birlikte, gözden kaçırdığımız kişiye özel sorular olursa mail atıldığında onların da cevabını vermeye ve sitede  yayınlamaya çalışacağım.

SORU 1– Ihraç edilen memurun sosyal güvencesi ne zaman kesilir? Sosyal güvence için ne yapılabilir?

CEVAP: İhraç kararından sonra kurumla İlişiği kesildiği tarihten itibaren, 100 gün sağlık güvencesi devam eder. Ayrıca, meslekle ilişiği kesildiği tarihten itibaren 6 ay içinde isteğe bağlı sigortalı olabilir veya 100 günün sonunda Kaymakamlıklardan gelir testi yaptırıp Genel Sağlık Sigortalısı olabilir.

SORU 2- İsteğe bağlı sigorta ile prim ödemesi yapılsa sağlık güvencesinden yararlanabilir mi? Ödenmesi gereken prim miktarı nedir?

CEVAP: İsteğe bağlı sigortalılık veya GSS tüm aile bireylerine sağlık güvencesi sağlar. (18 yaşından küçük çocuklar için). İsteğe bağlı sigortalılık primi en düşük 500 TL’dir.

SORU 3- İsteğe bağlı sigortalılıkta ödenecek prim miktarı kişinin daha önceki hizmet yılına göre değişir mi?

CEVAP: İsteğe bağlı sigortalılık tamamen kişinin isteğine bağlıdır. Önceki çalışma yılları ile prim miktarı arasında bir bağ yoktur. Ödenecek prim miktarında alt sınır 500 TL civarı olup, miktarı belirlemek tamamen kişinin isteğine bağlıdır.

SORU 4– İsteğe bağlı sigortalılık hem emeklilik hem de sağlık güvencesini mi kapsıyor? Sadece sağlık güvencesi için bir sigorta sistemi mevcut mu?

CEVAP: İsteğe bağlılık hem emeklilik hem de sağlığı kapsar, sadece sağlık için Kaymakamlıklara başvurup gelir testi yaptırarak GSS kapsamına girilebilir.

SORU 5– İhraç olan bir kişi bir işe girip çalışması durumunda, mahkeme kararı ile mesleklerine geri döndüklerinde özlük hakları açısından bir kayıp olur mu? Nasıl bir kayıp söz konusu olur?

CEVAP: Mahkeme kararında tüm hak ve borçları ile iade söz konusu olacağı için herhangi bir kayıp söz konusu olmayacaktır.

SORU 6- Kişi başka bir işe girip çalışır ve emekliliği hak ederse son çalıştığı yere göre mi, yoka hizmeti nerde daha fazla ise oranın şartlarına göre mi emekli olur?

CEVAP: Son yedi yıl içerisinde çalışma yılı nerde daha fazla ise oranın şartlarına göre emekli olur.

SORU 7- Kamuda çalışanlar işsizlik maaşına başvuru yapabilir mi?

CEVAP: 657 Sayılı Kanuna tabi devlet memurları işsizlik maaşına başvuramazlar.

4447 SAYILI KANUNUN 46. MADDESİNDE İSTİSNALAR BELİRTİLMİŞTİR.

5510 sayılı Kanunun; 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri, ikinci fıkrası kapsamında olanlardan bir hizmet akdine dayalı olarak çalışmayanlar ve üçüncü fıkrası, 5 inci, 6 ncı ve geçici 13 üncü maddeleri kapsamında olanlar ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesi kapsamında olmakla birlikte memur veya 22/1/1990 tarihli ve 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi sözleşmeli statüde bulunanlar ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 3269 sayılı Uzman Erbaş Kanunu, 3466 sayılı Uzman Jandarma Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu, 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanunu, 233 ve 399 sayılı kanun hükmünde kararnameler ile 190 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi kamu kurum ve kuruluşlarının teşkilat kanunlarındaki hükümlerine göre sözleşmeli personel statüsünde çalışanlar (18/5/1994 tarihli ve 527 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 31 inci maddesi kapsamında yer alan sözleşmeli personel dâhil) ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre geçici personel statüsünde çalıştırılanlar bu Kanun kapsamına dahil değildir.

SORU : Anayasa Mahkemesine başvuru için Ankara’ya gitmek zorunda mıyım?

CEVAP : İhraçla ilgili olarak AYM’ye başvuru yapmak için Ankara’ya gitmenize gerek yok. Bulunduğunuz İl veya İlçede ki Adliye kanalıyla başvuru yapabilirsiniz. Bulunduğunuz yerdeki adliyeye gidip nöbetçi mahkemeyi öğrenin ve dilekçenizi nöbetçi mahkemenin kalemine teslim edin. Mahkeme Kaleminde yapılacak işlemler konusunda yönlendirme yapılacaktır.

SORU   : Anayasa Mahkemesine başvuru için gerekli belgeler nedir?

CEVAP : 1- Başvuru Formu ( Sitede var olan form)

2- Başvuru formu 10 sayfayı aşarsa Özet Ek Belge ( Sitede var olan ek belge)

3- KHK’da isminizin geçtiği kısmın fotokopisi

4- İhracın haksızlığını ortaya koyacak kendinizle ilgili belgeler ( Başarı belgeleri, sertifikalar, ödüller vb.

5- Nüfus Cüzdanı Fotokopisi

6- Başvuru harç makbuzu ( Başvuru için gittiğiniz yerde harcı ödediğinizde verilecek)

SORU   : İlçede bulunan adliye kanalıyla başvuru yapıldığında başvuru tarihi ne olacaktır?

CEVAP : Başvuru tarihi, sizin bulunduğunuz ilde/ İlçede ki adliye kalemine gerekli harcı da ödemek suretiyle dilekçenizi teslim ettiğiniz tarihtir. Başvurunuzun AYM’ye ya da Danıştay’a teslim edildiği tarih değildir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi için başvuru tarihi ise, başvuru evrakının postaya verildiği tarihtir.

SORU  : Sulh Ceza tarafından verilen elkoyma kararı sonrasında evimin üzerine tedbir konuldu. Evden çıkartılacak mıyım?

CEVAP : Elkoyma kararı tapuya işlenmek suretiyle yapılmaktadır. Fiilen el koyma işleminin uygulanması için, hakkınızda açılan/açılacak davanın mahkumiyetle sonuçlanması ve davada el konulan eşyanın suçtan elde edildiğine dair karar verilmesi, bu kararın da Yargıtay tarafından onanması gerekmektedir. Karar kesinleşinceye kadar evinizden çıkartılamazsınız.

SORU 1: GÖZALTINA ALINMA KARARINA KARŞI AİLE BİREYLERİ İTİRAZ EDEBİLİR Mİ?

CEVAP 1: Yakalama işlemine, gözaltına alma ve gözaltı süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhuriyet savcısının yazılı emrine karşı, yakalanan kişi, müdafii veya kanuni temsilcisi, eşi ya da birinci veya ikinci derecede kan hısımı, hemen serbest bırakılmayı sağlamak için sulh ceza hakimine başvurabilir.

1- KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMELER HANGİ KONUDA ÇIKARILABİLİR ?

Şiddet olayların yaygınlaşması ve şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin bozulması gerekçesiyle olağanüstü hal ilan edildiği (edilmesi gerektiği) için olağanüstü halin nedenleri ve amaçlarıyla sınırlı olmak üzere KHK çıkarılabilir. Anayasa’nın 121. Maddesinde bu durum açıkça belirtilmektedir; Olağanüstü hal süresince, Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu, olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda, kanun hükmünde kararnameler çıkarabilir.’

Meslekten çıkartılma, sosyal güvenlik haklarının iptali, okullara ve şirketlere el koyma gibi amaçlarla KHK çıkarılmaz. Çıkarılırsa bu durum Anayasa’ya açıkça aykırı olduğu için hukuk işlemeye başladığında KHK ile yapılmış işlemler iptal edilecektir.

 2- KHK’LAR 30 GÜN İÇERİSİNDE TBMM’DE GÖRÜŞÜLMEZSE NE OLUR?

Anayasa’da bu konuda açık bir düzenleme olmadığı için tartışmalı bir durumdur. Aslında düzenlemenin amacına bakıldığında KHK’lar 30 gün içerisinde görüşülüp onaylanmazsa yok hükmünde olması gerekmektedir. Ancak, mevcut düzenlemede bu konu tartışmalı olduğu için AYM’ye yapılacak bir başvuruda bu konu AYM tarafından değerlendirme konusu yapılabilecektir. Ancak halen yıllar önce çıkarılmış ama TBMM’ye gönderilmemiş ve bu nedenle görüşülememiş birçok KHK vardır ve halen uygulanmaktadır.

3- OHAL SÜRESİ BİTTİĞİNDE KHK İLE YAPILAN DÜZENLEMELER GEÇERLİLİĞİNİ SÜRDÜRECEK Mİ?

KHK’lar Olağanüstü halin kalkmasıyla kendiliğinden ortadan kalkar. Bunun için ileriye dönük sonuç doğuran düzenlemeler yapılmamalıdır. İhraç, görevden alma gibi işlemler yapılmaması gerekmektedir. Yapılırsa ne olur? Tabi ki hukuk işlediğinde hukuki denetim yapacak merci yapılan bu tür işlemleri iptal edecektir.

4- KHK’LARIN İPTALİ İÇİN DAVA AÇILABİLİR Mİ?

Anayasa’nın 148. Maddesine göre Olağanüstü Hal döneminde çıkarılan KHK’lar için Anayasa Mahkemesine İptal başvurusu yapılamaz. Ancak, daha önceki bir dönemde çıkarılmış bir KHK’nın iptali talebiyle dönemin Ana Muhalefet Partisi tarafından açılan bir davada Anayasa Mahkemesi; “Söz konusu KHK’nın Olağanüstü hal ilanına ve KHK çıkarılmasına neden olan konu ve olaylarla ilgisi olmayan maddeleri”ni iptal etmiştir. Bu süreçte ise Ana Muhalefet Partisi tarafından yapılan açıklamada, çıkarılan KHK’ların bazı maddelerinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açılacağı ifade edilmiştir.

5- KHK’LARIN İPTALİ İÇİN KİŞİLER DAVA AÇILABİLİR Mİ?

Uygulamada, KHK’lar ile kişilerin statüleri ile ilgili bir düzenleme bugüne kadar yapılmadığından buna ilişkin bir örnek ve durum oluşmamıştır. Türk Hukukunda ilk kez karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle Bu konuda hukukçular arasında iki görüş vardır.

Birinci görüşe göre; KHK’lar kanun hükmünde olup normal Bakanlar Kurulu Kararı ile karıştırılmamalıdır. Normal Bakanlar Kurulu kararının iptali için Danıştay’a iptal davası açılabilir. Ancak, kanun hükmünde olan ve Bakanlar Kurulu tarafından kabul edilen ve CB tarafından imzalanan KHK’lar aleyhine sadece Anayasa Mahkemesinde iptal davası açılabilir ve bu davayı da kişiler açamaz.

İkinci görüşe göre; Kişilerin KHK’nın iptali için dava açma hakkı yoktur. Ancak memuriyetten çıkarma konusundan yayımlanan KHK ekinde yer alan listede (örnek 672 sayılı KHK) ismi bulunan ve bu şekilde memuriyetle ilişiği kesilen kişilerin sadece “söz konusu Bakanlar Kurulu Kararının kendisi ile ilgili kısmının iptali” talebiyle Danıştay’a, söz konusu KHK’nın yayımlandığı tarihten itibaren 60 gün içinde dava açabileceği değerlendirilmektedir (KHK’lar niteliği itibariyle bir Bakanlar Kurulu Kararı’dır).

Danıştay’a iptal davası açılsa ne olur? Maksimum 400TL masrafı olan bir işlemdir. Her ihtimale karşı dava açmak istiyorum diyen kişi 400TL masraf vermek suretiyle bu davayı açabilir. Dikkat edilmesi gereken bu davanın açılmış olması nedeniyle AYM’ye ve AİHM’e başvuru sürelerinin kaçırılmamasıdır.

 6- OHAL DÖNEMİNDE YAPILAN İŞLEMLERE KARŞI DAVA AÇILABİLİR Mİ?

Evet, bu dönemde de yapılan idari işlemler yargı denetimine tabidir. Sadece mahkemeler yürütmenin durdurulması kararı verememektedir. İdareler tarafından tesis edilen hukuka aykırı işlemler aleyhine 60 gün içerisinde İdare Mahkemesinde dava açılması gerekmektedir.

7- KHK İLE MEMURİYETTEN İHRAÇ EDİLENLER HANGİ HUKUKİ YOLA BAŞVURABİLİRLER?

Yukarıda da ifade edildiği gibi İdari Yargıda dava açma konusunda iki ayrı görüş vardır. Danıştay’da dava açma usulünü düşünmeyenler, memuriyetten ihraç ile ilgili KHK’nın yayım tarihinden itibaren 30 gün içerisinde AYM’ye başvuru yapmak; daha sonra da KHK’nın yayınlanmasının üzerinden 6 ay geçmeden AİHM’e başvuruda bulunması gerekmektedir.

Anayasa Mahkemesi iki üyesinin ihracına ilişkin verdiği karar ile OHAL KHK’sı ile kamu görevinden çıkarılan tüm bireyler için etkisiz bir kanun yoluna dönüşmüştür. Etkisiz olduğu için de kural olarak tüketilmesi zorunlu değildir. Ancak ileride içtihat değişikliği kaygısıyla yine de AYM’ye ihtiyaten başvuru yapılmalıdır. AYM başvurusundan hemen sonra da AYM’nin sonucunu beklemeden ve 6 aylık süreyi kaçırmadan AİHM’e başvurulmalıdır.

Dileyenler yine de Danıştay’a iptal davası açıp Anayasaya aykırılık iddiasında bulunabilirler. Ancak aynı anda 30 günü kaçırmadan AYM’ye ve 6 ayı da kaçırmadan AİHM’e başvuruları yapmak daha doğru olacaktır.

8- İHRAÇ NEDENİYLE DAVA AÇMAK İÇİN SON BAŞVURU YAPILMA TARİHLERİ NEDİR?

01.09.2016 tarihli mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile tesis edilen 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname.

AYM’ye yapılacak Bireysel Başvuru tarihi, 1 EKİM 2016 TARİHİNDE SONA ERMEKTEDİR. BU TARİH CUMARTESİYE GELDİĞİ İÇİN SÜRE 3 EKİM PAZARTESİ GÜNÜ SONA ERMEKTEDİR. ANCAK, SON GÜNE BIRAKMADAN BAŞVURU YAPILMALIDIR.

AİHM’E BAŞVURU SÜRESİ İSE 1 MART 2016 TARİHİNDE SONA ERMEKTEDİR. BU TARİHTEN ÖNCE BAŞVURU YAPILMALIDIR.  

DANIŞTAY’A BAŞVURU YAPMAK İSTEYENLER İÇİN SÜRE 60 GÜNDÜR.

DAVA AÇMA KONUSUNDA YAŞANAN SORUNLARA CEVAPLAR 

  • Öncelikle dava açmak çok zahmetli ve karmaşık bir işlem değil. Bunu bilerek hareket edilirse rahat edilir.
  • Dava açmadan önce mahkemeye sunulacak olan; dava dilekçesi, sunulacak deliller hazırlanmalı.
  • Dava dilekçesi örneği sitede var. Buradan indirilecek belgeyi kendinize göre hazırlayıp, kendi bilgilerinizi yazdığınızda dilekçe hazırlanmış olur. Dilekçe ihraç edilen kişi adına hazırlanmalıdır. Bilgiler ihraç edilen kişiye ait olmalıdır. İhraç edilen kişi tutuklu, gözaltı ya da kaçaksa yakınları yine ihraç edilen kişi adına hazırlamalıdır. Hazırlanılan dava dilekçesi ve AYM başvuru formu dava açan kişi tarafından imzalanmalıdır. Tutuklu için cezaevine götürülerek imzalatılabilir. Uzakta olanlar için maille gönderilebilir. Renkli çıktı alınarak imza işi çözülmüş olur.
  • Deliller, davanın konusuna göre hazırlanmalıdır. İhraçla ilgili davalarda gerekçe silahlı örgüt üyesi olmak, silahlı örgüt adına faaliyet göstermek olduğu için, silahlı örgütle irtibatınızın olmadığına ve silahlı örgüt adına faaliyet yapmadığınıza dair her türlü bilgi, belge, tanık ifadesi delil olabilir. Aynı şekilde başarı belgeleri, takdirler, sertifikalar, toplumsal proje faaliyetleri de delil olarak sunulabilir.
  • Adına dava açılacak kişinin kimlik fotokopisi AYM tarafından istenmektedir. Kimlik fotokopisi, tutuklu için cezaevinden alınabilir. Mümkün olmazsa nüfus idaresinden de nüfus kayıt örneği alınabilir.
  • Dava dilekçesi ve deliller 3 nüsha olarak hazırlanmalıdır. 2 nüshası mahkemeye verilmek için 1 nüshası da kendiniz için olmalı. Mahkemeye verilecek 2 nüsha da imzalı olmalıdır.
  • Dava dilekçesi ve deliller tamamlandıktan sonra, tutuklu, gözaltı ve kaçak olmayanlar bizzat bulundukları ilin adliyesine giderek davalarını açabilirler. Anayasa Mahkemesine Başvuru yapmak isteyen kişi Ankara’da ise direk Anayasa Mahkemesine giderek başvurusunu yapmalı. Ankara’da ikamet etmiyorsa, örneğin Konya’da ise Konya adliyesine giderek nöbetçi herhangi bir mahkemenin kalemine gitmeli. AYM’ye başvuru yapacağını söylediğinde ne yapılması gerektiği gösterilecektir. İlk işlem, başvuru formunu nöbetçi hakim tarih atarak imzalamaktadır. Sonra, gerekli harcın yatırılması için adliyede bulunan maliye veznesine gidilerek harç yatırılmaktadır. Vezneye Anayasa Mahkemesine başvuru yapacağınızı söylediğinizde onlar harç miktarını söyleyecektir, harç miktarı 240 TL dir. Harç makbuzunu alıp bir kopyasını (size 2 kopya verecekler) başvuru formunuza ekleyerek tekrar nöbetçi mahkeme kalemine gidip elinizdeki tüm evrakları teslim edeceksiniz. Size sayı numarası vereceklerdir. Siz hakim tarafından tarih ve imza atılan sayfanın da bir fotokopisini alıp verilen numarayı elinizdeki nüshaya not edin. Bu şekliyle başvuruyu tamamlamış olacaksınız. Elinizde hakim tarafından imzalanan sayfanın fotokopisi, harç makbuzu ve size verilen başvuru numarası olarak adliyeden ayrılabilirsiniz.
  • İdare mahkemesine ve Danıştay’a başvuru yapmak isteyenler, tutuklu, gözaltı ve kaçak değilse bu davaların mahkemesi de Ankara’da olduğu için bizzat Ankara’da bu davaları açabilirler. Usul yukarda anlatıldığı şekildedir. Ankara dışında olanlar, örneğin Konya’da olan bir kişi bu davalar için Konya İdare Mahkemesine gitmelidir. Aynı usullerle bu davalar açılabilir. Bulundukları yerde idare mahkemesi olmayanlar diğer mahkemelerin kalemine giderek davalarını açabilirler. İdare mahkemesinde harç ve posta masrafı miktarı 300TL civarındadır. Danıştay’da da 300TL civarındadır.
  • Tutuklu ve gözaltında bulunan kişiler nasıl başvuru yapabilir. Öncelikle bu kişilerle ilgili olarak dışardaki yakınları sitede yer alan örnek dilekçeler doğrultusunda dava dilekçelerini hazırlamalı ve delil listesini de tedarik etmelidir. İçeriğinin hazırlanması konusunda tutuklu ile yapılacak görüşmede bilgi alınabilir. Dava dilekçesi hazırlandığında cezaevine götürülerek kendisine imzalatılıp, bir yakını tarafından başvuru yapılacak yerlere götürülebilir. Normal zamanda bir yakını (eşi, kardeşi) bu başvuruyu yapabilmekte iken bugün sorun çıkartılabilir. Eğer başvuruyu kabul etmezlerse, bizzat tutuklu tarafından cezaevi aracılığıyla gönderilebilir. Harcın ödenmesi konusunda bir sorun çıkarsa, başvuru formuna ADLİ YARDIM TALEBİ VARDIR, denilerek, mali durumunuzun iyi olmadığını, işten çıkarıldığınızı ve tutuklandığınızı yazarak harcı ödeyecek paranızın olmadığını bu nedenle adli yardım talebiyle başvuru yapmak zorunda kalındığınızı başvuru formuna yazın.
  • Yurtdışında ve kaçak olanlar, hazırlanılan dava dilekçelerini yakınları vasıtasıyla vermeye çalışmalılar. Bunun için AYM’ye ve diğer mahkemelere doğrudan teslim etmeyip, başka bir ilde bulunan mahkeme kalemi aracılığıyla göndermeyi denemeliler. Eğer bu şekilde yapılamazsa, dava dilekçesine ihraç edilen kişinin adıyla birlikte eşinin de adı yazılmalı. Yani her iki eşte davacı olarak yazılmalı. Dilekçe içerisine de kısa bir paragraf eklenerek, İHRAÇTAN KENDİSİNİN DE ETKİLENDİĞİNİ BU NEDENLE DAVAYI BİRLİKTE AÇMAKTA MENFAATLERİNİN OLDUĞUNU BELİRTMELİLER. Bu şekilde hazırlanılan dilekçeyi ismi yazan eş mahkemeye götürüp teslim edilmelidir. Bu şekilde sorun çıkmayacağını tahmin ediyorum. Mahkeme bu şekilde yapılacak başvuruda eşin davasını reddedebilir, ama sorun değil. İhraç edilen kişi için açılan dava görülmeye devam edilecektir.
  • Eğer bir avukat bulabildiyseniz tüm bu başvuruları avukatınız sizin adına yapabilir. Avukat bulamadıysanız, bulma imkanınız yoksa yukarıda belirtilen usulleri kullanmak suretiyle dava açabilirsiniz
  • Anayasa Mahkemesine yaptığınız başvuru dosya üzerinden incelenmektedir. Duruşma yapılmamaktadır. Öncelikle size başvurunun kabul edildiğine dair yazı gönderilir. Sonra başvurunuzda bir eksiklik varsa onun giderilmesi için yazı gönderilebilir. Eksiklik yoksa dosya incelenip karara bağlanır. Karar verme sürecinin ne kadar süreceği belli değildir. Başvuru sayısının çok olacağı düşünüldüğünde sürenin daha da uzayacağı anlaşılmaktadır. Acil talepli yapılan başvuruların incelenmesi bile neredeyse 1 yılı bulmaktadır.
  • Danıştay’a yapılacak başvuru da dosya üzerinden yapılmaktadır. Bu dava için de duruşma yapılmamaktadır.
  • İdare mahkemesinde açılacak dava da duruşma yapılmasını siz isterseniz bunu dava dilekçenizde talep etmeniz gerekiyor. Dava dilekçenizde talep ederseniz duruşma günü verilip taraflar davet edilmektedir. Duruşmanın sonuç açısından bir faydası olmayıp, ben derdimi bizzat anlatmak istiyorum diyorsanız duruşma isteyebilirsiniz. Duruşma istemezseniz dosya üzerinden inceleme yapılacaktır. Bu davaların neticelenmesi de uzun sürmektedir.

Keşke idare/ hükümet idari bir tasarrufla aldığı kararlardan geri dönse. Şahsen bunu istemekle birlikte çok mümkün görmüyorum. İnşallah yine de bu yanlıştan dönmelerini temenni ediyorum.

Hükümet temsilcilerinin açıklamaları çok samimi gelmediği gibi bu doğrultuda yapılan bazı açıklamalarda siyasi manevradan başka bir anlam ifade etmiyor.

İhraç kararı verilen kişilerin savunması mı alındı, darbeyle irtibatları mı tespit edildi, silahlı örgüt üyesi olduklarına dair silahlı bir eylemleri mi tespit edildi ki ihraç edildiler. Hiçbir gerekçe göstermeden, savunma bile almadan hukuken kabul edilemeyecek gerekçelerle ihraç kararları verildi. Bu kararı verenlerin, haksızlık yapılan varsa değerlendiririz demeleri sadece siyasi demagojidir. O yüzden bu değerlendirmelere göre hareket etmek doğru değil diye düşünüyorum.

Haksızlığa uğradığını düşünen herkes davasını açmalı. Açılan bu davaların idari bir tasarrufla memuriyete geri dönmeye engel olmayacağı bilinmelidir. Eğer idari bir kararla geri alınma durumunuz olursa basit bir dilekçe ile açtığınız davalardan vazgeçebilirsiniz. Ancak, idare yaptığı haksızlığı düzeltir düşüncesiyle dava açmazsanız, düzeltme yapılmadığı takdirde, ihraç nedeniyle uğradığınız haksızlığı gidermeniz mümkün olmayacaktır.

O yüzden hiçbir endişe duymadan açılması gereken davaları ve yapılması gereken başvuruları eksiksiz olarak yapın.

Hükümet yetkilileri tarafından yapılan açıklamalara göre, Valilikler bünyesinde itiraz birimleri oluşturulduğu, yeni çıkacak KHK ile de Valilere memuriyete geri alma yetkisi verileceği anlaşılmaktadır. Kendisini masum kabul eden herkes itirazını yapmalı.

Bunun için itiraz metni hazırlanmalı ve ilgili birime teslim edilmeli.

Hazırlanılacak metinde;

  • İsnat edilen suçları işlemediğinize dair bilgi ve belgeden bahsedilmeli.
  • Mesleki çalışmanızdan, başarılarınızdan varsa aldığınız ödüllerden bahsedilmeli,
  • Tabi olduğunuz amirin dışında hiç kimseden emir almadığınızı anlatın,
  • Silahlı terör örgütü mensubu olmadığınızı, olamayacağınızı kendinize göre izah edin, Tarafınıza yöneltilen ama somut olarak bilmediğiniz suçlamaları neden kabul etmediğinizi anlatın.
  • Netice olarak, haksız işlemden dönülerek, tekrar görevinize iade edilmenizi talep edin.

Bu şekilde hazırlanacak dilekçeyi Valilikler bünyesinde kurulan Olağanüstü hal birimine teslim edin.

SORU 1: PASAPORT İPTALİ GEREK GÖSTERİLEREK EMNİYET, KONSOLOSLUK, İNTERPOL TARAFINDAN PASAPORTUN İADE EDİLMESİ İSTENİRSE NE YAPILMALIDIR?

CEVAP 1: Pasaport iptali konusu, son dönemde gündeme gelen ve açıkça sahtecilik yapılarak gerçekleştirilen bir işlem. Can Dündar’ın eşinin pasaportuna el konulmasında yapılan sahtecilik görülmüştür.

Eğer sizin de pasaportunuz iptal edilir ve yetkililer tarafından istenirse;

Yurt dışında bulunduğunuz esnada, pasaportunuzun iptal edildiği söylenerek teslim etmeniz istendiğinde pasaport elçiliğe verilmemeli. Bununla birlikte hem bulunulan ülkenin ilgili kurumuna özelliklede İnterpol’ün Fransa Lyon’daki genel merkezine bir müracaat yapılmalı. İnternetten iletişim bilgileri alınıp ilgili durum hakkında bir başvuru yapılabilir. Kendisi hakkında eğer bir tahdit varsa bunun sebeplerini öğrenmek istediği yazılmalı. Türkiye’deki siyasi durum ve yaşanan cadı avının mağduru olduğu anlatılarak, kendisi hakkındaki tahdit işleminin kaldırılması talep edilmelidir.

Türkiye’de bulunduğunuz esnada istenirse aynı şekilde İnterpol’le yazışarak tahdidin kaldırılması istenmelidir.

İnterpol tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’nin koydurduğu tahditlerin kaldırıldığı bildirilmişti. Eğer İnterpol’e başvuru yapılırsa pasaporta konulan tahdit kaldırılıp yurtdışında seyahat edilebilir.

SORU 2: YURTDIŞINDA SEYAHAT EDERKEN, PASAPORT KONTROL ESNASINDA PASAPORTA EL KONULDUĞUNDA NE YAPILMALIDIR?

CEVAP 2: Yukarıda ifade ettiğimiz gibi bu durumla karşılaşıldığında, bulunulan ülkedeki İnterpol kanalıyla Fransa’daki genel merkeze ulaşmaya çalışılmalı ve tahdit işleminin kaldırılması talep edilmelidir.

Pasaportunuza el konulduğunda normal şartlarda konsolosluk aracılığıyla yeni bir pasaport çıkartmak mümkün olabilmekte iken, bugün gidilse işlem yapılmayacaktır. Türkiye’ye dönmenizde bir sorun yoksa konsolosluk size dönüş için gerekli belge verecektir. Türkiye’ye dönüşünüzde sorun yaşayacağınızı düşünüyorsanız, bu durumda iltica konusunu düşünebilirsiniz.

SORU 3: TÜRKİYE’DE İHRAÇ GEREKÇESİYLE PASAPORT İPTAL EDİLDİĞİNDE NE YAPILMALIDIR?

CEVAP 3:  Bu durumda öncelikle ihraçlar için AYM ve AİHM’e başvuru yapılmalıdır. Bu işlemler yapıldıktan sonra hukuki olarak pasaport iptali ile ilgili haklar aranmalıdır.

Cezaevlerindeki tutuklu ya da hükümlülerin öznel durumlarını dikkate alan Anayasa Mahkemesi bu kişilerin bulundukları ceza ve infaz kurumları aracılığıyla da başvuru yapabileceklerini kabul etmiştir. Özellikle avukat aracılığıyla başvuru yapma imkânı bulunmayan CEZAEVİNDEKİ başvurucular, usulünce hazırlamış̧ oldukları başvuru formu ve eklerini tutuldukları ceza ve infaz kurumu idaresine de teslim edebilirler. Ceza ve infaz kurumu idaresince teslim alınan söz konusu başvuru evrakı ilgili Cumhuriyet Başsavcılığınca Anayasa Mahkemesine ulaştırılmaktadır.

Anayasa Mahkemesine başvuru doğrudan yapılabileceği gibi diğer mahkemeler ya da yurtdışı temsilcilikler vasıtasıyla da yapılabilir.

Yurtdışında bulunanlar, yurtdışı temsilcilikleri aracılığıyla başvuru yapabilirler. Yurtdışı temsilciliğine teslim edilen başvuru formu ve ekleri gerekli kayıt işlemleri yapıldıktan sonra elektronik ve fiziki ortamda Anayasa Mahkemesine ulaştırılır. Temsilcilik tarafından başvuru formu ve eklerine ilişkin kabul edilebilirlik ya da esasa ilişkin herhangi bir inceleme ya da değerlendirme yapılmaz.

BİRİNCİ HUSUS : İnternette yer alan bazı değerlendirmelerde, adil yargılanma, anayasa 36, AİHS 6 dan önce, KHK ile kişisel işlem yapılması, KHK’nin Anayasada ve OHAL kanununda yer alan KHK düzenlemelerine aykırı olması  hususunun söylenmesi gerektiği belirtilmektedir.

CEVAP: Yukarıda altı çizili olan ve öncelikle bahsedilmesi gerektiği belirtilen husus herhangi bir temel hak değil, oysa bireysel başvurularda sadece temel hakların ihlali ileri sürülebilir. Altı çizili husus her bir hak açısından argüman olarak kullanılabilir; yoksa başlı başına bir hak ihlali oluşturmaz. Örneğin, bir kişinin mal varlığına KHK ile el koyma mülkiyet hakkına müdahale oluşturur. Bu açıdan önce mülkiyet hakkının ihlali ileri sürülmeli (bu ileri sürülmeden hiçbir şey olmaz) daha sonra da şu denmeli: Mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin öncelikle yasal dayanağı olmalı. Somut olaydaki KHK iç hukuka aykırı olup, Anayasa gereği sadece olağanüstü halin gerektirdiği tedbirler bir OHAL KHK’sı ile kararlaştırılabilir. Oysa somut olaydaki KHK bu türden değildir, Anayasaya aykırıdır. Dolayısıyla, mülkiyet hakkına yönelik müdahale iç hukukta yasal dayanaktan yoksundur; bu nedenle mülkiyet hakkı ihlal edilmiştir. ŞEKLİNDE AYM VE AİHM BAŞVURULARI YAPILIR.

Yoksa bahsedildiği şekilde yazılırsa, AYM ve AİHM der ki, ben bireysel başvuruda yasaların (KHK’nın) anayasaya uygunluk denetimi yapan bir merci değilim, sen beni karıştırıyorsun. Sen hiçbir hakkın ihlal edildiğini iddia etmiyorsun der ve reddeder.

İKİNCİ HUSUS ŞU: Mülkiyet ve aile dokunulmazlığının ihlali hakkı KHK ile ihraçlar açısından ilgisiz haklar mıdır?

CEVAP : Mülkiyet hakkı da aile hayatına saygı hakkı da KHK ile ihraçlarla ilgilidir. Kaldı ki söz konusu hakların ihlali ihtimali düşük bile olsa ilgili olan tüm hak ihlallerini AYM ve AİHM başvurularında ileri sürmenin hiçbir sakıncası da yoktur. Mahkeme reddederse hiçbir şey kaybedilmez, ama hiç yazılmazsa değerlendirme konusu yapılması engellenmiş olur.

  • ANAYASA MAHKEMESİ BAŞVURU FORMUNUN DÜZENLENMESİ

 

  1. Öncelikle size ait bilgilerin yer aldığı boşlukları bilgisayarda düzenleyin ve öyle çıktısını alın.
  2. Dilekçe 14 sayfa olduğu için birde özet hazırlandı. AYM FORMA EKLENECEK ÖZET BELGE, başlıklı belgenin de çıktısını alın. Başvuru formunun arkasına iliştirin. Zımbalamaya gerek yok.
  3. ‘Kamu gücünün işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti’ başlıklı bölümün sonuna kendi özel durumunuzu yazın. Nasıl ihraç edildiğinizi öğrendiğinizi, öncesinde ne tür başarılarınız, takdirleriniz olduğunu ve sizinle ilgili bu sürece nasıl gelindiğini anlatabilirsiniz. İsterseniz mevcut haliyle de yetinebilirsiniz.
  4. Dilekçeyi okumakta fayda var. Sizin durumunuza aykırı bir ifade varsa onu düzeltin ya da çıkartın.
  5. Dilekçeyi avukat olmaksızın imzalayacaksanız avukat kısımlarını boş bırakmanız yeterli. Dilekçe içinde ‘başvurucu’ olarak geçen ifadeler kalabilir. İstenirse ‘başvurucu olarak ben’ şeklinde düzenleme yapılabilir. Mevcut durumunda sıkıntı yok.
  6. Ek kısmına :
    1. Başvuru formunun özeti ( Siteden indirilecek)
    2. Başvuru harcının ödendiğine dair belge ( Mahkemeye gidildiğinde alınacak)
    3. Nüfus cüzdanı fotokopisi
    4. KHK’nin sizle ilgili kısmının çıktısı
    5. Varsa elinizde sicil kayıtlarınız
    6. Başarı belgeleri, takdirler, taltifler
    7. Başkaca sunmak istediğiniz belgeler
  1. Eğer başvuru yapacak mali durumunuz yoksa (300 TL) adli yardım talebinde bulunabilirsiniz. Bunun için sonuç kısmına ‘Dava konusu KHK ile meslekten çıkarıldım. Bu sebeple, hiçbir gelirim olmayıp, açtığım davaların yargılama masraflarını karşılayacak maddi gücüm de bulunmamaktadır. Bu nedenle yargılamanın masrafları yönünden adli yardım kararı verilmesini talep ediyorum’ ifadesini ekleyebilirsiniz.
  2. Tazminat miktarının matematiksel bir hesaplaması yok. Siz ne kadar zararınızın olduğunu ve olacağını düşünüyorsanız o miktarı yazın. Yazılan miktardan dolayı harç ödenmemektedir. Bu nedenle yüksek yazmanın bir mahzuru yoktur.

15 Temmuz soruşturmalarının cadı avına dönüştürülmesinin araçlarından biri Bylock isimli bir program olmuştur.

Bylock, medyaya yansıyan bilgilere göre başta Google Play Store ve Apple Store isimli elektronik uygulama mağazaları olmak üzere birçok web sitesinden indirilebilen bir haberleşme programıdır.

İktidar kontrolündeki medya programın 215 bin kullanıcısı olduğunu seslendirirken, teknoloji forumlarında programın 1 milyon kullanıcıya ulaştığı ifade edilmiştir.

Yeni Akit Gazetesi; 2 mevcut 8 eski AKP li bakan ile 33 mevcut 47 eski AKP milletvekilinin de bu programı kullandığını iddia etmiştir.

http://www.yeniakit.com.tr/yazarlar/abdurrahman-dilipak/kim-fetocu-kim-degil-16292.html

Bylock isimli program, iktidar kontrolündeki medya ve AKP’li siyasetçiler tarafından örgüt içi haberleşme programı olarak etiketlenip, dilediklerini suçlamak için cadı avı aracı olarak kullanılmaktadır.

Apple Store, içinde 1.5 milyon uygulama olan ve 140 milyar indirme sayısına ulaşmış dev bir teknoloji marketidir. Google Play Store da içinde 1.4 milyon uygulama olan bir teknoloji marketidir.

Gmail’in 1 milyar aktif kullanıcısı olduğu, dünyada 1 milyar Apple cihazı ve 500 milyon aktif Apple kullanıcısı olduğu düşünüldüğünde bu iki teknoloji markette kullanıma sunulan bir uygulamanın gizli kalamayacağı, gizli kalması istenen bir uygulamanın bu teknoloji marketlerine konulmayacağı açıktır.

İşin hukuki yönüne gelince her web sitesi, her program bir server üzerinden çalışır ve her elektronik cihaz gibi server (sunucu) da bir IP adresine sahiptir.

İnternet trafiği izlenerek HTS mantığıyla herhangi bir server ile trafik içinde olan IP’lerin tespiti mümkündür.

PEKİ BU HUKUKİ MİDİR VE DELİL OLABİLİR Mİ?

ANAYASA MAHKEMESİ 2014/149 E – 151 K SAYILI KARARINDA; “Dava konusu kuralda geçen trafik bilgisi, 5651 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (j) bendinde, taraflara ilişkin IP adresi, verilen hizmetin başlama ve bitiş zamanı, yararlanılan hizmetin türü, aktarılan veri miktarı ve varsa abone kimlik bilgileri şeklinde tanımlanmıştır. Dolayısıyla trafik bilgisi adı altında istenen bilgiler genel anlamda belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla, bir kişiye ilişkin bütün bilgileri ifade eden kişisel veri kavramı içerisindedir… Dava konusu kural, yukarıda belirtilen kişisel veri niteliğinde olan ve ciddi suçların tespiti, soruşturulması ve kovuşturulmasında kullanılmak üzere gerçek ve tüzel kişilere ilişkin trafik bilgisinin, işlenmemiş veri hâlinde süreli olarak muhafaza edildiği erişim veya yer sağlayıcılardan, TİB tarafından herhangi bir gerekçe veya neden göstermeksizin temin edilmesine olanak sağlamaktadır. Söz konusu verilere ulaşılabilirlik, kişilerin tercihleri, düşünceleri ve davranışları hakkında fikir verebileceğinden kişilerin özel hayatlarına müdahale edilme riskini içermektedir. Kuralda, temin edilecek bilgiyle ilgili olarak herhangi bir konu ve amaç sınırlaması bulunmadığı gibi bilginin kapsamı, ne şekilde kullanılacağı, tutulacağı süre, temin edilme gerekçesi gibi hususlarla ilgili olarak da herhangi bir belirlilik bulunmamaktadır. Trafik bilgisi adı altında temin edilecek olan bilgiler Anayasa ile teminat altına alınan iletişimin gizliliği, düşünce ve ifadeyi yayma özgürlüğü, haberleşme özgürlüğü, kişisel verilerin korunması gibi birçok temel hakla doğrudan ilgili olup bu bilgilerin TİB tarafından herhangi bir kurala ve sınırlamaya tabi olmaksızın istenildiği zaman ve şekilde elde edilebilir olması temel hak ve özgürlüklerin doğrudan ihlaline sebebiyet vermektedir…

Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa’nın 2., 13. ve 20. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.” ile 8.12.2015 TARİH VE 2015/112 K SAYILI KARARI “.. iptali istenilen hükümlerde yalnızca talep edilen bilgiden bahsedildiği ve bu konuda açıklayıcı bir düzenleme olmadığı için, “kişisel veri” veya “isteme bağlı veri” olarak adlandırılan, belirli veya belirlenebilir kişilerle ilgili her türlü bilgilerin TİB tarafından istenebileceği kuşkusuzdur. Yine Kanun’un 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasında ve 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde, yer ve erişim sağlayıcıların internet trafik bilgilerini saklama görevleri kapsamında trafik bilgilerinin de TİB tarafından istenilecek bilgi kapsamında olduğu açıktır. Bunun yanında, iptali istenilen kurallarda belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmedikleri takdirde yer sağlayıcılar Kanun’un 5. maddesinin (6) numaralı fıkrası, erişim sağlayıcılar ise Kanun’un 6. maddenin (3) numaralı fıkrası uyarınca idari para cezaları ile cezalandırılacaklardır. Diğer yandan, madde hükümlerine göre içerik, yer ve erişim sağlayıcılar tarafından talep edilen bilgilerin verilmesinden ilgili kişilerin haberdar olmalarına ilişkin bir düzenleme de Kanun’da bulunmamaktadır. Dolayısıyla kişilerin kendileri ile ilgili bilgilerin TİB’e verilmesinden haberdar olmaları da söz konusu olmayacaktır… Bu çerçevede iptali istenilen kurallarda, TİB’in hangi koşullarda ve hangi gerekçelerle istediği bilgilerin içerik, yer ve erişim sağlayıcılar tarafından Başkanlığa teslim edileceğine ya da verilen bilgilerin ne kadar süre ile TİB’de saklanacağına, talep edilen bilgilerin mahiyetine, içerik, yer ve erişim sağlayıcılara bildirilecek tedbirlere ilişkin herhangi bir belirlilik bulunmamaktadır. Kurallar bu yönleriyle belirli ve öngörülebilir değildirler. Özel hayat bütün unsurlarıyla tanımlanamayacak kadar geniş bir kavram olup devletin yetkili temsilcileri tarafından ilgililer hakkında rızaları olmaksızın bilgi toplanmasının her zaman söz konusu kişinin özel hayatını ilgilendireceği kuşkusuzdur. İptali istenilen kurallar, kişinin açık rızası olmaksızın kişisel verilerine ulaşılmasına ve bu kişisel verilerin işlenip, bilgi halinde TİB’e teslim edilmesine olanak tanımaktadır. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” denilmektedir. Anayasa’nın bu hükmünde yer alan kişisel verilerin işlenmesine ilişkin “kanunda öngörülen haller“in nelerden ibaret olduğu 5651 sayılı Kanun’da açıkça belirtilmemiştir. İptali istenilen kurallar, Anayasa’da yer alan güvenceye rağmen, kişilere ait her türlü kişisel veri, bilgi ve belgelerin konu, amaç ve kapsam bakımından yeterli sınırlamaya tabi kılınmaksızın koşulsuz olarak TİB’e verilmesine imkân tanımakta, böylece kişiler idareye karşı korumasız hale getirilmektedirler. Dolayısıyla iptali istenilen kurallar, belirli ve öngörülebilir olmadığından kişilerin kişisel verilerin korunması hakkını ölçüsüzce sınırlandırmakta ve Anayasa’nın 20. maddesine aykırılık teşkil etmektedir.” şeklindedir.

Bu kararlar karşısında bir suç soruşturması kapsamında hakim kararı olmadan elde edilen verilerin hukuka aykırı olduğu ve delil olarak değerlendirilemeyeceği açıktır.

Ayrıca, 215bin kişi tarafından kullanıldığı iddia edilen bir programdan hangi 50bin kişi ne ye göre seçilerek suçlanmaktadır. 80 AKP li milletvekili, 10 bakan bu programı kullandıysa onlar neden soruşturulmamaktadır.

İktidar medyasındaki haberlerde programının şifresinin kırıldığı ancak darbeye ilişkin bir delil bulunmadığına dair haberler yer almaktadır. Gerçekten öyleyse binlerce insan neye göre suçlanmaktadır. Ceza soruşturmasında ispatlanması gereken şüpheli ya da sanığın bu programda ne yazdığıdır. Böyle bir tespit ve delil yoksa sadece tahmin yürütülebilir ki, tahminle de ceza yargılaması yapılamaz.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvuru yollarında 15 No’lu Protokolle önemli değişiklikler yapılmıştır. Yapılan en önemli değişiklik, Protokol’ün 4. Maddesi ile Sözleşme’nin 35. maddesindeki AİHM’e başvuru süresinin 6 aydan 4 aya indirilmesidir.

Başvuru süresinde de değişiklik öngören 15 Nolu Protokol; 24.06.2013 tarihinde, üye ülkelerin imzasına açılmıştır. Türkiye; 13.09.2013 tarihinde bu protokolü imzalamıştır. Daha sonra Türkiye; bu değişiklik protokolünü TBMM Genel Kurulu tarafından 6668 sayılı kanunla 30.01.2016 tarihinde onaylanması uygun bulunmuş, akabinde de Bakanlar Kurulu tarafından 29.02.2016 tarihinde onaylanarak yürürlüğe girmiştir.

Ancak; özellikle belirtmek gerekir ki yapılan bu değişiklikler henüz yürürlüğe GİRMEMİŞTİR. 15 Nolu protokolün 7. Maddesi, bu protokolün; sözleşmeye bağlı tüm devletlerin onayını aramakta ve bu onaydan itibaren üç aylık sürenin sonunda gelecek ayın birinci günü bağlayıcılık kazanacağını düzenlemektedir. Bu protokole ilişkin bağlantıda;

(http://www.coe.int/en/web/conventions/full-list/-/conventions/treaty/213/signatures?p_auth=rAZCKnGd)

görüleceği üzere halen; 5 üye ülke bu protokolü imzalamamış ayrıca imzalayan ülkelerden 10 tanesi de halen iç hukuktaki onay aşamasını tamamlamamıştır. Bu nedenle başvuru süresini 4 aya indiren madde halen yürürlüğe girmemiştir. 6 aylık başvuru süresi geçerliliğini korumaktadır.

Bununla birlikte, süreli işlerde en önemli yazısız kural, sürenin sonunu beklememek olmalıdır.

EMEKLİLİK

Kamu görevlilerin emeklilik taleplerini düzenleyen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Kamu görevlilerinin emekliye sevk onayları” başlıklı maddesinin ilgili kısımları şu şekildedir: 

“MADDE 48- 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında olanların yaşlılık veya malûllük aylığı almak üzere görevleriyle ilişiklerinin kesilmesi;

  1. b) İstek üzerine veya yaş haddi veya malûllük hallerinde atamaya yetkili makamın,

onayı ile tekemmül eder.

Özel kanun hükümleri hariç olmak üzere yetkili makamın emekliye sevk onayı, talep tarihinden itibaren bir ayı geçemez. …

… Birinci fıkranın (b) bendine göre emekliye ayrılmak isteyenler için her durumda, istek tarihinden itibaren bir aylık süre sonunda ilişikleri kesilmiş sayılır.”

Görüldüğü üzere kamu görevlilerin emeklilik taleplerinin, yetkili makam tarafından 1 ay içinde onaylanması veya haklı bir neden var ise reddedilmesi gerekmektedir. 1 ay içinde açıkça red işlemi tesis edilemezse 1 aylık sürenin sonunda ilişik kesme işlemi yapılmaktadır.

Ancak; 01.09.2016 tarihli 2. Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan 15.08.2016 tarihli 673 sayılı KHK’nın “Emeklilik onayları” başlıklı maddesi şu şekildedir:

“MADDE 6- (1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ilan edilen olağanüstü halin yürürlüğe girdiği 21/7/2016 tarihinden geçerli olmak üzere, 3 1/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 48 inci maddesinin ikinci fıkrasında emekliye sevk onayı için öngörülen bir aylık süre olağanüstü hal süresince uygulanmaz.”

Bu durumda emekliliğe hak kazanmış kamu görevlilerinin emeklilik taleplerinin onaylanması için öngörülen sevk onayı için süre kısıtlaması bulunmamaktadır. Yetkili makam 1 aylık süre ile bağlı değildir. Bu durum; OHAL süresince emeklilik taleplerinin yetkili makam onayına kadar bekletileceği anlamına gelmektedir. talep tarihinin üzerinden 1 aylık sürenin geçmesi otomatik olarak ilişik kesilmesini sağlamayacaktır.

Diğer konu ise; gerek KHK ekinde yayımlanan listeler ile gerek KHK’ya dayanılarak tesis edilen idari işlemler ile kamu görevinden çıkarılanların emeklilik taleplerinin ne olacağıdır. OHAL süresince yayımlanan KHK’larda bu durumda olan kişilerin emeklilik haklarını kaybettiklerine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla emeklilik hakkı kazanmış olan ancak bu şekilde kamu görevi ile ilişiği kesilen kişiler talepleri halinde emekli ikramiyesi ve emekli aylığı alabileceklerdir. Ancak bu talebin kabulü için de tahminen yukarıda yer verdiğimiz 673 sayılı KHK’nın 6. maddesi dikkate alınarak onay işlemi tesis edilmeyebilir.

Kanaatimizce yapılması gereken emekli olma hakkını elde etmiş kamu görevlilerinin emeklilik talebinde bulunmasıdır. Bu talepleri bu aşamada onaylanmayabilir ve emeklilik işlemleri tamamlanmayabilir. Ancak OHAL sona erdikten sonra idare 1 ay içinde bu talebi onaylamak zorundadır. Bu süre içinde idare bu talebi onaylamaz ise veya haklı bir nedenle reddetmez ise zaten 1 ayın sonunda ilişik kesilmesi yapılacaktır.

ADLİ YARDIM NEDİR?

Dava açtığı takdirde kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zor duruma düşürecek olan kişilere tanınmış, yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak sorumlu tutulmama hakkıdır.

KİMLER ADLİ YARDIMDAN FAYDALANABİLİR?

Adli yardımdan yoksul kimseler faydalanabilir. Adli yardım talebinde bulunan kişi, genel olarak yoksul olmayabilir; ancak, yargılama giderlerini ödediği takdirde kendisinin ve ailesinin geçimi önemli ölçüde sıkıntıya düşecekse, yoksulluk koşulu var sayılır.

HANGİ DAVALARDA ADLİ YARDIMDAN FAYDALANILABİLİR?

Ceza davaları haricindeki tüm davalarda adli yardımdan faydalanılabilir. Yani hukuk mahkemelerinde açılacak her türlü davada, bu davaların her aşamasında, idare mahkemelerinde açılacak davalarda, Anayasa Mahkemesine yapılacak bireysel başvurularda adli yardımdan faydalanılabilir.

CEZA DAVALARINDA ADLİ YARDIMDAN FAYDALANABİLİR MİYİM?

Ceza davalarında adli yardım olmasa da benzer bir düzenleme vardır. Bu düzenlemeye göre şüpheli, sanık veya mağdur avukatı olmadığını ve avukat talebi olduğunu Hakime veya Savcıya söylemesi halinde kendisine avukat görevlendirilecektir.

DAVA AÇARKEN NE TÜR MASRAFLAR OLUR VE NE KADAR TUTAR?

Eğer bir dava açıyorsanız, dava açarken devlete ödenen harç ve giderler ortalama 200 ile 1000 TL arasında olur. Yargılama sırasında duruma göre para yatırılması istenebilir. Dava sonunda dava kaybedilirse karşı tarafın yaptığı masraflar ve avukatlık ücreti sizden talep edilir. Kazanırsanız eğer sizin yaptığınız masraflarda karşı taraftan alınır.

ADLİ YARDIM İLE YARGILAMA SIRASINDA HANGİ MASRAFLARDAN MUAF OLURUM?

Yargılama sırasında başvuru harcı, peşin harç, vekalet harcı, tebligat, tanık, keşif, bilirkişi gider avansları, temyiz yoluna başvuru harcı, karar düzeltme yoluna başvuru harcı gibi duruma göre oluşan değişik masraflar olabilmektedir. Adli yardımdan faydalanmanız halinde geçici olarak tüm bunlardan muaf olursunuz.

DAVA AÇARKEN ADLİ YARDIMDAN FAYDALANMAK İÇİN NE YAPMALIYIM?

Öncelikle dava dilekçenizi hazırlamalısınız. Dava dilekçeniz hazırlandıktan sonra dilekçenin en üst kısmına ‘ADLİ YARDIM TALEPLİDİR’ şeklinde talebiniz olduğu belirtilmeli, daha sonra dilekçenizin içerisinde ‘ADLİ YARDIM TALEBİ’ şeklinde bir başlık açarak, yoksul olduğunuzu, davayı açacak ekonomik güce sahip olmadığınızı belgeleri ile birlikte anlatınız. Son olarak da dilekçenizin SONUÇ VE TALEP kısmına ‘adli yardım talebimin kabulüne’ şeklinde bir talepte bulunulmalıdır.

Bu şekilde hazırlanmış dilekçeniz ile dava açmak üzere mahkemelerin tevzi bürolarına gidip, davayı açarken adli yardım talepli dava açmak istediğinizi belirterek davanızı açın. Bu şekilde açtığınız davada o anda sizden para talep edilmez.

Fakat ilgili mahkeme yoksulluğunuza ilişkin sunduğunuz belgeleri ve ekonomik durumunuzu değerlendirip sonradan bir karar verecektir. Bu karar olumsuz olursa, yani adli yardım talebiniz kabul edilmezse, davanızın görülmesi için ödemediğiniz harç ve giderleri size ödemeniz için süre verecektir. Bu süre içerisinde ödemediğiniz takdirde davanız açılmamış sayılacaktır.

DAVA AÇILDIKTAN SONRA ADLİ YARDIM TALEBİNDE BULUNABİLİR MİYİM?

Evet. Dava açarken adli yardım talebinde bulunamadıysanız veya dava açtıktan sonra maddi durumunuz kötüleşti ise bu aşamada da adli yardım talebinde bulunabilirsiniz.

Bu aşamadaki adli yardım talebiniz yargılamanızın sürdüğü mahkemeye vereceğiniz bir dilekçe ile olacaktır. Bu dilekçe ile adli yardım talebinde bulunduğunuzu, yoksulluğunuza ilişkin belgelerinizi sunduğunuzu ve adli yardım talep ettiğinizi belirtiniz.

Fakat adli yardım talebiniz talepte bulunduğunuz andan itibaren geçerlidir ve önceden yaptığınız masraflar geri ödenmez.

ADLİ YARDIM TALEBİ NETİCESİNDE NASIL BİR KARAR VERİLECEK

Hakim, yaptığı inceleme sonucunda adli yardım talebinde bulunan kişinin yoksul olduğu kanaatine varırsa talebin kabulüne karar verir. Aynı şekilde Hakim yaptığı inceleme neticesinde talebin kısmen kabulüne de karar verebilir. Bu durumda hangi masrafları ödemeniz gerektiğini belirtecektir.

Hakim yaptığı inceleme neticesinde talebinizi reddedebilir de. Bu durumda yoksulluğunuzu daha iyi anlatarak ve sunduğunuz belgeleri daha inandırıcı hale getirerek tekrar aynı şekilde adli yardım talebinde bulunabilirsiniz.

ADLİ YARDIM HAKKI SONRADAN KALKAR MI?

Ekonomik durumun sonradan iyileşmesi neticesinde adli yardım talebinden kendi isteğiniz ile vazgeçebilir veya hakim kendisi durumunuzu inceleyerek adli yardımdan faydalanma hakkınızı sonlandırabilir.

ADLİ YARDIM HAKKI NE ZAMANA KADAR GEÇERLİDİR

Adli yardımdan faydalanmanıza karar verilmesi halinde, eğer bu karar kalkmadığı takdirde yargılamanız bitene ve karar kesinleşinceye kadar geçerlidir.

ÖDEDİĞİM DAVA HARÇ VE GİDERLERİ DAHA SONRADAN BENDEN ALINACAK MI?

Adli yardımdan yararlanan taraf davayı kazanması halinde hiçbir harç ve gider ödemeyecektir. Size devlet tarafından verilen bu avans karşı taraftan alınacaktır.

Fakat davanın kaybedilmesi halinde avans olarak verilen gider ve harçlar ile karşı tarafın yaptığı masraflar sizden talep edilecektir.

YOKSULLUĞUNUZU İSPAT ETMEK İÇİN TOPARLAMANIZ GEREKEN BELGELER

  • Nüfus cüzdanı fotokopisi,
  • Muhtardan alınacak ikametgah ve aza imzalı yoksulluk belgesi
  • Kirada oturuyorsa kira sözleşmesi örneği ya da kira ödediğine dair ev sahibinden alınacak yazı
  • Aile bireylerine ait bir taşınmazda kira ödemeden kalıyorsa taşınmazın tapusunun fotokopisi
  • SGK’dan alınacak 4A, 4B, 4C belgesi, (herhangi bir işte çalışıp çalışmadığını gösteren belge. E-Devlet uygulamasından da alınabilir)
  • Üzerine taşınmaz olup olmadığına ilişkin tapudan alınacak belge. (E-Devlet uygulamasından da alınabilir)
  • Aynı şekilde üzerine motorlu taşıt olup olmadığına dair belge. (E-Devlet uygulamasından da alınabilir)
  • Okuyan çocuk varsa bunun belgesi.
  • Gerçekten ihtiyaç halinde bulunup bulunmadığını anlayabilmede ölçüt olabilecek belgeler.

 

YUKARIDA TÜM BU ANLATILANLAR DAVA AÇMA ESNASINDA VE YARGILAMA SIRASINDA ÇIKABİLECEK YARGILAMA MASRAFLARINA İLİŞKİN ADLİ YARDIM HAKKINI KAPSAMAKTADIR. BUNLARIN YANINDA BİRDE ADLİ YARDIM KAPSAMINDA AVUKAT ATANMASI HAKKINIZ BULUNMAKTADIR. AVUKAT ATANMASINIDA İSTİYORSANIZ AŞAĞIDAKİ AÇIKLAMALARI DA DİKKATE ALIN

 

ADLİ YARDIM KAPSAMINDA AVUKAT ATANMASINI SAĞLAMAK İÇİN;

Yukarıda sayılan belgelerin tamamı ayrıca avukat atanması talebinde de kullanılacağı için ikişer suret olarak temin edilmesi gerekmektedir.

Temin edilen bu belgeler ile davanızı açtıktan sonra, dava dilekçeniz, dilekçenin ekleri ve diğer tüm evraklardan birer suret ile birlikte bulunduğunuz ilin Baro’sunun Adli Yardım Merkezine gidip, adli yardımdan yararlanmak istediğinizi belirtin.

Baro tarafından size bir form doldurtulacaktır. Formu doldurup evrakları teslim ettikten sonra başvurunuz alınmış olacaktır. İşleyiş her ilde farklı olabileceği için gerekli talimatlar başvurunun yapıldığı yerden öğrenilmesi sağlıklı olacaktır.

Başvurunun reddi halinde bu karara karşı itiraz yolu vardır. Başvuru sırasında verilen belgeler ve durumun gerekliliğini ispatlayacak başka belgeler eklenip itiraz yapılabilir.

BARO NEDİR, NEREDE BULABİLİRİM?

Avukatların meslek örgütüne Baro denir. Bir tür sendika gibi bir kuruluştur. Baro’ya ulaşmanın en iyi yolu adliyeye gitmektir. Baro’lar genelde adliye içerisinde veya yakınında olmaktadırlar.

ATANAN AVUKAT BENDEN PARA TALEP EDEBİLİR Mİ?

Size Baro tarafından atanan avukat sizden para talep edemez. Atanan avukatın ücreti Baro tarafından karşılanmaktadır.

ADLİ YARDIM AVUKATI BENDEN ÜCRET ALMADIĞI İÇİN DAVAMI İHMAL EDER Mİ?

Adli yardım avukatı ücretsiz çalışmamaktadır. Asgari ücret tarifesine göre belirlenen ücret, Baro tarafından sizin adınıza ilgili avukata ödenir. Adli yardım servislerinde çalışan avukatlar bu durumu kabul ederek gönüllü olmuşlardır. Fakat tüm bunlara rağmen davanızı ihmal ederse bu avukatın sorumluluğunu doğurur ve hakkında dava açabilirsiniz.

 

 

 

 

 

 

 

 

ANAYASA MAHKEMESİNE YAPILACAK BİREYSEL BAŞVURU KAÇ SAYFA OLMALIDIR?

Bireysel başvuru formu toplamda 10 sayfayı geçmemeli. Ancak, başvuru formu 10 sayfayı geçiyorsa, ayrı bir özet belge düzenlenmeli ve bu özet belge başvuru formuna eklenmelidir. Başvuru formu 20 sayfada olsa eğer özet bir belge hazırlanıp ek olarak sunulursa sayfa sınırı söz konusu olmamaktadır.

10 sayfadan fazla hazırlanmış bir başvuruda özet belge sunulmamış ise, mahkeme özet belgenin sunulması için süre verecektir. Verilen süre içinde özet belge sunulmazsa başvuru reddedilecektir.

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ’NE BAŞVURU KOŞULLARI

Ulusal Yargı Organları Önünde Tamamlanması Gereken Ön Koşullar

(1) Şikâyet edilen soruna çözüm oluşturacak nitelikteki, iç hukukta bulunan tüm yolların, tüketilmiş olması gerekmektedir.

İç hukukta bulunan bütün bu yolların tüketilmesinin istenmesinin nedeni,

AIHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni uygular. İşlevi Sözleşmede öngörülen hak ve garantilere devletlerin saygı gösterip göstermediğini denetlemektir. Bu bağlamda öncelik, iç hukuk yollarının tüketilmesi sırasında, eğer var ise, sözleşmeye ihlal teşkil edebilecek durumun ülke içerisinde çözümüne verilmektedir. AIHM ihlale söz konusu durumun iç hukukta var olan yollar ile çözüm bulamaması durumunda yetkili kılınmıştır.

AIHM olayın iç hukuk tarafından çözümlemesine fırsat verir. Bu şekilde ülke olayı ya dava aşamasında bir yargı kararı ile, ya da davalık olayın herhangi bir aşamasında karşılıklı anlaşma yoluyla da çözebilir.

Bütün bu sebeplerden dolay yazılan dilekçelerde, hangi derece mahkemesi önünde olursa olsun, AİHS’nin ilgili maddelerine ve AİHM’nin konuyla ilgili verdiği emsal kararlara mutlaka atıfta bulunulmalıdır.

(2) Şikâyetlerin (şikâyet edilen Sözleşmeye aykırılıklar veya Sözleşme ihlallerinin) ulusal başvuru yolları çerçevesinde, somut bir şekilde ileri sürülmüş olması da gerekmektedir.

(3) Başvurunun yapılabilmesi için, ulusal yargı organlarının vermiş olduğu kesin hükümden itibaren altı aylık bir süre içerisinde başvuru yapılmalıdır. Bu sürenin dolmasından sonra yapılan başvuruyu Mahkeme kabul edemez. Başvuru süresinin 4 aya düşürülmesi konusu henüz yürürlüğe girmedi ancak başvurularda süre konusuna dikkat edilmelidir.

Başvuru Koşulları Nelerdir?

(1) Avrupa Konseyi’ne üye devletlerden herhangi birinin vatandaşı olmak zorunlu değildir. Şikâyet edilen ihlalin bu devletlerden birinin yetki alanında gerçekleşmiş olması yeterlidir. (Örnek: Türkiye sinirleri içinde yasayan bir Suriye vatandaşına yönelik devletin yapacağı sözleşme ihlali, Suriye vatandaşı tarafından, Türkiye Cumhuriyetine karsı, AIHM önüne taşınabilir.)

(2) Gerçek veya tüzel kişi olabilir (şirket, dernek, vb.).

(3) Şikâyetçi, şikâyet edilen ihlalin kişisel ve doğrudan mağduru olmalıdır. Haksız olduğu düşünülen bir kanun ya da işlemden dolayı, genel bir şekilde şikâyette bulunulamaz. Bir kişi kendisi dışındaki kişiler adına şikâyette bulunamaz (Ancak, açıkça kimliği belli olan bir kişinin yasal temsilcisi şikâyetçi adına başvuruda bulunabilir).

Başvuru Nasıl Yapılır?

Başvuru Türkçe yapılabilir. AİHM’e yapılan başvuru Türkiye masasında görevli, Türkçe bilen, Türk hukuk fakültesinden mezun olmuş bir hukukçu tarafından incelenecek.

Mahkemeye gönderilen doldurulmuş bir başvuru formu ile başvuru yapılabilir. Bu başvuru formu basit olarak görülse de çok fazla teknik yön içermektedir. Bu bakımdan yazılan başvuru formunun (yapılan başvuruların yüzde doksanının olduğu gibi) direk olarak reddedilmemesi için teknik destek almak bir mecburiyet gibi gözükmektedir.

Başvuru formu, tercihen iadeli taahhütlü olarak, şu adrese gönderilmelidir:

Monsieur le Greffier

Cour européenne des droits de l’homme
Conseil de l’Europe

F-67075 Strasbourg Cedex

 

Başvuru formu şunları içermelidir:

  • Olayların ve şikâyetlerin kısaca özeti;
  • İhlal edildiği düşünülen ve Sözleşmede güvence altına alınan hakların belirtilmesi;
  • Daha önce başvurulan hukuki yollar;
  • Başvuru ile ilgisi bulunan ve ilgili bütün kamu kurumları tarafından verilmiş olan kararların birer örneği (bu belgeler geri verilmeyecektir, dolayısıyla, belgelerin sadece birer fotokopisi eklenmeli); ve
  • İlk başvuru bu esnasında bir avukat tarafından temsil edilmek zorunlu değil. Ancak yine de bir temsilci aracılığıyla Mahkeme’ye başvuruluyor ise, onun lehine verilmiş bir yetki belgesini başvuruya eklenmek zorundadır.

Mahkeme Önündeki Yargılamanın Usule İlişkin Temel Özellikleri Nelerdir?

  • Yargılama usulü ilke olarak yazılıdır. Mahkeme’nin başvuru ile ilgili aldığı bütün kararlardan taraflar yazılı olarak haberdar edilir. Duruşma yapılması istisnai durumlarda gerçekleşir.
  • Dosyanızın incelenmesi harçtan muaftır, dolayısıyla ücretsizdir. Başvurucu sadece kendi masraflarını (avukatlık ücreti, araştırma ve yazışma giderleri gibi) yüklenmek zorunda kalır.
  • Başvuru yaptıktan sonra adli yardım talebinde bulunulabilir. Bu yardımın verilmesi otomatik olmayıp, hemen verilmemekte, fakat yargılamanın ileriki bir aşamasında tahsis edilebilmektedir.

Mahkeme Önünde Prosedür Nasıl İşlemektedir?

Mahkeme, öncelikle başvurunun kabul edilir olup olmadığını incelemektedir. Bu şu anlama gelmektedir: başvurunun Sözleşmede öngörülen bazı koşulları karşılaması gerekmektedir. Eğer bu koşullar yerine getirilmemişse başvuru reddedilecektir. Eğer birden çok şikâyet ileri sürülmüş ise, Mahkeme bunlardan bir ya da birkaçını kabul edip, diğerlerini reddedebilir.

Ne Kadar Zaman Beklemem Gerekir?

Mahkemenin hâlihazırdaki iş yükü dikkate alındığında, başvurunun Mahkeme tarafından ilk incelenmesinden önce bir yıllık bir süre geçmektedir. Bazı başvurular “acil” başvuru olarak değerlendirilip, öncelikli bir şekilde incelenebilir. Öncelikli inceleme, özellikle başvurucunun vücut bütünlüğünü tehdit eden yakın bir tehlikenin varlığı durumunda mümkün olabilmektedir. (Çok istisnai durumlarda acil başvuru değerlendirilmesi yapılır. Örnek: Ani ölüm tehlikesi, …)

Not Edilmeli ki:

Mahkeme, ulusal kararları yâda yasaları iptal etme yetkisine sahip değildir.

Kendi verdiği kararların uygulanması da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yetkisinde değildir. Bu kararların uygulanmasının sorumluluğu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne aittir. Bakanlar Komitesi kararların uygulanmasını denetleme ve muhtemel tazminatın başvurucuya ödenmesini gözetleme yükümlülüğü altındadır.

Mahkeme Neleri Yapamaz?

Mahkeme, ulusal mahkemeler karşısında bir temyiz mercii gibi hareket etmemektedir. Ulusal mahkemeler önünde açtığınız davalarla ilgili yeniden bir yargılama da yapmamaktadır. Ulusal mahkeme kararlarını iptal etme, değiştirme veya düzelterek onama konusunda Mahkeme’nin herhangi bir yetkisi yoktur.

Mahkeme, şikâyet edilen makamlar önünde başvurucu lehine doğrudan bir müdahalede bulunmaz. Ancak, istisnai durumlarda geçici tedbirler alabilir. Mahkeme uygulamalarına göre, geçici bir tedbirin kararlaştırılması, sadece başvurucunun fiziki zarara yol açar nitelikte ciddi bir riskle karşı karşıya bulunduğu durumlarda mümkündür.

Bu konuda çalışma yapan biri tarafından gönderilen dilekçeyi siteye ekliyorum, değerlendirilebilir.

 

İPTAL DAVASI 

AYM BAŞVURUSUNDA ADLİ YARDIM TALEBİNDE BULUNULABİLİR Mİ?

Bireysel başvuru harca tâbi olup Harçlar Kanunu’na bağlı tarifede belirtilen bireysel başvuru harcının ilgili yerlere yatırılması gerekmektedir.

Başvurucunun söz konusu harcı ödeme gücünün bulunmaması hâlinde adlî yardım talebinde bulunması mümkündür. Genel hükümlere göre bu konuya ilişkin talepler başvuruların kabul edilebilirliği hakkında karar verecek Bölüm veya Komisyonlar tarafından hükme bağlanır.

Bölümler veya Komisyonlar, bu yöndeki talepleri değerlendirirken başvurucunun özellikle bireysel başvuruya konu olayla ilgili diğer yargılama safhalarında adli yardımdan yararlandırılıp yararlandırılmadığını ve bu tür yardımdan yararlandırılmamış olması hâlinde ise geçen süre içinde ekonomik durumunda esaslı bir değişikliğin olup olmadığı gibi konuları dikkate alırlar. Bu nedenle başvurucunun, daha önce adli yardımdan yararlandırılmamış ise, maddi durumundaki esaslı değişikliği belgelendirmiş olması aranır.

Başvurucu, başvuru harcını ödeyemeyecek durumda ise başvuru formunun son sayfasındaki sonuç talepleri bölümünde durumunu belirterek, buna dayanak gösterdiği belgeleri (fakirlik bel- gesi, sgk kaydı, tapu kaydı, v.b.) forma eklemelidir.

Eğer, adli yardım talebinde bulunulacaksa, dilekçenin sonuç kısmı şu şekilde düzenlenebilir.

 

V- SONUÇ TALEPLERİ

Açıklanan nedenlerle; Öncelikle, meslekten çıkarıldım, hiçbir gelirim olmayıp, açtığım davaların yargılama masraflarını karşılayacak maddi gücüm de bulunmamaktadır. Bu nedenle adli yardım talebimin kabul edilmesini talep ediyorum. Başvuruya öncelik verilerek ivedi olarak incelenmesine ve ileri sürülen hak ihlallerinin tespitine karar verilerek, ihlallerin tüm sonuçlarıyla giderilmesi için her türlü gerekli tedbirin alınmasına, mümkün olan durumlarda eski hale getirilmesine (restitutio in integrum) karar verilmesine, manevi tazminat olarak 1.000 000 TL (bir milyon Türk Lirası) manevi tazminata hükmedilmesine, maddi zararları ve yaşanan hak ihlallerini gidermek için yapılan her türlü yargılama masrafının karar aşamasında tespiti ve tazmini için gerekli incelemenin karar aşamasında yapılmasına (tüm masraflara ilişkin belgelerin bu aşamada sunulmasına izin verilmesine) veya bu açıdan ve hak ihlalleri açısından başvurulacak kanun yollarının gösterilmesine, devam eden ihlallere derhal son verilmesi ve ihlallerin tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılması için gerekli tüm tedbirlerin kararlaştırılıp ilgili kurumlara bildirilmesine karar verilmesini talep ederim.

İDARE MAHKEMESİNİN İPTAL KARARI NE ANLAMA GELMEKTEDİR.

672 Sayılı KHK kapsamında memuriyetten ihraç edilenler tarafından İdare Mahkemelerine de işlemin iptali için davalar açıldı. Açılan bu davalardan bazılarıyla ilgili olarak Trabzon ve Kayseri İdare Mahkemeleri tarafından karar verildi.

Mahkeme kararında özetle; kamu görevinden çıkarılma kararının KHK ile alındığı, KHK kararı dışında idare tarafından bir işlem yapılmadığı, KHK dışında bir işlem olmadığı için de mahkemenin denetleyeceği bir karar olmadığı, KHK’nın denetimi konusunda da mahkemenin hukuki denetim yapma yetkisinin bulunmadığı belirtilerek, davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

Bu karar ne anlama gelmektedir;

Öncelikle bu karar, ihraç işleminin haklı ya da haksız olduğuyla ilgili değil sadece idare mahkemesinin bu davaya bakıp bakamayacağı ile ilgilidir.

İlk andan itibaren KHK ile ihraç işleminden dolayı İdare Mahkemesinde dava açılabilir mi açılamaz mı tartışması vardı. Bazı hukukçular açılmalı derken bazı hukukçular da açılamayacağı şeklinde görüş bildirmişti.

İdare mahkemesi verdiği kararla, KHK ile ihraç işlemine karşı idare mahkemesine başvurulamayacağına karar vermiş oldu. Bu karara göre iç hukuk yolunu tüketme anlamında idare mahkemesine başvurulmasına gerek olmadığı anlamı çıkartılabilir.

Ancak, iç hukuk yolu kapsamında Danıştay’a dava açanlar da oldu. Henüz Danıştay tarafından verilmiş bir karar bulunmamaktadır. Eğer, Danıştay da benzer bir karar verecek olursa KHK ile ihraç kararına karşı İdare Mahkemesi ve Danıştay’a başvuruya gerek olmadığı teyit edilmiş olacaktır.

Bundan sonra ne yapılmalı;

İdare mahkemesine başvuru yapmış olanların, süreci devam ettirmek amacıyla bu red kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren 30 gün içinde Bölge İdare Mahkemesi’ne istinaf başvuru yapmaları gerekmektedir. Bu başvuru da reddedilirse yine bu istinaf talebinin reddi kararının tebliğinden itibaren 30 gün içinde Danıştay’a temyiz başvurusunda bulunmaları gerekmektedir.

Danıştay’a başvuru yapmış olanların ayrıca İdare Mahkemesine dava açmalarına gerek yoktur. Danıştay’a başvuru yapanlar, üst mahkeme olduğu için değil ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’a başvuru yaptıklarından ayrıca İdare Mahkemesine dava açmalarına gerek yok.

KHK ile kapatılan okullara kredi kartı ile taksitli ödeme yapan kişiler, bankaya ihtar gönderip ödemelerin durdurulmasını istemeli. İhtar mutlaka delillendirilmeli. Mail / faks tercih edilebilir. Noter masraflı olacaktır, o nedenle noterle göndermeye gerek yok.

Banka ihtarınızdan sonraki ödemelerden sorumlu olacaktır.

Okul ile banka arasında ayrıca sözleşme var ise banka eğitim hizmetinin ayıpsız olarak sunulmasından sorumlu olacaktır. Bu durumda banka yazılı ihtar öncesindeki taksitleri de size iade etmek zorundadır.

Banka, ben okula peşin ödedim sizden hepsini tahsil ederim diyemez. Zira satın alınan hizmet belirli bir süreye bağlıdır. O süre bitmeden hizmet satan kuruma peşin ödeme yapması müşteriyi bağlamaz.

Ekte iki ayrı ihtar örneği var. Birisi kredi kartı ile ödeme yapmış olanlar tarafından gönderilecek ihtar, diğeri de kredili ödeme yapanlar için. Yapılan ödeme şekline göre ihtar bankaya gönderilmelidir.

KAPATILAN KURUMLARDAN ALACAĞI OLANLARIN YAPMASI GEREKEN

Kapatılan ve devredilen kurumların tüm malvarlığına KHK ile el konuldu. Alacakların ödenmesi konusunda da 670 sayılı KHK’nın 5. Maddesinde düzenleme yapıldı.

Bu düzenlemeye göre el konulan kurumlardan alacaklı olanlar, alacaklarını ispata yönelik, kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle ilgili idaresine 60 gün içinde başvuru yapmalıdır.

Vakıflar için Vakıflar İl Müdürlüğü, diğer kurum ve kuruluşlar için de İl Defterdarlığına başvurulmalıdır.

Sözleşmeden doğan, ticari işlemden doğan, hizmet sektöründen doğan, işçilik alacaklarından doğan ya da başka bir gerekçeyle alacağı bulunanlar başvuru yapmalıdır.

Ekte yer alan dilekçe düzenlenerek alacağı ispata yarayacak tüm bilgi ve belgelerle birlikte başvuru yapılmalıdır.

 

DETFERDARLIK İÇİN DİLEKÇE

VAKIFLAR MÜDÜRLÜĞÜ İÇİN DİLEKÇE

KAPATILAN VE DERVEDİLEN KURUMLARIN BORÇLARIYLA İLGİLİ YAPILMASI GEREKEN İŞLEMLER

Kapatılan ve devredilen kurumların tüm malvarlığına KHK ile el konuldu. Alacakların ödenmesi konusunda da 670 sayılı KHK’nın 5. Maddesinde düzenleme yapıldı.

Bu düzenlemeye göre el konulan kurumlardan alacaklı olanlar, alacaklarını ispata yönelik, kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle ilgili idaresine 60 gün içinde başvuru yapmalıdır. Vakıflar için Vakıflar İl Müdürlüğü, diğer kurum ve kuruluşlar için de İl Defterdarlığına başvurulmalıdır. Şirket ortakları, alacaklılarını ilgili kuruma yönlendirmelidir.

Kapatılan kurumların vergi ve sigorta borçlarıyla ilgili olarak ta öncelikle yapılması gereken, el konulan menkul ve gayrimenkul malvarlığından tahsilatın yapılmasıdır. Vergi borcunun tahsili amacıyla doğrudan şirket ortaklarına yapılan icra-i işlemlere karşı dava açılmalıdır.

 

İŞ MAHKEMESİNE SGK BORCU İTİRAZ DAVASI

VERGİ MAHKEMESİNE VERGİ BORCU İTİRAZ DAVASI

KHK ile ihraç edilenlerin pasaportları KHK gereğince iptal edildi. Yeşil pasaportu iptal edilenler, çocuklarıyla ilgili olarak bordo başvurusu talebinde bulunduklarında pasaport çıkartabilmekte ancak, ihraç edilen ve eşi için yeni pasaport talebi reddedilmektedir.

Bu işleme karşı öncelikle Emniyete yazılı başvuru yapılmalı. Yapılan başvuruya olumsuz yanıt verilirse, İdare mahkemesine dava açılabilir.

EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE BAŞVURU DİLEKÇESİ 

MİT TARAFINDAN ÇÖZÜLDÜĞÜ İDDİA EDİLEN BYLOCK İLETİŞİM BİLGİLERİ CEZA YARGILAMASINDA DELİL NİTELİĞİNİ TAŞIYOR MU ?

Bu sorunun cevabını bulabilmek için öncelikle bilinmesi ve açıklığa kavuşturulması gereken kavramlar; “iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması”, “iletişimin tespiti” ve “telekomünikasyondur”.

Ceza Muhakemesi Kanunu ile Türk Ceza Kanununda tanımı yapılmayan bu kavramlar 10.11.2005 tarih ve 25989 sayı ile 14.02.2007 tarih ve 26434 sayılı Resmi Gazetelerde yayımlanan iki ayrı yönetmelikte tarif edilmiştir.

Buna göre;

İLETİŞİMİN DİNLENMESİ VE KAYDA ALINMASI: Telekomünikasyon yoluyla gerçekleştirilmekte olan konuşmalar ile diğer her türlü iletişimin uygun teknik araçlarla dinlenmesi ve kayda alınmasına yönelik işlemlerini tarif eder. Örneğin BYLOCK ile yapılan iletişimin içeriğini dinleme ve kaydetme bu kapsamdadır.

İLETİŞİMİN TESPİTİ: İletişimin içeriğine müdahale etmeden iletişim araçlarının diğer iletişim araçlarıyla kurduğu iletişime ilişkin arama, aranma, yer bilgisi ve kimlik bilgilerinin tespit edilmesine yönelik işlemlerini tarif eder. Örneğin BYLOCK ile yapılan iletişimin içeriği kaydedilmeksizin, bu program üzerinden kim, kiminle, ne zaman, nerede iletişime geçtiğinin tespiti bu kapsamdadır.

TELEKOMÜNİKASYON: İşaret, sembol, ses ve görüntü ile elektrik sinyallerine dönüştürülebilen her türlü verinin; kablo, telsiz, optik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, elektro kimyasal, elektro mekanik ve diğer iletim sistemleri vasıtasıyla iletilmesi, gönderilmesi ve alınmasıdır. Örneğin akıllı telefonlarda kullanılan BYLOCK adlı program ile yapılan iletişimin bu kapsamda kaldığı tartışmasızdır.

İLETİŞİMİN DİNLENMESİ VE KAYDA ALINMASI

Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada, şüphelinin ve sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin dinlenilebilmesi ve kayda alınması Ağır Ceza Mahkemesinin oy birliği ile vereceği karar ile mümkündür. (CMK 135/1) Örneğin BYLOCK ile yapılan iletişiminin dinlemesi ve kaydedilmesi ancak Ağır Ceza Mahkemesinin oy birliği ile vereceği karar ile söz konusu olabilir. Eğer bu çerçevede alınmış bir mahkeme kararı  yok ise iletişimin dinlenmesi ve kaydedilmesi hukuka aykırıdır. Bununla birlikte hukuka aykırı olarak yapılmış bir dinleme ve kayda alınma söz konusu ise bu şekilde elde edilen kayıtların da ceza soruşturmasında ve kovuşturmasında delil olarak kullanılması mümkün olmadığı gibi bu işlemi yapanlar için Türk Ceza Kanununun 132 ve 133. Maddelerindeki Haberleşmenin Gizliliğini İhlal ve Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi ve Kayda Alınması suçlarının oluşacağı açıktır.

Ceza soruşturmasında ve kovuşturmasında MİT’in CMK’nın 135. Maddesi kapsamında iletişiminin dinlenilebilmesi ve kayda alınması yönünde Sulh Ceza Hakimlikleri ya da Mahkemelerden karar alabilmesi ve bu çerçevede adli bir soruşturma yürütmesi bizim hukuk sistemimizde mümkün değildir.

MİT ancak kendi teşkilat Kanunu’nda belirlenen görev tanımına uygun olarak istihbarat amaçlı dinleme kararı alabilir. Eğer bu çalışmalarda suç tespit edilmiş ise yapılacak olan bununla ilgili olarak soruşturma makamlarını bilgilendirmek ve paylaşımda bulunmaktır.

MİT’in görevi 2937 sayılı Kanun’un 4. Maddesinde “Türkiye Cumhuriyetinin ülkesi ve milleti ile bütünlüğüne, varlığına, bağımsızlığına, güvenliğine, Anayasal düzenine ve milli gücünü meydana getiren bütün unsurlarına karşı içten ve dıştan yöneltilen mevcut ve muhtemel faaliyetler hakkında milli güvenlik istihbaratını Devlet çapında oluşturmak ve bu istihbaratı Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri ile gerekli kuruluşlara ulaştırmak” olarak tanımlanmıştır ve  ancak bu çerçevede istihbari dinleme yapabilir.

Önleme ya da istihbari dinleme olarak da tarif edilen bu dinleme şekli aynı zamanda adli soruşturma görevleri dışında polis ve jandarmaya da tanınmış bir yetkidir. Bu husus 2559 sayılı PVSK’nın Ek 7. Maddesinde, 2803 sayılı Jandarma Teşkilat Kanunu’nun Ek 5. Maddesinde ve 2937 sayılı MİT Kanunu’nun 6. Maddesinde düzenlenmiştir. Ancak istihbari dinlemeler ile elde edilen kayıtların bu amaç (istihbarat amacı) dışında kullanılması mümkün değildir. Nitekim bu husus 2937 sayılı MİT Kanunu’nun 6.maddesinde “Bu madde hükümlerine göre yürütülen faaliyetler çerçevesinde elde edilen kayıtlar, bu Kanunda belirtilen amaçlar dışında kullanılamaz” şeklinde düzenlenmiştir. Söz konusu bu düzenlemenin hiçbir istisnası bulunmamaktadır. Polis ve Jandarmanın adli soruşturma kapsamında ayrıca dinleme yetkileri bulunduğu halde,  istihbari nitelikteki dinlemelerden elde edilen kayıtlar bu soruşturmalarda delil olarak kullanılamamaktadır.

Nitekim aşağıda birkaçı alınan istikrar bulmuş çok sayıda Yargıtay içtihatları da Kanunun bu hükmünü hiç bir yoruma yer vermeyecek netlikte teyid etmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.05.2011 tarih ve 2011/9-83 E., 2011/95 K. Sayılı içtihadında; “5397 sayılı Yasa uyarınca önleme amaçlı iletişimin tespiti ve denetlenmesine, ancak suç işlenmesinin ve kamu düzeninin bozulmasının önlenmesi amacıyla başvurulabilecek ve önleme amacıyla yapılan iletişimin tespiti ve denetlenmesi sonucunda ulaşılan bulgular da, yasanın öngördüğü amaçlar dışında ve bu arada bir ceza soruşturması veya kovuşturmasında delil olarak da kullanılamayacaktır.”

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2011/93 E.  ,  2011/95 K. Sayılı içtihadında ; “… sayılı iletişimin tespiti kararının, 5397 sayılı Yasanın 2. maddesi ile 2803 sayılı Yasaya eklenen Ek 5. madde uyarınca verilen (ve 2937 sayılı Yasanın 6. Maddesi uyarınca verilen) önleme dilemesi kararı niteliğinde olması karşısında, bu şekilde ulaşılan bulgular, yukarıdaki açıklanan ilkeler doğrultusunda ceza yargılamasında delil olarak kullanılamayacağından ve bu bulgulara dayalı hüküm kurulamayacağından, önleme amaçlı iletişimin denetlenmesi sonucunda ulaşılan bulgular dışındaki somut deliller değerlendirilerek sanığın hukuksal durumunun tayin ve takdiri gerekmektedir.”

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 21.10.2014 tarih ve 2012/1283 E.  ,  2014/430 K. sayılı içtihadında “…Önleme amaçlı iletişimin tespiti ve denetlenmesi sonucunda ulaşılan bulgularla bir suç işlendiğinin anlaşılması karşısında, elde edilen bu bulgular, 5397 sayılı Kanunun 1 (2559 sayılı Yasaya ek), 2(2803 sayılı Yasaya ek),. ve 3 (2937 sayılı Yasaya ek)  maddeleri uyarınca, kanunun öngördüğü amaçlar dışında ve bu arada bir ceza soruşturması veya kovuşturmasında delil olarak kullanılamayacağından… “

Şu hale göre özetle; soruşturma CMK’nın 135. Maddesi kapsamında usulüne uygun olarak alınmış bir iletişimin dinlenmesi ve kayda alınması kararı bulunmadığı gibi, istihbarat amaçlı  alınmış bir önleme dinlemesi kararı bulunsa dahi bu şekilde elde edilen kayıtların ceza soruşturması veya kovuşturmasında delil olarak kullanılması mümkün değildir.

İLETİŞİMİN TESPİTİ

Bir diğer husus BYLOCK ile yapıldığı iddia edilen iletişimin içeriği kaydedilmeksizin, bu program üzerinden kim, kiminle, ne zaman, nerede iletişime geçtiğinin tespitinin hukuki değerinin olup olmadığıdır?

Şüpheli (soruşturmada) veya sanığın (kovuşturmada) telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti soruşturma aşamasında hâkim (Sulh Ceza Hakimi), kovuşturma aşamasında mahkeme kararına istinaden yapılır.(CMK 135/6) Böyle bir kararın olmadığı hallerde, bu çerçevede yapılan tespitlerin hukuki bir değerinin olmadığı ve ceza soruşturması ve kovuşturmasında delil olarak kullanılamayacağı yukarıda izah edilmişti.

Bununla birlikte usulüne uyun olarak alınmış bir karara istinaden yapılmış bir iletişim tespiti söz konusu ise bu durumda da iletişimin içeriği kaydedilmediğinden kim, kiminle, ne zaman, nerede iletişime geçtiğinin somut olarak ortaya konulması gerekmektedir.

Zira doğruluğu ya da yanlışlığı, buna muhatap olanlarca sorgulanma imkanı olmayan bir tespitin hukuken hiçbir değeri bulunmamaktadır. Bu hususu Anayasa Mahkemesi 9/1/2014 tarih ve  2013/533 sayılı Bireysel Başvuru kararında  “demokratik bir toplumda, doğruluğu hiçbir şekilde sorgulanamamış ve denetime tabi tutulmamış istihbarî nitelikteki bilgilerin dava dosyasına konulması suretiyle alenileştirilmesi kabul edilemez” şeklinde özetlemiş ve başvurucunun lehine ihlal kararı vermiştir.

Bugün BYLOCK adı verilen bu iletişim aracının içeriklerini sorgulama ve denetleme imkanları olmayan Sulh Ceza Hakimliklerince yapılan işlem;  muhataplarına, varsayılan bu görüşme içeriklerini sorup onlara savunma imkanları tanımadan, peşinen ve tümüyle hukuka aykırı tutuklama kararları vermekten ibarettir. Çok yakında Hatay Ağır Ceza Mahkemesi iddianamesinin iadesine ilişkin bir kararında “Şüphelinin ByLock kaydının bulunduğunun belirtilmesine rağmen By Lock programı ile ilgili araştırma yapılmadığı, şüphelinin bu programı hangi tarihte kullanmaya başladığı kimlerle ne şekilde görüştüğü ve görüşme içeriklerinin tespit edilmediği” gerekçe yapmıştır. Bu gerekçede göstermektedir ki, söz konusu program ile yapılan görüşme içerikleri bulunmadığı gibi kimler arasında kullanıldığı da tespit edilebilmiş değildir.

Apple, Google gibi servislerde  ByLock adlı programın David Keynes adlı bir Amerikalının olduğu, programın yapımcısının, ByLock adlı programın 600 bin kişi tarafından indirildiğini, kullanıcılarının çoğunun Türkiye, Suudi Arabistan ve İran’da yaşadığını söylediği kendisi ile yapılan röportaj sonrası ulusal basına yansımıştır. D.Keynes Ekim 2015 itibariyle GoDady adlı server firmasına ücret ödemeyi kestiğini ve bu nedenle ByLock’un Ocak 2016 itibariyle kullanımdan çıktığını ifade etmiş ve o tarihten beri ve darbe teşebbüsünde ByLock’un kullanılmadığını belirtmiştir. (http://www.hurriyet.com.tr/iste-by-lock-david-keynes-40257030) Ocak 2016 dan bu yana kullanılmayan bu programın, Temmuz 2016 daki “Darbe Teşebbüsü” suçunda delil olarak kullanılması bir başka garabettir.

ByLock adlı programı kullananların sayısına ilişkin olarak Çalışma Bakanı Mehmet Müezzinoğlu bir açıklamasında 180 bin (http://www.ulusalkanal.com.tr/gundem/calisma-bakani-muezzinoglu-turkiye-de-bylock-kullanici-sayisini-acikladi-h120675.html), AKP Karabük Milletvekili Mehmet Ali Şahin ise 215 bin (http://www.takvim.com.tr/ekonomi/2016/10/15/bylocku-kullanan-170-bin-kisi-tespit-edildi) rakamını söylemişlerdir. Adli soruşturmaya konu bir olayda Yürütme ve Yasama organın temsilcilerinin bu tür açıklamalar yapmaları, ülkemizde yargının bağımsızlığının sadece cümlelerde kaldığının bir göstergesidir.

Program yapımcısının verdiği rakamlar ile siyasiler tarafından açıklanan rakamlar arasındaki büyük fark gözetildiğinde dahi münhasıran, bu programı kullanmanın suç delili olamayacağı açıktır.

Bununla birlikte bu programla yapıldığı iddia edilen ve fakat içeriği tespit edilemeyen görüşmelerin kişi aleyhine delil olarak kabul edilemeyeceği çok sayıda Yargıtay kararına da konu olmuştur.

Bunlardan bazıları;

Ceza Genel Kurulu 04.10.2011 tarih ve 2011/10-159 E.  ,  2011/202 K. Sayılı kararında “ilgilisi tarafından çok sayıda görüşme yaptığı kabul edilse dahi içeriği tespit edilemeyen telefon görüşmeleri ile adli sicil kaydına konu ilama dayalı olarak sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması yerinde değildir”

Yargıtay 9. CD’si 13.01.2016 tarih ve 2015/8703 E.  ,  2016/119 K. Sayılı kararında ” içeriği tespit edilmeyen HTS kayıtları dışında, somut, her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmayan olayda, sanık bakımından şüphenin söz konusu olması nedeniyle şüpheden sanığın yararlanması gerektiği şeklindeki genel ceza hukuku ilkesi de gözetilerek, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi”

Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 16.11.2015 tarih ve 2015/4718 E.  ,  2015/32935 K. sayılı kararında “..K…’in sonradan döndüğü soyut beyanları dışında kuşku sınırlarını aşan yeterli ve kesin delil bulunmadığından sanığın beraati yerine,içeriği tespit edilmeyen telefon görüşmelerine dayanılarak mahkûmiyetine karar verilmesi”

Yargıtay 20. Ceza Dairesi’nin 21.01.2016 tarih ve  2015/1663 E.  ,  2016/271 K. Sayılı kararında “…suç tarihinden önce 28 adet içeriği tespit edilemeyen HTS kayıtlarının mahkumiyet için yeterli olmadığı, başkaca kuşku sınırlarını aşan, yeterli ve kesin delil bulunmadığı gözetilmeden, atılı suçtan beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesi.” Şeklindedir.

Şu hale göre özetle; söz konusu BYLOCK adlı program üzerinden kim, kiminle, ne zaman, nerede iletişime geçtiğine dair içeriği tespit edilmeyen Historical Traffic Search (HTS) bilgilerinin kişiler aleyhine delil olarak kullanılamayacağı açıktır.

SONUÇ OLARAK ; 

Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği Anayasa hükmüdür. (Anayasa Madde 38)

Yüklenen suç ancak hukuka uygun delillerle ispat edilebilir. (CMK Madde 217)

Hükmün hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delile dayanması mutlak bozma nedenidir.(CMK Madde 289)

Kamuoyunda Ergenekon Davası olarak bilinen dosyanın temyiz incelemesi sonrasında Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin Bozma ilamında belirttiği üzere; “Ceza Genel Kurulu 03.07.2007 tarih ve 2007/167, 22.01.2008 tarih ve 2008/3 karar sayılı kararlarında, hukuka aykırı olarak elde edilmiş bulunan iletişim tespit tutanaklarının hükme esas alınamayacağını belirtmek suretiyle iletişimin dinlenilmesi hususunda önemsiz/şekli hukuka aykırılık anlayışının geçerli bulunmadığını kabul etmiştir. Gerçekten de haberleşme hürriyeti anayasal bir haktır ve ihlali önemsiz kabul edilemez.”

Şu hale göre Cumhuriyet Savcılarının ve Sulh Ceza Hakimlerinin dikkate alması gereken, HSYK Başkan vekili Mehmet Yılmaz’ın soruşturmalara açıkça müdahale niteliğinde olan “ByLock bizim en güçlü delilimiz. ByLock’un örgüt elemanları dışında başkaları tarafından kullanılabilen bir program olmadığı net” şeklindeki açıklaması değil, masumiyet karinesine bina edilen evrensel hukukun temel ilkeleri ile yukarıda açıklanan hukuka aykırı delil kavramları olmalıdır.

Zira hâkimler ve savcılar görevlerinde bağımsızdırlar; gücü elinde bulunduranların isteği ve yönlendirmesi ile değil Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler, vermelidirler.

BYLOCK İLE İLGİLİ HUKUKİ DEĞERLENDİRME

  1. Bir kişi herhangi bir haberleşme metodunu kullanmakla suçlanamaz, ancak yazdıkları ve konuştuklarında suç unsuru varsa suçlanabilir. Üstelik bunun için de mahkemeden her kişiyle ilgili ayrı ayrı “teknik takip kararı” alınması halinde delil olabilir.

Kişilerle ilgili geçmişte hiçbir teknik takip kararı alınmadan mahkemeye sunulan teknik takip verileri yasal delil statüsünde değil ve mahkemelerde geçerliliği yoktur.

  1. ANAYASA MAHKEMESİ 2014/149 E – 151 K SAYILI KARARINDA; “Dava konusu kuralda geçen trafik bilgisi, 5651 sayılı Kanun’un 2. maddesinin (j) bendinde, taraflara ilişkin IP adresi, verilen hizmetin başlama ve bitiş zamanı, yararlanılan hizmetin türü, aktarılan veri miktarı ve varsa abone kimlik bilgileri şeklinde tanımlanmıştır. Dolayısıyla trafik bilgisi adı altında istenen bilgiler genel anlamda belirli veya kimliği belirlenebilir olmak şartıyla, bir kişiye ilişkin bütün bilgileri ifade eden kişisel veri kavramı içerisindedir… Dava konusu kural, yukarıda belirtilen kişisel veri niteliğinde olan ve ciddi suçların tespiti, soruşturulması ve kovuşturulmasında kullanılmak üzere gerçek ve tüzel kişilere ilişkin trafik bilgisinin, işlenmemiş veri hâlinde süreli olarak muhafaza edildiği erişim veya yer sağlayıcılardan, TİB tarafından herhangi bir gerekçe veya neden göstermeksizin temin edilmesine olanak sağlamaktadır. Söz konusu verilere ulaşılabilirlik, kişilerin tercihleri, düşünceleri ve davranışları hakkında fikir verebileceğinden kişilerin özel hayatlarına müdahale edilme riskini içermektedir. Kuralda, temin edilecek bilgiyle ilgili olarak herhangi bir konu ve amaç sınırlaması bulunmadığı gibi bilginin kapsamı, ne şekilde kullanılacağı, tutulacağı süre, temin edilme gerekçesi gibi hususlarla ilgili olarak da herhangi bir belirlilik bulunmamaktadır. Trafik bilgisi adı altında temin edilecek olan bilgiler Anayasa ile teminat altına alınan iletişimin gizliliği, düşünce ve ifadeyi yayma özgürlüğü, haberleşme özgürlüğü, kişisel verilerin korunması gibi birçok temel hakla doğrudan ilgili olup bu bilgilerin TİB tarafından herhangi bir kurala ve sınırlamaya tabi olmaksızın istenildiği zaman ve şekilde elde edilebilir olması temel hak ve özgürlüklerin doğrudan ihlaline sebebiyet vermektedir…

Açıklanan nedenlerle, dava konusu kural Anayasa’nın 2., 13. ve 20. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.” ile 8.12.2015 TARİH VE 2015/112 K SAYILI KARARI “.. iptali istenilen hükümlerde yalnızca talep edilen bilgiden bahsedildiği ve bu konuda açıklayıcı bir düzenleme olmadığı için, “kişisel veri” veya “isteme bağlı veri” olarak adlandırılan, belirli veya belirlenebilir kişilerle ilgili her türlü bilgilerin TİB tarafından istenebileceği kuşkusuzdur. Yine Kanun’un 5. maddesinin (3) numaralı fıkrasında ve 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendinde, yer ve erişim sağlayıcıların internet trafik bilgilerini saklama görevleri kapsamında trafik bilgilerinin de TİB tarafından istenilecek bilgi kapsamında olduğu açıktır. Bunun yanında, iptali istenilen kurallarda belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmedikleri takdirde yer sağlayıcılar Kanun’un 5. maddesinin (6) numaralı fıkrası, erişim sağlayıcılar ise Kanun’un 6. maddenin (3) numaralı fıkrası uyarınca idari para cezaları ile cezalandırılacaklardır. Diğer yandan, madde hükümlerine göre içerik, yer ve erişim sağlayıcılar tarafından talep edilen bilgilerin verilmesinden ilgili kişilerin haberdar olmalarına ilişkin bir düzenleme de Kanun’da bulunmamaktadır. Dolayısıyla kişilerin kendileri ile ilgili bilgilerin TİB’e verilmesinden haberdar olmaları da söz konusu olmayacaktır… Bu çerçevede iptali istenilen kurallarda, TİB’in hangi koşullarda ve hangi gerekçelerle istediği bilgilerin içerik, yer ve erişim sağlayıcılar tarafından Başkanlığa teslim edileceğine ya da verilen bilgilerin ne kadar süre ile TİB’de saklanacağına, talep edilen bilgilerin mahiyetine, içerik, yer ve erişim sağlayıcılara bildirilecek tedbirlere ilişkin herhangi bir belirlilik bulunmamaktadır. Kurallar bu yönleriyle belirli ve öngörülebilir değildirler. Özel hayat bütün unsurlarıyla tanımlanamayacak kadar geniş bir kavram olup devletin yetkili temsilcileri tarafından ilgililer hakkında rızaları olmaksızın bilgi toplanmasının her zaman söz konusu kişinin özel hayatını ilgilendireceği kuşkusuzdur. İptali istenilen kurallar, kişinin açık rızası olmaksızın kişisel verilerine ulaşılmasına ve bu kişisel verilerin işlenip, bilgi halinde TİB’e teslim edilmesine olanak tanımaktadır. Anayasa’nın 20. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller kanunla düzenlenir.” denilmektedir. Anayasa’nın bu hükmünde yer alan kişisel verilerin işlenmesine ilişkin “kanunda öngörülen haller“in nelerden ibaret olduğu 5651 sayılı Kanun’da açıkça belirtilmemiştir. İptali istenilen kurallar, Anayasa’da yer alan güvenceye rağmen, kişilere ait her türlü kişisel veri, bilgi ve belgelerin konu, amaç ve kapsam bakımından yeterli sınırlamaya tabi kılınmaksızın koşulsuz olarak TİB’e verilmesine imkân tanımakta, böylece kişiler idareye karşı korumasız hale getirilmektedirler. Dolayısıyla iptali istenilen kurallar, belirli ve öngörülebilir olmadığından kişilerin kişisel verilerin korunması hakkını ölçüsüzce sınırlandırmakta ve Anayasa’nın 20. maddesine aykırılık teşkil etmektedir.” şeklindedir.

Bu kararlar karşısında bir suç soruşturması kapsamında hakim kararı olmadan elde edilen verilerin hukuka aykırı olduğu ve delil olarak değerlendirilemeyeceği açıktır.

3.Sadece ByLock kurmuş olmak, ‘terör örgütü’ üyeliği için yeterli görülemez.

  1. Tek bilgi istihbarat amaçlı internet trafik bilgisi. İstihbarı bilgilerin hiçbir şekilde delil olarak kullanılamayacağı hem MİT kanununda hem de Yargıtay Ceza genel Kurulunun 17.05.2011 tarih  Esas No:2011/9-93 Karar 20111/95 ve Danıştay İdari Dava Daireler  Kurulunun 28.04.2011 tarih esas 2007/155 Kara 2007/190 kararlarında açıkça belirtilmektedir.
  1. Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesi FETÖ soruşturmaları kapsamında hazırlanan iddianameyi toplanan delillerin yetersiz olduğu, atılı suçun işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak kesin delillerin bulunmadığı, sanık lehine olacak delillere yer verilmediği gerekçesi ile CMK 174 üncü maddesi uyarınca iade etti. Mahkeme kararında Yargıtay 13 üncü Ceza Dairesinin bir içtihadına dayandı.

Kararın ilgili bölümü şöyle:

Yargıtay l3.Ceza Dairesi’nin 3.0/11/2011 tarih ve 2011/17629-6976 E.K sayılı ilamında belirtildiği özere: Yeni Türk Ceza Adalet Sisteminde benimsenen. “Kişilerin Lekelenmeme Hakkı” ile “Eksiksiz soruşturma ve Tek Celsede Duruşma” prensipleri uyarınca, soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcılarının makul sürede bütün delilleri toplamaları, sadece mahkûmiyetle sonuçlanacağını değerlendirdikleri hususları dava konusu yapmaları, beraatle sonuçlanacağını değerlendirdikleri eylemleri dava konusu yapmamaları, yâni bir nev’i filtre görevi yapmaları gerekir.

Bu prensiplerin hayata geçirilebilmesi için mevzuatımızda ilk defa. 5271 sayılı CMK/nun 160 / 2. maddesi hükmü ile: soruşturma evresinde Cumhuriyet savcılarına şüphelinin lehine olan delilleri de toplama ve şüphelinin haklarını koruma yükümlülüğü getirilmiş, ayrıca; 170 ve 174. madde hükümleri ile de iddianamenin iadesi kuruntuna yer verilmiştir.

Soruşturma evresi uzun sürebilir. Ancak, kovuşturma evresinin yeni bir delil toplanmasına gerek kalmadan ve bir iki celsede bitirilmesi hedeflenmiştir.”

Kararda bylock programı için şöyle deniliyor:

“Şüphelinin Bylock kaydının bulunduğunun belirtilmesine rağmen bylock programı ile ilgili araştırma yapılmadığı, şüphelinin bu programı hangi tarihte kullanmaya başladığı kimlerle ne şekilde görüştüğü ve görüşme içeriklerinin tespit edilmediği.

Sanıktan ele geçen dijital verilerle ilgili incelemenin yapılması için yazılan müzekkere cevabının beklenmediği anlaşılmakla suçun sübutuna etki edebileceği kesin sayılan bir kanıt toplanmadan iddianame düzenlendiği düşünülerek 5271 sayılı CMK’ın 174/1 -b maddesi gereğince iddianamenin iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.”

Cezaevinde bulunan tutuklulara, AİHM başvurusu yapması için imzalatılması gereken formu cezaevi idaresine teslim ederken dilekçenin ekinde sunulması iyi olacaktır.

CEZAEVİ İDARESİNE